<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Bilal KAYA &#8211; PeyzaX</title>
	<atom:link href="https://www.peyzax.com/yazar/bilal-kaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.peyzax.com</link>
	<description>Peyzaj Mimarlığı, Şehir ve Bölge Planlama, Mimarlık ve Kentsel Tasarım Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jan 2026 17:46:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/04/cropped-peyzax-logo-icon-32x32.png</url>
	<title>Bilal KAYA &#8211; PeyzaX</title>
	<link>https://www.peyzax.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur?</title>
		<link>https://www.peyzax.com/turkiyeye-neden-yagmur-yagmiyor-barajlarda-su-biterse-ne-olur/</link>
					<comments>https://www.peyzax.com/turkiyeye-neden-yagmur-yagmiyor-barajlarda-su-biterse-ne-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilal KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2026 20:19:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Koruma]]></category>
		<category><![CDATA[EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.peyzax.com/?p=71333</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="2560" height="1396" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-scaled.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-scaled.png 2560w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-768x419.png 768w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-1536x838.png 1536w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-2048x1117.png 2048w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-850x464.png 850w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" title="Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur? 1"></div>Türkiye son yıllarda alışılmış yağış düzenlerinin dışına çıkan endişe verici bir kuraklık dönemiyle karşı karşıya. Birçok kişi gökyüzüne bakıp aynı soruyu soruyor: “Neden yağmur yağmıyor?”&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><img width="2560" height="1396" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-scaled.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-scaled.png 2560w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-768x419.png 768w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-1536x838.png 1536w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-2048x1117.png 2048w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_bkx9rubkx9rubkx9-850x464.png 850w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" title="Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur? 8"></div>
<p>Türkiye son yıllarda alışılmış yağış düzenlerinin dışına çıkan endişe verici bir kuraklık dönemiyle karşı karşıya. Birçok kişi gökyüzüne bakıp aynı soruyu soruyor: <strong>“Neden yağmur yağmıyor?”</strong> Musluklarımızdan akan suyun azalması, tarlalardaki çatlak topraklar ve dolup taşması gereken barajların dip seviyeleri hepimizi düşündürüyor. Peki yağmurlar neden bu kadar azaldı ve eğer barajlarımızdaki su tükenirse bizi neler bekliyor? Bu soruların cevaplarını ararken hem bilimsel verileri hem de günlük yaşamdan örnekleri ele alalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuraklık Eğilimleri: Türkiye’de Yağışlar Neden Azalıyor?</h2>



<p>Son yıllarda Türkiye genelinde yağış miktarlarında belirgin bir düşüş ve düzensizlik yaşanıyor. Örneğin, 2023’ün Ocak ayında ülke geneli yağışlar uzun yıllar ortalamasına göre %52, bir önceki yılın Ocak ayına göre %62 azaldı ve bu, 22 yılın en düşük Ocak yağışına işaret etti[1][2]. Kuraklığın şiddeti özellikle yaz mevsimlerinde iyice görünür hale geldi. 2025 yazında Türkiye’ye düşen yağmur, normalin yarısından bile az kalarak ortalama sadece 30 mm’ye düştü (uzun yıllar ortalaması 64 mm)[3][4]. Marmara ve Karadeniz Bölgeleri 2025 yazında son 65 yılın en düşük yağışlarını aldı; Ege Bölgesi’nde yaz yağmurları son 16 yılın, İç Anadolu ve Akdeniz’de ise yaklaşık son 17 yılın en düşük seviyelerine geriledi[4]. Yaz boyunca bazı iller neredeyse hiç yağış yüzü görmedi: Çanakkale’de yaz yağışı normalin %93 altında kalırken, İstanbul’da %90 azaldı<a href="https://www.aa.com.tr/tr/gundem/istanbulda-son-65-yilin-en-kurak-yazi-yasandi/3716535#:~:text=Azalma%20oran%C4%B1%20Marmara%2C%20Ege%20ve,kesiminde%20y%C3%BCzde%2080%27in%20%C3%BCzerine%20%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1" rel="nofollow noopener" target="_blank">[5]</a>. Ülkemizin pek çok bölümü artık <strong>“olağanüstü kurak”</strong> kategorisinde değerlendiriliyor.</p>



<p>Meteorolojik veriler bölgesel farklılıklara da işaret ediyor. <strong>İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Trakya</strong> gibi bölgelerde yağış miktarları uzun yıllar ortalamasının %40-60 altında seyrederek kuraklığın merkezi haline geldi<a href="https://surkad.org.tr/bulten/iklim-degisikligi-ve-turkiyede-son-aylarda-yasanan-kurakligin-gidaya-erisim-uzerindeki-etkileri/#:~:text=T%C3%BCrkiye%2C%202024%20ve%202025%20y%C4%B1llar%C4%B1nda,g%C3%BCvenli%C4%9Fi%20%C3%BCzerinde%20ciddi%20sonu%C3%A7lar%20do%C4%9Furmaktad%C4%B1r" rel="nofollow noopener" target="_blank">[6]</a>. Mesela Marmara Bölgesi, 2025 itibarıyla son 63 yılın en düşük yağış düzeylerini gördü[7]. Güneydoğu Anadolu’da durum daha da çarpıcı; bölge 2025 yılında son 65 yılın en az yağışını alarak olağanüstü kurak bir yıl geçirdi[8]. Akdeniz Bölgesi de benzer şekilde kuraklık rekorları kırdı – 2025, Akdeniz için son 51 yılın en düşük yağışlı yılı oldu[9]. Öte yandan her yer kurak değil: Doğu Karadeniz gibi bazı kuzey bölgelerde yağışlar normalin üzerine çıktı ve nispeten toparlanma görüldü[10]. Yani Türkiye, kuzeyde sellerle boğuşurken güneyde kuraklığa teslim olabilen, uç örneklerin aynı anda yaşandığı bir iklim dengesizliği ile karşı karşıya.</p>



<p>Bu veriler ışığında, 1 Ekim 2024 – 30 Eylül 2025 arasındaki “<strong>2025 su yılı</strong>” yağış ortalaması ülke genelinde sadece 422,5 mm olarak gerçekleşti[11]. Bu miktar, uzun yıllar ortalamasının %26 altında ve bir önceki yıla göre %29 daha az yağış demek; kısacası <strong>son yarım yüzyılın en kurak dönemi</strong> kaydedildi[11]. Bir uzman bu durumu “2025 su yılı, Türkiye için tarihi bir kuraklık dönemi olarak kayıtlara geçmiştir” sözleriyle özetliyor[12]. Yağmurların azalmasıyla birlikte sıcaklıklar da yükselişte; 2025 yılı genelinde ortalama sıcaklık normallerin yaklaşık 0,8°C üzerinde seyretti ve bu ısı artışı toprağı ve su kaynaklarını ekstra kuruttu[13].</p>



<p>Peki <strong>“Türkiye’ye neden yağmur yağmıyor?”</strong> Bu sorunun basit bir cevabı yok, ancak bilim insanları iklimdeki büyük ölçekli değişimlerin ve alışılmadık atmosferik dolaşım desenlerinin rolüne dikkat çekiyor. Orta enlemlerdeki yüksek basınç sistemlerinin Türkiye üzerinde uzun süreli hakimiyet kurduğu dönemler arttı; bu yüksek basınç alanları gökyüzünü adeta bir kapak gibi kapatıp yağış getiren alçak basınç sistemlerini engelliyor. Sonuç olarak, mevsim normallerinde beklenen yağışlar yerine uzun süreli yağışsız periyotlar yaşanıyor. Ardından gelen kısa süreli yağışlar ise çoğunlukla sağanak şeklinde olup toprağa nüfuz edemeden akıp gidiyor. <strong>Yağış rejimindeki bu değişim</strong>, yani yağmurun zamanlamasının ve şiddetinin anormalleşmesi de kuraklık sorununu derinleştiriyor. Uzmanlar, eskiden düzenli yağan sonbahar ve kış yağmurlarının artık daha seyrek ve düzensiz geldiğini, yağdığında ise birden aşırı yağışla sel getirdiğini vurguluyor. Bu durum toprağın suyu emmesine fırsat vermeden yüzey akışına yol açarak barajlara ve yeraltı sularına beklenen katkıyı yapmıyor[14]. Yani <strong>“yağmur yağmıyor”</strong> derken, aslında yağmurun hem miktarı azalıyor hem de yanlış şekilde yağıyor diyebiliriz. Bunun arkasında da iklim değişikliğinin payı büyük.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İklim Değişikliği ve Azalan Yağışların İlişkisi</h2>



<p>Küresel iklim değişikliği, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hava olaylarının düzenini sarsıyor. Atmosfer ve okyanusların ısınması, yağışların coğrafi ve mevsimsel dağılımını değiştiriyor. Türkiye coğrafi olarak yarı kurak kuşakta yer alan ve yağışının büyük kısmını kış aylarında alan bir ülke. Ancak daha sıcak kışlar ve baharlar, yağmur getiren sistemlerin zayıflamasına veya yön değiştirmesine neden oluyor. Bilimsel projeksiyonlar oldukça endişe verici: Yüzyılın sonuna kadar Türkiye’de yıllık yağışların %30’a varan oranda azalabileceği öngörülüyor<a href="https://www.numedya24.com/kuresel-bir-felaket-milyonlarca-insani-etkiliyor-turkiyenin-yuzde-88i-collesme-riski-altinda/#:~:text=T%C3%BCrkiye%20ise%20%C3%A7%C3%B6lle%C5%9Fme%20riski%20en,kar%C5%9F%C4%B1%20kar%C5%9F%C4%B1ya%20oldu%C4%9Fu%20ifade%20edildi" rel="nofollow noopener" target="_blank">[15]</a>. Yani bugünün gençleri yaşlandığında, eğer küresel ısınma bu hızla devam ederse, ülkede iklim bugünkünden çok daha kurak bir yapıya bürünebilir. İklim modelleri ayrıca yağışların mevsim içinde dağılımının da dengesizleşeceğini, suyun ya çok kısa sürede çok fazla ya da uzun süre hiç gelmeyecek şekilde düşeceğini gösteriyor. <strong>Kuraklık riski “yeni normal” haline gelme eğiliminde.</strong></p>



<p>Türkiye’nin ortalama sıcaklığı son birkaç on yılda belirgin biçimde arttı; daha sıcak bir atmosfer, daha fazla buharlaşma demek. Yeryüzünden kalkan nem miktarı arttıkça, yağış oluşumu için bazen paradoksal şekilde daha zor koşullar doğuyor – havada nem olsa da bunu yağmur olarak “sıkıştırıp” indirecek sıcaklık ve basınç dengesi zor yakalanıyor. Ayrıca sıcaklık artışı kar yağışını da azaltıyor. Özellikle yüksek dağlarımızda kışın yeterince kar birikmemesi, ilkbaharda nehirlerimize ve barajlarımıza daha az su gelmesi anlamına geliyor. Son yıllarda “kar yağmadan geçen kışlar” bazı bölgelerde normal hale geldi. Örneğin uzmanlar 2025-2026 kışının da pek çok bölgede ılık ve yağış fakiri geçeceğini, kar yağışlı gün sayısının Ankara, Konya, Eskişehir gibi şehirlerde çok azalabileceğini belirtiyor<a href="https://www.aa.com.tr/tr/yesilhat/bilim/bu-kis-ilik-ve-kurak-gecebilir-ancak-surpriz-soguklar-da-gorulebilir/1828161#:~:text=artt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20s%C3%B6yledi" rel="nofollow noopener" target="_blank">[16]</a>. <strong>Kar sularının azalması</strong>, yazın barajlarımızı besleyen can suyu kaynakların da kuruması demek.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1300" height="867" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/ChatGPT-Image-4-Oca-2026-23_13_49.png" alt="" class="wp-image-71351" title="Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur? 2" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/ChatGPT-Image-4-Oca-2026-23_13_49.png 1300w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/ChatGPT-Image-4-Oca-2026-23_13_49-768x512.png 768w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/ChatGPT-Image-4-Oca-2026-23_13_49-850x567.png 850w" sizes="(max-width: 1300px) 100vw, 1300px" /><figcaption>Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur? 5</figcaption></figure>



<p>İklim krizinin bir diğer sonucu da aşırı hava olaylarının sıklaşması. Yani bir yanda uzun süreli kuraklıklar, diğer yanda beklenmedik şiddette yağışlar ve seller. 2023 ve 2024 yıllarında Karadeniz’de ve Akdeniz’de yaşanan ani sel felaketleri bunun örnekleri. Bu aşırı yağışlar ne yazık ki kuraklığı telafi etmiyor; tam tersine can ve mal kaybına yol açarken, toprağı sürükleyip verimliliği azaltıyor. Bir bakıma iklim değişikliği, <strong>yağmurun “ayarını” bozmuş durumda</strong> – ihtiyacımız olduğunda yağmur gelmezken, hiç beklemediğimiz anda afete dönüşecek kadar yükleniyor.</p>



<p>Tüm bu tablo, Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı kırılganlığını ortaya koyuyor. Resmi raporlara göre ülke topraklarının %88’i çölleşme riski altında bulunuyor<a href="https://www.numedya24.com/kuresel-bir-felaket-milyonlarca-insani-etkiliyor-turkiyenin-yuzde-88i-collesme-riski-altinda/#:~:text=T%C3%BCrkiye%20ise%20%C3%A7%C3%B6lle%C5%9Fme%20riski%20en,kar%C5%9F%C4%B1%20kar%C5%9F%C4%B1ya%20oldu%C4%9Fu%20ifade%20edildi" rel="nofollow noopener" target="_blank">[15]</a>. Yani yanlış giden bir şeyleri acilen düzeltmezsek, topraklarımızın büyük bir kısmı verimsiz, kupkuru arazilere dönüşebilir. İklim krizinin etkilerini her geçen gün daha somut hissediyoruz: kuruyan göller, erken gelen sıcaklar, bitki örtüsündeki değişimler… Artık iklim değişikliği soyut bir geleceğe ait senaryo değil; <strong>bugünün yağmurunu da çalan somut bir gerçeklik</strong>.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Barajlarda Su Alarmı: Resmi Verilerle Son Durum</h2>



<p>Kuraklık, en net etkisini su kaynaklarımızda gösteriyor. Yağmur ve kar azaldıkça nehirler cılız akıyor, barajlarımız dolmuyor. Türkiye genelindeki barajların doluluk oranı bölgeden bölgeye farklılık gösterse de genel manzara düşündürücü. Devlet Su İşleri’nin verilerine göre 2024 sonunda ülke genelinde barajların ortalama doluluk oranı %57 civarındaydı[17]. Bu oran belki ilk bakışta yarı yarıya dolu gibi gelebilir, ancak ülke ortalaması böyleyken bazı kritik bölgelerde barajlar neredeyse boş durumda. Örneğin 2024 Kasım ayında İstanbul barajlarının doluluğu %30 seviyesine kadar düşerek son 10 yılın en düşük seviyesini gördü; Alibeyköy Barajı gibi bazıları sadece %6 doluluğa inmişti[18]. Ne yazık ki 2025 yazında yeterli yağış alınamaması durumu daha da kötüleştirdi. <strong>İstanbul</strong> gibi 16 milyonluk bir megakent, 2026 yılı başına gelindiğinde içme suyu kaynaklarında kritik eşiklere geriledi. 3 Ocak 2026 itibarıyla İstanbul barajlarının ortalama doluluk oranı sadece <strong>%18,86</strong> olarak ölçüldü[19]. Bu, barajların beşte dördünün boş olduğu anlamına geliyor. Üstelik bazı önemli barajlar neredeyse tamamen kurumuş halde: İstrancalar Barajı %1 doluluk civarında, Kazandere Barajı %0,5 ile dip seviyede, Alibey ise %2,6 ile adeta bir gölcüğe dönüşmüş durumda[20]. İstanbul’da 2025 yılında baraj dolulukları mevsimsel dalgalanmalar yaşadı; Nisan 2025’te şehir barajları yağışlarla %81 doluluğa ulaşmışken, uzun ve kurak geçen yazın sonunda Kasım 2025’te %18,38’e kadar geriledi. Bu dalgalanma, yağış almadığımız birkaç ayın bile koca şehri nasıl susuz bırakma noktasına getirdiğini ortaya koyuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="1300" height="709" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_9wp5269wp5269wp5-scaled.png" alt="" class="wp-image-71347" title="Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur? 3" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_9wp5269wp5269wp5-scaled.png 1300w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_9wp5269wp5269wp5-768x419.png 768w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_9wp5269wp5269wp5-1536x838.png 1536w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_9wp5269wp5269wp5-2048x1117.png 2048w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_9wp5269wp5269wp5-850x464.png 850w" sizes="(max-width: 1300px) 100vw, 1300px" /><figcaption>Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur? 6</figcaption></figure>



<p>Sadece İstanbul değil, <strong>Ankara</strong> da benzer bir tehlikeyle yüz yüze. Başkent Ankara’nın barajları 2025 sonbaharında hızla boşaldı ve 3 Ocak 2026 itibarıyla toplam doluluk oranı sadece <strong>%12,31</strong> seviyesine indi[21]. Daha da kaygı verici olan, elde kalan suyun büyük kısmının kullanılamaz durumda olması: Yetkililer Ankara’daki kullanılabilir içme suyu miktarının toplam kapasitenin yalnızca <strong>%1,1</strong>’i kadar kaldığını belirtiyor[21]. Bu, barajların dibindeki suyun tortulu veya teknik olarak çekilemez noktada olduğunu gösteriyor. Başka bir deyişle, <strong>Ankara musluklarından akan suyun tamamen kesilmesine ramak kaldı</strong> demek hiç abartı değil.</p>



<p>Durum sadece büyük şehirlerle de sınırlı değil. Anadolu’nun dört bir yanından irili ufaklı barajlardan alarm zilleri geliyor. 2025 yazında Hatay’daki <strong>Yarseli Barajı</strong>, doluluk oranı %5’in altına düşerek neredeyse kuruma noktasına geldi; bu, Amik Ovası için son 65 yılın en kurak dönemi anlamına geliyor[22]. Yine Kastamonu’da Karaçomak Barajı yaz ortasında %20’lere inince baraj gölünde toplu balık ölümleri yaşandı[23]. Ege’de Muğla’daki Mumcular Barajı gibi bazı barajlar 2023’te tamamen kurudu ve hizmet dışı kaldı[24]. Sulak havzalarıyla bilinen İç Anadolu’da Tuz Gölü, Eber Gölü gibi doğal göllerimiz uzun süredir alarm veriyor; bir kısmı tamamen kurudu, bazıları ise haritalardan silinecek kadar çekildi. Van Gölü’nde su seviyesinin gerilediğine, Gediz’de Menderes’te nehir yataklarının daraldığına şahit oluyoruz[25]. <strong>Türkiye adeta kurumaya yüz tutuyor</strong>: 240 doğal gölden 186’sının kuruduğuna dair raporlar var[26]. Bu tablo, su yönetimi ve iklim politikaları konusunda acil adımlar atılması gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Su Biterse: Olası Senaryolar ve Riskler</h2>



<p>Barajlarımızdaki su kritik seviyelere inmiş durumda; peki ya <strong>yağmur yine yağmazsa ve barajlarda su biterse</strong>? Böylesi bir durumda günlük hayatımızdan ekonomiye, tarımdan ekosistemlere dek her alanda ciddi sonuçlarla karşılaşacağız. Kulağa felaket senaryosu gibi gelse de bazı şehirlerimizde “musluklardan su akmama” ihtimali konuşulmaya başlandı bile. Örneğin Ankara’da yetkililer su kesintisi takvimlerini gündeme getirmeye hazırlanıyor, İstanbul ise alternatif su kaynakları arayışında. <strong>Su tamamen tükenirse</strong> şehirler için en temel sorun içme ve kullanma suyu olacak. Musluklardan su akmadığında günlük ihtiyaçları karşılamak için su tankerleri ve paketlenmiş sular devreye girecek. Bu da suyun karneyle dağıtılması, uzun kuyruklar ve yüksek maliyetler anlamına gelebilir. Temizlik, hijyen ve sağlık alanında büyük sıkıntılar yaşanabilir; su kesintileri salgın hastalık risklerini bile artırır, zira ellerimizi yıkayamaz, temel sanitasyon şartlarını sağlayamaz hale gelebiliriz.</p>



<p>Barajların boşalması enerji üretimini de vuracak. Türkiye hidroelektrik potansiyeli yüksek bir ülke; pek çok barajımız aynı zamanda elektrik üretimi yapıyor. Su akışı durursa hidroelektrik santraller devre dışı kalır, bu da elektrik arzında açık anlamına gelir. Özellikle yaz aylarında artan klima kullanımıyla talep yükselirken barajlardan enerji gelmezse, elektrik kesintileri veya pahalı enerji ithalatı gündeme gelebilir. Örneğin 2025’te bazı baraj göllerinde su seviyesi düşünce hidroelektrik üretiminin düştüğü ve bunun enerji fiyatlarına yansıdığı rapor edilmişti. Baraj suyu bitince sadece elektrik değil, sanayide kullanılan su da sıkıntıya girer; fabrikalar üretimi kısmak zorunda kalabilir. Özellikle gıda, içecek, tekstil gibi suya bağımlı sektörler durma noktasına gelebilir ki bu ekonomik durgunluk ve iş kayıpları demektir.</p>



<p>En hayati etki ise tarım sektöründe görülecek. <strong>Sulama yapılamazsa</strong> tarlalar kısa sürede çoraklaşır. Çiftçiler ürün alamaz, hayvanlar susuz kalır. Tahıl ambarı Konya Ovası’ndan Çukurova’ya, Gediz’den Harran’a kadar pek çok tarım bölgesi baraj ve nehir sularına bel bağlamış durumda. Su bittiğinde ekinler kavrulacak, verimler dramatik şekilde düşecektir. Uzmanlar bazı kritik tarım bölgelerinde ürün kayıplarının şimdiden %50’leri aştığını belirtiyor<a href="https://www.aa.com.tr/tr/yesilhat/dogal-yasam/turkiyede-temmuz-eylul-doneminde-kuraklik-son-10-yil-ortalamasinin-yuzde-10-uzerinde-gerceklesti/1827727#:~:text=Kad%C4%B1o%C4%9Flu%2C%20tar%C4%B1msal%20kurakl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%20etkilerine%20dikkati,de%C4%9Ferlendirmesinde%20bulundu" rel="nofollow noopener" target="_blank">[27]</a>. 2024 yılında buğday üretimi kuraklık yüzünden 18,6 milyon tona düştü ki bu son yılların en düşük seviyesiydi<a href="https://surkad.org.tr/bulten/iklim-degisikligi-ve-turkiyede-son-aylarda-yasanan-kurakligin-gidaya-erisim-uzerindeki-etkileri/#:~:text=match%20at%20L90%20,40%E2%80%99a%20kadar%20%C3%A7%C4%B1km%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r" rel="nofollow noopener" target="_blank">[28]</a>. Eğer su sıkıntısı devam ederse bu rakam daha da düşebilir. Zaten 2024 yazında Adana’nın Seyhan ovasında su yokluğundan dolayı bazı çiftçilerin sonbahar ekimini yapması yasaklanmıştı<a href="https://surkad.org.tr/bulten/iklim-degisikligi-ve-turkiyede-son-aylarda-yasanan-kurakligin-gidaya-erisim-uzerindeki-etkileri/#:~:text=18,nedeniyle%20sonbahar%20ekimleri%20yasaklanm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r" rel="nofollow noopener" target="_blank">[29]</a> – düşünün, ülkenin en verimli ovalarından birinde tarlalar boş bırakıldı. Böyle devam ederse gıda arzında ciddi açıklar oluşabilir. Temel besin maddelerinde kendine yetememe riski belirir ve ithalata bağımlılık artar. Ancak küresel iklim krizi birçok ülkeyi etkilediği için, ihtiyaç duyduğumuz ürünleri dışarıdan bulmak da zorlaşabilir veya çok pahalıya mal olabilir.</p>



<p>Su kıtlığının toplumsal etkileri de büyük olacaktır. Kırsal kesimde yaşayanlar susuzluk yüzünden büyük kentlere göç etmek zorunda kalabilir. <strong>“İklim göçü”</strong> denilen olgu, dünyada kuraklık yaşayan bölgelerde şimdiden başladı bile. Su olmadan tarım yapamayan, hayvancılığı döndüremeyen insanlar çareyi başka yerlere gitmekte buluyor. Bu da şehirlerde yeni sosyoekonomik sorunlar anlamına gelecek. Ayrıca suya erişim kısıtlandığında toplumsal huzursuzluklar, hatta su kaynakları üzerinde anlaşmazlıklar doğabilir. Tarih boyunca nehir ve su hakları yüzünden çıkan gerilimler malum; benzer şekilde iç bölgelerde komşu şehirler arasında bile su rekabeti yaşanabilir.</p>



<p>Ekosistemlerimiz de susuzluğun yükünü ağır biçimde hissedecek. Göllerin, akarsuların kuruması demek orada yaşayan balıkların, kuşların, tüm canlıların yaşam alanlarını kaybetmesi demek. Sulak alanlar yok olursa göçmen kuşlar konaklayacak yer bulamaz; tatlı su balıkları türleri hızla azalır. Ormanlarımız nem yoksunluğundan kurur, yangınlara daha açık hale gelir. Nitekim çok kurak geçen 2021 yazında Muğla ve Antalya’daki büyük orman yangınlarında düşük nem ve susuzluk önemli bir etkendi. Yeraltı su seviyeleri de düşmeye devam ederse, Konya Ovası’nda görüldüğü gibi obruk denen devasa toprak çöküntüleri artarak geniş alanları yutabilir<a href="https://www.aa.com.tr/tr/yesilhat/dogal-yasam/turkiyede-temmuz-eylul-doneminde-kuraklik-son-10-yil-ortalamasinin-yuzde-10-uzerinde-gerceklesti/1827727#:~:text=kay%C4%B1plar%C4%B1%20y%C3%BCzde%2085%27e%20ula%C5%9Ft%C4%B1,de%C4%9Ferlendirmesinde%20bulundu" rel="nofollow noopener" target="_blank">[30]</a>. Topraklarımız çatlayıp toz haline gelirken, biyoçeşitlilikten geriye maalesef çok az şey kalabilir.</p>



<p>Özetle, <strong>barajlarda su biterse hayatın her alanı derinden sarsılacak</strong>. Musluktan su akmaması belki şehirde yaşayan için en görünür kabus ama perde arkasında gıda krizi, ekonomik durgunluk, çevresel çöküş gibi zincirleme etkiler olacak. Bu karamsar tabloyu yaşamamak için hemen şimdi harekete geçmek gerekiyor. Hem makro ölçekte devlet politikaları hem de mikro ölçekte günlük yaşam alışkanlıkları hızla değişmezse, suyun tükenmesi gibi bir felaket senaryo olmaktan çıkıp gerçek olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuraklığın Şehirden Tarlaya Etkileri</h2>



<p>Kuraklığın etkilerini aslında şimdiden yaşamaya başladık bile. Su sıkıntısı, <strong>şehir hayatından tarıma, doğal yaşamdan ekonomiye kadar geniş bir yelpazede</strong> kendini hissettiriyor. İşte kuraklığın farklı alanlardaki somut yansımaları:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Şehir Yaşamı:</strong> Büyük kentlerde baraj seviyeleri düşünce su kesintileri ufukta belirmeye başladı. İstanbul ve Ankara gibi metropollerde yetkililer halkı su tasarrufuna çağırıyor; park ve bahçe sulamalarında kısıtlamalar getiriliyor. Örneğin İstanbul’da yaz aylarında bazı parkların çimleri susuzluktan sarardı, süs havuzları kapatıldı. Birçok şehirde vatandaşlar <strong>“acaba bugün sular kesilir mi?”</strong> diye endişe ederek yaşıyor. Su basıncı düşen üst katlarda oturanlar, ellerinde bidonlarla belediye tankerlerini beklemek zorunda kalabiliyor. Ayrıca su kıtlığı hijyen sorunlarını da beraberinde getiriyor; hastaneler, okullar gibi kritik yerlerde su tasarrufu planları yapılmak zorunda. Şebeke suyu azalınca kuyu suyu veya damacana su kullanımına yönelim artıyor ki bu hem ekonomik olarak yük getiriyor hem de her damacana su, kaynaklardan çekilen ekstra su demek. Sonuçta şehirde yaşam kuraklıkla birlikte pahalılaşıyor ve zorlaşıyor.</li>



<li><strong>Tarımsal Üretim ve Gıda Güvenliği:</strong> Kuraklık en çok çiftçiyi vuruyor. Yağmur yağmadığında çiftçi tarlasını sulamak için baraj suyuna, nehire veya yeraltı suyuna yöneliyor, fakat onlar da kurumuşsa yapacak bir şey kalmıyor. <strong>Verim kayıpları</strong> pek çok üründe rekor seviyelere ulaştı. Tahıl üretiminde ülke genelinde %10’lar civarında düşüş görülürken, bazı bölgelerde %40’a varan ürün kayıpları yaşandı<a href="https://surkad.org.tr/bulten/iklim-degisikligi-ve-turkiyede-son-aylarda-yasanan-kurakligin-gidaya-erisim-uzerindeki-etkileri/#:~:text=,40%E2%80%99a%20kadar%20%C3%A7%C4%B1km%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r" rel="nofollow noopener" target="_blank">[31]</a>. Buğday, ayçiçeği, mısır gibi stratejik ürünlerde rekolteler düştü; örneğin 2024’te buğday üretimi kuraklık nedeniyle son yılların en düşük seviyesine geriledi<a href="https://surkad.org.tr/bulten/iklim-degisikligi-ve-turkiyede-son-aylarda-yasanan-kurakligin-gidaya-erisim-uzerindeki-etkileri/#:~:text=match%20at%20L90%20,40%E2%80%99a%20kadar%20%C3%A7%C4%B1km%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r" rel="nofollow noopener" target="_blank">[28]</a>. Kuraklığın devamı halinde kendi kendine yeten ülke olma hedefimiz büyük darbe alacak. <strong>Gıda fiyatları</strong> da kuraklıktan nasibini aldı: Sulama yapılamaması ve ürün azlığı nedeniyle pazar tezgahlarında sebze-meyve fiyatları uçuşa geçti. 2024 sonunda gıda enflasyonu %72 gibi astronomik bir orana ulaştı<a href="https://surkad.org.tr/bulten/iklim-degisikligi-ve-turkiyede-son-aylarda-yasanan-kurakligin-gidaya-erisim-uzerindeki-etkileri/#:~:text=match%20at%20L48%20enflasyonu%202024,T%C3%9C%C4%B0K%2C%202025" rel="nofollow noopener" target="_blank">[32]</a>. Temel gıda maddelerinin arzı daralınca bu durum dar gelirli ailelerin sofrasına yansıdı; birçok hane et, süt, bakliyat gibi besinlere erişimde sıkıntı yaşıyor. Tarımsal üretimdeki düşüş sadece çiftçiyi değil, tüm ülkeyi ilgilendiriyor çünkü <strong>kıtlık riski</strong> bile konuşulmaya başlanıyor. Ayrıca kuraklık nedeniyle çiftçiler borçlarını ödeyemiyor, iflas edenler çoğalıyor ve kırsalda yoksulluk derinleşiyor.</li>



<li><strong>Biyoçeşitlilik ve Ekosistemler:</strong> Suların çekilmesi doğayı da susuz bırakıyor. Sulak alanlarımız daraldıkça su kuşları göç yollarını değiştirmeye başladı; örneğin Manyas Kuş Cenneti’nde ve Tuz Gölü’nde kuş popülasyonları ciddi azalma eğiliminde. Nehirlerimizde balık ölümleri artık haber rutini haline geldi. <strong>Ekosistemler arası denge bozuluyor</strong>: bir yerde baraj kuruyunca sadece insan değil, oraya bağımlı tüm canlılar etkileniyor. Balıklar ölüyor, su samurları ortadan kayboluyor, su bitkileri yok oluyor. Zincirleme olarak bu canlılarla beslenen yırtıcılar da aç kalıyor. Kuraklık ormanları da zayıflatıyor; toprak ve bitki örtüsü nem kaybedince orman yangınları için adeta yanıcı madde birikmiş oluyor. Son yıllarda çok geniş orman alanlarını kül eden yangınlarda aşırı sıcaklık ve kuraklık önemli bir faktördü. Ayrıca toprak nemini kaybedince ağaçlar zayıflıyor, böcek istilaları artıyor ve orman ekosistemleri strese giriyor. <strong>Yeraltı suları</strong> da çekildiğinden, birçok doğal kaynak suyu ve pınar kurudu; Anadolu’nun dört bir yanındaki köyler asırlık su kaynaklarını kaybediyor. Bu da hem kültürel hem doğal mirasın yitimi anlamına geliyor. Kısacası kuraklık, doğal yaşamı sessiz ama çok yıkıcı bir şekilde tehdit ediyor.</li>



<li><strong>Ekonomi ve Enerji:</strong> Kuraklığın ekonomik faturası da ağır. Tarım ve hayvancılıkta düşen üretim, milli gelirde azalma ve ithalat faturasının kabarması anlamına geliyor. Gıda fiyatlarının artması enflasyonu körüklüyor, yaşam pahalılığı tırmanıyor. Kırsaldan kente göç baskısı artınca şehirlerde işsizlik ve gecekondulaşma gibi sorunlar büyüyor. Su sıkıntısı sanayide üretimi sekteye uğratıp fabrika kapasitelerini düşürüyor; özellikle su yoğun sektörler (içecek, gıda, tekstil, enerji) risk altında. Hidroelektrik üretimi düşünce enerji açığını kapatmak için daha fazla doğalgaz veya kömür kullanmak gerekiyor, bu da enerji maliyetlerini ve karbon emisyonlarını artırıyor. Yani kuraklık bir kısır döngü de yaratıyor: Kuraklık artıyor diye fosil yakıt tüketimi artarsa iklim değişikliği hızlanıyor, bu da daha fazla kuraklık getiriyor. Ayrıca suyun paylaşılamaması uluslararası ilişkileri bile etkileyebilir – örneğin Fırat ve Dicle gibi sınır aşan suların azalması komşu ülkelerle gerilimlere yol açabilir. Sonuç olarak, kuraklık ekonomiyi de yıpratan stratejik bir mesele haline geldi.</li>
</ul>



<p>Görüldüğü gibi, <strong>kuraklık sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir kriz</strong>. Bugün yaşadığımız su stresi, gelecekte su krizi olarak adlandırılacak boyutlara ulaşabilir. Ancak umutsuzluğa kapılmak yerine çareleri konuşmanın tam zamanı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çözümler: Yerelden Ulusala Su Yönetimi</h2>



<p>Kuraklıkla mücadele ve su krizinin önlenmesi için kapsamlı çözümlere ihtiyaç var. Bu çözümler hem <strong>ulusal ölçekte politikaları</strong> hem de <strong>yerel düzeyde uygulamaları</strong> kapsamalı. İşte Türkiye’de suyun geleceğini kurtarmak için hayata geçirilmesi gereken başlıca adımlar:</p>



<p><strong>Sürdürülebilir Su Yönetimi Politikaları:</strong> Öncelikle devlet düzeyinde uzun vadeli bir su yönetimi planı şart. Sevindirici olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı Ulusal Su Planı gibi belgeler, 10 yıllık yol haritaları çiziyor[33]. Ancak kağıt üzerindeki stratejilerin sahaya yansıması gerekiyor. Havza bazında su bütçeleri çıkarılmalı, hangi bölgede ne kadar su var ve nasıl kullanılacak planlanmalı. <strong>Entegre havza yönetimi</strong> ile bir yerdeki suyun adil ve verimli paylaşımı sağlanmalı. Bunun için kurumlar arası koordinasyon (DSİ, meteoroloji, yerel yönetimler, vs.) güçlendirilmeli. Ayrıca su kanunları güncellenerek, iklim değişikliği koşullarına uyum sağlayacak esneklikte olunmalı. Örneğin kurak dönemlerde devreye girecek acil eylem planları ve su kullanım kısıtlamaları önceden belirlenmeli.</p>



<p><strong>Tarımsal Sulamada Verimlilik:</strong> Türkiye’de suyun yaklaşık %70’inden fazlası tarımda kullanılıyor. Ne yazık ki geleneksel sulama yöntemleriyle bu suyun büyük bölümü boşa gidiyor. Tarımda <strong>damla sulama, yağmurlama</strong> gibi verimli yöntemlerin yaygınlaştırılması kritik. Açık kanal sistemlerinden kapalı borulu sistemlere geçilmeli ki su buharlaşma ile kaybolmasın. Tarım arazilerine <strong>akıllı sulama teknolojileri</strong> entegre edilmeli; toprak nem sensörleri, hava durumu tahminleriyle entegre otomatik sulama gibi uygulamalar suyu idareli kullanmamızı sağlar. Devlet, çiftçilere modern sulama ekipmanları için teşvik ve hibe vermeli. Ayrıca ürün deseninin suya göre planlanması gerek. Su kıt bölgelerde çok su isteyen ürünler (örneğin pirinç, şeker pancarı) yerine daha az su tüketen ürünlere geçiş teşvik edilmeli. <strong>Kuraklığa dayanıklı tohum çeşitleri</strong> geliştirilmeli ve kullanılmalı. Bu sayede aynı suyla daha fazla verim almak mümkün olabilecektir.</p>



<p><strong>Altyapı İyileştirmeleri:</strong> Şehirlerde şebeke suyu altyapılarımız eski ve bakımsız olduğu için büyük kayıplar yaşanıyor. Bazı şehirlerde iletim hatlarındaki kaçak ve sızıntılar nedeniyle verilen suyun %40’ı kaybolabiliyor. İvedilikle şebeke yenileme projeleri başlatılarak bu <strong>kayıp-kaçak oranı</strong> düşürülmeli. Devlet, belediyelere bu konuda finansman ve teknik destek sağlamalı. Ayrıca yağmur sularının boşa akıp gitmesini önlemek için şehir altyapıları revize edilmeli: <strong>Yağmur suyu hasadı</strong> konsepti yaygınlaştırılmalı. Binaların çatılarına yağmur suyu depolama sistemleri kurulması teşvik edilmeli; toplanan yağmur suları bahçe sulama veya tuvalet rezervuarı gibi amaçlarla kullanılabilir. Kentsel planlamada yağmur suyunun toprağa infiltre olmasını sağlayacak yeşil alanlar ve geçirgen zeminler artırılmalı, betonlaşma kontrollü hale getirilmeli[34]. Böylece hem sel riski azalır hem de yeraltı suyu beslenir.</p>



<p><strong>Atık Suların Geri Kazanımı:</strong> Kullanılmış suların arıtılarak yeniden kullanılması, su krizine karşı en etkili çözümlerden biri olabilir. Evsel ve endüstriyel atık sular ileri arıtmadan geçirilip tarımsal sulamada veya sanayide tekrar kullanılabilir. Örneğin belediyeler arıtma tesislerini buna göre dönüştürüp, park ve bahçeleri artık temiz içme suyuyla değil, arıtılmış gri sularla sulamaya başlayabilir. Büyük şehirlerde <strong>atık su geri dönüşüm tesisleri</strong> kurulması gerekiyor. İstanbul İSKİ ve Ankara ASKİ gibi kurumların bu yönde pilot projeleri var ancak bunların yaygınlaşması lazım. Özellikle su sıkıntısı çeken kıyı kentlerinde deniz suyunun arıtılması (desalinasyon) da düşünülüyor. İleride İzmir gibi şehirler belki deniz suyunu tatlı suya çeviren tesislere yatırım yapmak zorunda kalacak.</p>



<p><strong>Ekosistem Odaklı Çözümler:</strong> Doğayı korumak, suyu korumanın ayrılmaz bir parçası. <strong>Ormanların ve sulak alanların korunması ve genişletilmesi</strong> su döngüsünü olumlu etkiler. Ormanlar yağışı çeker ve suyun toprağa süzülerek birikmesine yardımcı olur. Bu nedenle ülke genelinde ağaçlandırma seferberliklerine hız verilmeli. Özellikle baraj havzaları, nehir kenarları ve su toplama alanları ağaçlandırılmalı, erozyon önlenmeli. Kuruyan göllerimiz için acil rehabilitasyon planları hazırlanmalı; örneğin Marmara Gölü gibi tamamen kurumuş alanlara su takviyesi yapmak mümkün mü araştırılmalı, ya da en azından bu alanlar koruma altına alınıp ileride su döndüğünde tekrar canlanabilmesi için hazır tutulmalı. Ayrıca <strong>yapay sulak alan</strong> projeleri düşünülmeli; küçük çaplı göletler, bentler inşa ederek yağmur suyunu küçük cep göllerde toplamak kırsalda kuraklık etkisini azaltabilir.</p>



<p><strong>İklim Değişikliği ile Mücadele:</strong> Büyük resimde, yağışların azalmasının temel nedeni olan iklim değişikliğini yavaşlatmak da su sorununun nihai çözümü için şart. Türkiye, Paris İklim Anlaşması’na taraf oldu ve 2053 için net sıfır emisyon hedefi açıkladı. Bu hedeflere gerçekten ulaşabilirsek, küresel ısınmayı sınırlamaya katkı sunabiliriz. Özellikle fosil yakıtlardan çıkış, yenilenebilir enerjiye geçiş, enerji verimliliği gibi adımlar iklim krizini hafifletecektir[35][36]. Elbette tek başına Türkiye’nin yapacakları iklimi düzeltmeye yetmez, ancak dünya çabalarının parçası olmak bile geleceğin kuraklık riskini azaltmak açısından önemli.</p>



<p><strong>Yönetim ve Farkındalık:</strong> Tüm bu teknik çözümlerin yanı sıra, <strong>yönetişim ve halkın bilinçlendirilmesi</strong> çok kritik. Su krizini yönetmek için merkezi ve yerel yönetimler iş birliği içinde çalışmalı, şeffaf veriler paylaşmalı. Kuraklık erken uyarı sistemleri geliştirilmeli; meteoroloji kuraklık analizlerini düzenli yayınlıyor ama bu veriler tarım ve şehir planlamasına entegre edilmeli. Ayrıca suyun değeri konusunda toplumsal farkındalık yaratılmalı. Okullarda su tasarrufu eğitimleri verilmeli, medya kampanyaları ile suyun önemi sürekli vurgulanmalı. <strong>Su, stratejik bir varlık</strong> olarak görülüp ona göre davranılmalı. Nasıl ki bir enerji krizi olduğunda ulusal seferberlik ilan ediliyorsa, su için de benzer bir ciddiyet gerekiyor.</p>



<p>Özetle, hem <strong>“arka planda”</strong> devlet politikaları ve altyapılar düzeyinde hem de <strong>“ön planda”</strong> günlük uygulamalar düzeyinde geniş kapsamlı çözümler paketine ihtiyacımız var. Bu çözümlerden bazıları uzun vadede meyve verse de, harekete geçmek için bekleyecek zaman yok. Her damla değerli hale gelmeden önce değerini bilmek zorundayız.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="1600" height="873" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_8xgpkf8xgpkf8xgp-1-scaled.png" alt="" class="wp-image-71353" title="Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur? 4" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_8xgpkf8xgpkf8xgp-1-scaled.png 1600w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_8xgpkf8xgpkf8xgp-1-768x419.png 768w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_8xgpkf8xgpkf8xgp-1-1536x838.png 1536w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_8xgpkf8xgpkf8xgp-1-2048x1117.png 2048w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2026/01/Gemini_Generated_Image_8xgpkf8xgpkf8xgp-1-850x464.png 850w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /><figcaption>Türkiye’ye Neden Yağmur Yağmıyor? Barajlarda Su Biterse Ne Olur? 7</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Bireyler ve Belediyeler İçin Ne Yapabiliriz?</h2>



<p>Kuraklıkla mücadele sadece hükümetlerin veya çiftçilerin sorunu değil; <strong>her bir bireye ve özellikle yerel yönetimlere</strong> de büyük sorumluluk düşüyor. Su krizini önlemek için günlük yaşantımızda alacağımız küçük önlemler bile birleştiğinde büyük fark yaratabilir. İşte hem vatandaşlar hem de belediyeler için alınabilecek pratik ve etkili önlemler:</p>



<h3 class="wp-block-heading">Bireysel Adımlar</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Su Tasarrufu Alışkanlıkları:</strong> Günlük rutininizde su tasarrufu yapabileceğiniz birçok nokta var. Örneğin duş sürenizi kısaltın (5 dakikayı geçmesin), diş fırçalarken veya tıraş olurken musluğu açık bırakmayın. Bulaşık ve çamaşır makinelerini tam dolmadan çalıştırmayın. Evinizdeki musluklara ve duş başlıklarına su tasarruf aparatı (perlatör) takarak %30-50 su tasarrufu sağlayabilirsiniz. Küçük bir sızıntının bile yılda tonlarca su israf ettiğini unutmayın; damlayan muslukları ve sızdıran rezervuarları hemen tamir ettirin.</li>



<li><strong>Geri Dönüşüm ve Yağmur Suyu Kullanımı:</strong> Evde bir miktar suyu yeniden kullanmak da mümkün. Örneğin sebze-meyve yıkadığınız suyu atmak yerine balkon bitkilerini sulamaya ayırabilirsiniz. Klima cihazınızın ürettiği suyu bir kapta biriktirip temizlik suyu olarak kullanabilirsiniz. Mümkünse çatınızda veya balkonunuzda yağmur suyu biriktirmek için basit düzenekler kurun; toplanan suyu bahçe sulamada veya araba yıkamada kullanabilirsiniz. Bu yöntemler özellikle müstakil evler için çok değerli.</li>



<li><strong>Tüketim Alışkanlıkları:</strong> Su tasarrufu sadece musluğu kısmakla sınırlı değil, dolaylı su tüketimimizi de azaltmalıyız. Örneğin et üretiminin çok yüksek oranda su tükettiği biliniyor (1 kg sığır eti için yaklaşık 15 ton su harcanıyor[37]). Haftada birkaç gün et tüketimini azaltmak veya daha az su yoğun gıdalar tercih etmek bile su ayak izinizi düşürür. Gereksiz gıda israfından kaçının, çünkü çöpe atılan her yiyeceğin üretimi için su harcandı. Giysi, kağıt, enerji tasarrufu gibi konular da suyla bağlantılıdır – bilinçli tüketim genel olarak su kaynaklarını korumaya yardımcı olur.</li>



<li><strong>Ağaç Dikme ve Yeşil Alanlar:</strong> Mümkün olduğunca ağaç dikme kampanyalarına katılın, fidan sahiplenin. Kendi bahçeniz varsa uygun yerlere ağaç dikin. Ağaçlar yağmurun dostudur; çevrenizi yeşillendirerek küçük de olsa bir mikroiklim katkısı yapmış olursunuz. Mahallenizdeki yeşil alanların sulanması konusunda belediyenize baskı yapın; belki buralarda damla sulama sistemine geçmelerini sağlayabilirsiniz. Unutmayın, <strong>her ağaç bir su kulesidir</strong> aslında, toprağın su tutmasına ve yağış döngüsüne katkı sağlar.</li>



<li><strong>Farkındalık Yaratma:</strong> Çevrenizde suyun önemi hakkında farkındalık oluşturun. Ailenize, çocuklarınıza su tasarrufunu öğretin. Komşularınızı, arkadaşlarınızı bu konuda bilinçlendirin. Belki sosyal medyada su ile ilgili yararlı bilgiler paylaşabilirsiniz. Küçük bir örnek hareket, pek çok kişiye ilham verebilir. Ayrıca kuraklık yaşayan bölgelere yardım kampanyaları olursa destek olmaya çalışın (içme suyu yardımı vb.). Toplumsal dayanışma, kriz zamanlarında çok değerli.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">Belediyeler ve Yerel Yönetimler</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Altyapıda Kayıpları Önleme:</strong> Belediyeler içme suyu şebekelerindeki kaçakları azaltmak için acil tarama ve onarım ekipleri kurmalı. Geceleri sessiz boru hattı dinleme, akustik sensörler gibi teknolojilerle sızıntı noktalarını tespit edip onarmalılar[38]. Birçok belediyede su kayıp-kaçak oranlarını belirli bir süre içinde %30’un altına indirme hedefi kondu; bu hedefe ulaşmak için yatırımlar hızlanmalı. Ayrıca yeni yerleşim yerleri planlanırken su şebekesi ve yağmur suyu kanalları nüfus artışına uygun ve dayanıklı tasarlanmalı.</li>



<li><strong>Alternatif Su Kaynakları ve Depolama:</strong> Belediyeler mevcut su kaynakları yetmezse alternatifler yaratmalı. Mesela yağmur suyunu depolamak için kentsel alanlara büyük su tankları veya sarnıçlar inşa edilebilir. Eski tarihi sarnıçlar güncellenip yeniden kullanılabilir. Kıyı kentlerinde deniz suyu arıtma (desalinasyon) tesisleri kurmak gündeme alınmalı – bu pahalı bir yöntem ama teknolojik gelişmelerle ileride daha uygulanabilir hale gelebilir. Ayrıca yakın bölgeler arasında su transferi projeleri değerlendirilebilir (örneğin bir bölgede baraj doluyken diğerinde boşsa boru hatlarıyla desteklemek gibi), ancak bu ekolojik denge gözetilerek yapılmalı.</li>



<li><strong>Atık Su Arıtımı ve Yeniden Kullanım:</strong> Yerel yönetimler, arıtma tesislerinde arıtılan suları yeniden değerlendirme projeleri geliştirmeli. Örneğin İstanbul Belediyesi bir süredir bazı arıtma tesislerinden çıkan temizlenmiş suları park sulamalarında kullanıyor. Bu tür projeler artırılabilir. Yeni binalarda gri su ayrıştırma sistemleri teşvik edilerek, lavabolardan gelen nispeten temiz suların rezervuarlarda veya bahçe sulamada tekrar kullanımına imkan tanınabilir. Sanayi bölgelerinde arıtılan fabrika suları, çevredeki tarım arazilerine yönlendirilebilir (tabii kirlilik kontrolünden geçtikten sonra). <strong>Döngüsel su kullanımı</strong>, belediyelerin su stresini azaltacak en somut adımlardan.</li>



<li><strong>Şehir Planlamasında Yeşil Altyapı:</strong> Belediyeler, kentsel planlamada suyu merkeze koymalı. Daha fazla <strong>yeşil alan, kent ormanı, park</strong> oluşturarak hem şehir iklimini serinletmeli hem de yağış suyu tutma kapasitesini artırmalı. Yeni yapılan otopark, yol, kaldırım gibi altyapılarda geçirgen malzemeler kullanarak yağmur suyunun zemine geçmesine izin verilmeli. Böylece hem ani yağışlarda sel baskınları azalır hem de yeraltı su rezervleri beslenir. Belediyeler ayrıca çatı bahçeleri, yeşil çatılar gibi uygulamaları teşvik etmeli – bu sayede hem binaların ısı adası etkisi azalır hem de yağmur suyu emilir.</li>



<li><strong>Halkı Bilinçlendirme ve Teşvik:</strong> Yerel yönetimler su tasarrufu konusunda halkı bilinçlendirecek kampanyalar yürütmeli. Billboardlar, sosyal medya duyuruları, mahalle toplantıları ile <strong>“su tasarrufu seferberliği”</strong> ruhu yaratılabilir. Bazı belediyeler suyu çok tüketen abonelere uyarı mektupları gönderiyor, benzer uygulamalar yaygınlaştırılabilir. Aynı zamanda su tasarrufuna yönelik teşvikler de konulabilir: Örneğin yağmur suyu toplama sistemi kuran site ve evlere küçük vergi indirimleri, az su tüketen işletmelere ödüller verilebilir. Akıllı su saatleri ile haneler kendi tüketimlerini anlık takip edebilir ve yüksek kullanımda uyarı alabilir – belediyeler bu teknolojileri destekleyebilir.</li>



<li><strong>Acil Eylem Planları:</strong> Son olarak, belediyeler kuraklık ihtimaline karşı <strong>acil eylem planlarını</strong> hazır tutmalı. Su tamamen kritik düzeye inerse devreye girecek su dağıtım planları, kesinti programları adil ve düzenli şekilde önceden belirlenmeli ve halka duyurulmalı. Acil durum tanker filoları, mobil su arıtma üniteleri gibi ekipmanlar hazır bulundurulmalı. Böylece en kötü senaryoda bile kaos yaşamadan temel ihtiyaçlar karşılanabilir.</li>
</ul>



<p>Görüldüğü gibi, <strong>herkesin yapabileceği bir şeyler var</strong>. Bireyler evlerinde suyu idareli kullanarak, belediyeler altyapıyı düzeltip suyu akıllı yöneterek kuraklıkla mücadelede önemli katkılar sağlayabilir. Su tasarrufu ve verimli kullanım kültürünü toplum olarak benimsersek, hem bugünkü sıkıntıları hafifletebilir hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz. Unutmayalım: <strong>Su vatandır</strong> derler, gerçekten de suyumuzu korumak ülkemizi korumaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.peyzax.com/turkiyeye-neden-yagmur-yagmiyor-barajlarda-su-biterse-ne-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır?</title>
		<link>https://www.peyzax.com/cim-alanlarda-gubreleme-nasil-olmalidir/</link>
					<comments>https://www.peyzax.com/cim-alanlarda-gubreleme-nasil-olmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilal KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 06:50:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bahçe Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Peyzaj Mimarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Mühendisliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.peyzax.com/?p=67943</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="1300" height="975" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-3.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="cim-alanlarda-gubreleme (3)" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-3.jpg 1300w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-3-768x576.jpg 768w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-3-850x638.jpg 850w" sizes="(max-width: 1300px) 100vw, 1300px" title="Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 9"></div>Çim alanlar; toprak yüzeyini örterek sık şekilde gelişim gösteren, homojen bir görünüşe sahip ve sürekli biçilerek kısa tutulan; genellikle Graminea (Poaceae) familyasına dahil olan bitki&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><img width="1300" height="975" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-3.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="cim-alanlarda-gubreleme (3)" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-3.jpg 1300w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-3-768x576.jpg 768w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-3-850x638.jpg 850w" sizes="(max-width: 1300px) 100vw, 1300px" title="Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 22"></div>
<p>Çim alanlar; toprak yüzeyini örterek sık şekilde gelişim gösteren, homojen bir görünüşe sahip ve sürekli biçilerek kısa tutulan; genellikle <em>Graminea (Poaceae) </em>familyasına dahil olan bitki ve bitki topluluklarının bulunduğu, yapay olarak tesis edilmiş yeşil alan yüzeyleri şeklinde tanımlanmaktadır (Orçun, 1979; Avcıoğlu, 1997).</p>



<p>Park, bahçe, spor alanları, hava limanları, mezarlıklar, karayolu şevleri, baraj koruma alanları vb. ortamlarda da yaygın olarak kullanılan yeşil alan<strong><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Bu%C4%9Fdaygiller" rel="nofollow noopener" target="_blank"> buğdaygil bitkileri</a></strong>, yerine getirdikleri işlevlerle birlikte, ortama estetik açıdan da güzel ve engin görünümler kazandırmaktadırlar. Bu bitkiler peyzaj mekânlarına, derinlik, huzur, berraklık, temizlik ve düzen getirmekle birlikte, taze yeşil renkleriyle göze ve ruha hitap ederek dinlendirici, ferahlatıcı ve yaşama bağlayıcı etki yaratmaktadırlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1300" height="975" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-1.jpg" alt="" class="wp-image-67944" title="Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 10"><figcaption>Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 16</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Çim Bitkilerinin Faydaları</h2>



<p>Çim yüzeyler gündüz güneş ışıklarını emer, gece ise gündüz topladığı radyasyonu geri vererek ortamı olumlu yönde etkilerler (Beard, 1973). Transpirasyonla (terleme) su kaybederek, ortam sıcaklığının 5 <sup>o</sup>C’ye kadar azalmasını sağlarlar. Amaca uygun tesis edilen 1 m<sup>2</sup>’lik alanda yaklaşık 4000 adet sürgün oluşturarak ve enerji absorbe ederek bir klima gibi işlev görürler (Uzun, 1992; Avcıoğlu, 1997). Bu saydığımız özellikleri dışında çim bitkileri ayrıca, spor sahalarında seyircileri rahatsız eden toz sorununu ortadan kaldırmakta, yüzeysel yoğun saçak kök sistemleriyle de toprak muhafazasında önemli rol oynamakta, ayrıca yağmur ve kar sularının düzenli bir biçimde yeraltı sularına dönüşmesini sağlamaktadırlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1300" height="975" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-2.jpg" alt="" class="wp-image-67946" title="Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 11"><figcaption>Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 17</figcaption></figure>



<p>Görüldüğü gibi yeşil alanlar insan ve ekoloji açısından önemli peyzaj elemanlarıdır. Bu alanların bakım faaliyetlerinden olan gübreleme konusu önem arz etmektedir. Bu derleme yazısında çim alanların gübrelenmesi ile ilgili yerli ve yabancı literatür verilecek olup yerel yönetimler açısından pratik ve uygulanabilir optimum kimyasal gübreleme miktarı ve zamanı belirlenmeye çalışılacaktır. <a href="https://www.casinositeleri.co" rel="nofollow noopener" target="_blank"><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-white-color">casinositeleri.co</mark></a></p>



<h2 class="wp-block-heading">Çim Yüzeylerde Gübreleme</h2>



<p>Açıkgöz (1994)’e göre, <em>Lolium perenne</em>’nin kulanıldığı alanlarda verilecek gübre miktarı 2-5 g/m<sup>2</sup>’dir. Büyüme mevsiminin kısa olduğu soğuk bölgelerde, ilkbahar ve sonbahar olmak üzere iki ayrı gübreleme yapılmasının yeterli olduğunu, büyüme mevsiminin uzun olduğu bölgelerde ise, N’lu gübrelemenin aylara bölünerek verilmesinin daha uygun olduğunu belirtmektedir.</p>



<p>İlk azotlu gübrelemenin kompoze gübreler ile N-P-K halinde yapılması daha uygundur. Daha sonraki N’lu gübre uygulamalarında yalnızca N içeren gübreler kullanılır. Araştırıcı, çim alanlarında gübre uygulamalarının daima sık ve az miktarlarda yapılmasını önermektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1300" height="975" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-4.jpg" alt="" class="wp-image-67948" title="Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 12"><figcaption>Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 18</figcaption></figure>



<p>Beard (1973)’e göre, Düşük sıcaklık ölümünün söz konusu olduğu soğuk iklimlerde, sürgün gelişimini ve hidrasyonu arttıran geç sonbahar gübrelemesinden kaçınılmalıdır. Kış başlangıcından 1 ay önce gün önce N’un kesilmesi serin iklimlerde düşük sıcaklığa karşı maksimum dayanıklılığı kazandırmaktadır. Araştırıcı büyüme mevsimi boyunca her ay <em>Festuca</em> <em>arundinacea </em>ve <em>Lolium perenne</em>’ye 2-5 g/m<sup>2</sup> N verilmesini önermektedir.</p>



<p>Bilgili ve Açıkgöz (2011), Çim alanlarda aylık 5-7.5 g/m<sup>2</sup> azot dozları ile gübrelenmesi durumunda kaliteli bir bakım yapılabileceği belirtilmiştir.</p>



<p>Duble (1989), <em>Paspalum vaginatum </em>(tuzcul yalancıdarı) ile tesis edilmiş golf sahalarının ‘fairway’ ve ‘tee’ bölümleri ve atletik alanlar için yılda 10-20 gr/m<sup>2</sup> N önermiştir. Bermuda çimi hakkında yayınlanan veriler, <em>Paspalum</em> <em>vaginatum</em>’dan daha yüksek azot oranları gerektirdiğini göstermektedir. Beard (2002) Bermuda çimiile tesis edilmiş fairway&#8217;ler için yılda 20-40 gr/m<sup>2</sup> N uygulama oranları bildirmiştir.</p>



<p>Fisakov (1984), ekim tekniği ile azotlu gübrelemenin zamanı ve miktarının <em>Lolium perenne </em>ve <em>Festuca pratensis</em>’in tohum verimi komponentlerine etkisini inceledikleri çalışmalarında sonbahar ve ilkbaharda 2 defa verilen 2 gr/m<sup>2</sup>’lık azot dozu, tek seferde verilen 4 gr/m<sup>2 </sup>azot dozundan çok daha etkili olduğunu belirtmiştir.</p>



<p>Hale (2006), yıllık 15 gr/m<sup>2</sup>’dan fazla azot alan <em>Z. matrella </em>çeşitlerinin aşırı keçe birikimi olduğunu bildirmiştir. Ayrıca Schwartz (2008), aşırı azot uygulandığında Bipolaris yaprak lekesinin arttığını bildirmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1300" height="975" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-5.jpg" alt="" class="wp-image-67950" title="Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 13"><figcaption>Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 19</figcaption></figure>



<p>Kesemen ve sevimay (2008) yeşil alanlar artan gübre dozları ile beraber daha iyi bir gelişme göstermiş ve aylık 6-8 gr/m<sup>2</sup> N dozu diğer gübre dozlarından daha etkili olmuştur.</p>



<p>Bilgili ve Yönter (2016) azot dozları (0, 2, 4 ve 6 g/m² N) uyguladıkları çalışmlarında 4 g/m<sup>2</sup> N dozu da kabul edilebilir renk ve kalite değerleri verdiği tespit edilmiştir.</p>



<p>Orçun E.(1969) Ege bölgesi için çim alanların azot isteği yıllık 25&nbsp; g/m<sup>2</sup> N olarak önermiştir.Şubat sonu, mayıs başı&nbsp; ve eylül sonu olmak üzere üç parça halinde uygulanabileceğini belirtmiştir.</p>



<p>Salman, A., ve Avcıoğlu, R. (2010). Bazı serin iklim çim bitkilerinin farklı gübre dozlarındaki yeşil alan performansları üzerine yaptıkları çalışmalarında Bayındır koşullarında, F.arundinacea’nın L.perenne’ye göre çok daha iyi performans sergilediğini bildirmişlerdir. Nisan-Ağustos arası 6 gr/m<sup>2</sup>/ay N un kompoze gübre olarak (NPK) uygulamalarının da en iyi sonucu verdiği kanaatine varılmıştır.</p>



<p>Oral ve Açıkgöz (1998) Azot dozları ve uygulama zamanlarının, renk, çim kalitesi, yeşil ot verimi ve sürgün sıklığına olumlu etki yaptığını belirlemişlerdir. Aylık 5 gr/m<sup>2</sup> azotlu gübre uygulamalarının uygun olduğunu ifade etmişlerdir.</p>



<p>Power ve Alessi (1971), en uygun azot uygulama zamanının bitkilerin aktif gelişme dönemlerinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca serin iklim yem bitkilerinin uyku dönemlerinde oldukları yaz periyodunda yapılan azotlu gübre uygulamasının bitkiye herhangi bir etkisinin olmadığını bu koşullarda yapılan ağır azot uygulamasının bitkileri kurağa, soğuğa, hastalık ve zararlılara karşı dayanıksızlaştıklarını tespit etmişlerdir.</p>



<p>Puhalla ve ark. (2010) Azot uygulamasına oldukça hızlı ve iyi cevap veren <em>L. Perenne </em>türünde önerilen yıllık doz ev bahçeleri ve parklar için 5-10 gr/m<sup>2&nbsp; </sup>N iken bu oran yoğun kullanılan futbol sahalarında 25 gr/m<sup>2&nbsp; </sup>N‘a kadar çıkabilmektedir</p>



<p>Oral ve Açıkgöz (2001) aylık gübreleme, yılda iki defa yapılan ilkbahar ve sonbahar gübrelemesine göre, daha üniform renk ve kalite sağlamıştır.</p>



<p>Patton vd. (2010), Arkansas&#8217;ta 3 farklı <em>Z. japonica </em>çeşidinin çim kalitesinin yıllık 10 gr/m<sup>2&nbsp; </sup>N veya daha az azot uygulandığında en yüksek olduğunu ve çim kalitesinin her zaman kabul edilebilir sınırlar içinde olduğunu (1-9 skalasında çim kalitesi &gt; 6) belirtmiştir.</p>



<p>Riordan and Horst (1991); ABD Nebraska koşullarında her büyüme döneminde çim bitkilerinin N gereksiniminin Lolium perenne’de 10-25 g/m<sup>2</sup>, Festuca arundinacea’da 2-20 g/m<sup>2</sup> olduğunu belirtmektedir.</p>



<p>Sprague (1976) <strong><a href="https://www.peyzax.com/cim-alanlar-ve-cim-tohumu-ekimi/">çim alanlar</a></strong>da bir büyüme mevsiminde 10-5-5 kompoze gübresinden 100 g/m<sup>2</sup> uygulamasını önermektedir. Ayrıca, serin iklim çimlerinde erken ilkbaharda (Mart sonu ya da Nisan başında) ve sonbaharda gübre uygulanmalıdır. Gübrenin erken verilmesi yalnızca erken yeşillenmeyi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda yazın yabancı bitkilerin çimlenmesinden önce çim alanının yeterince sıklaşmasını sağlar. Eylül’de yapılan gübreleme ise ertesi yıl için yeni kardeş ve köksapların artmasına neden olmasının yanı sıra geç sonbahar ya da erken kışa doğru kuvvetli ve yeşil bir çim örtüsünün kalmasını sağlar.</p>



<p>Tosun (1966) çim alanlara aktif büyüme döneminde 30-40 g/m<sup>2</sup> saf N, 10 g/m<sup>2</sup> saf P<sub>2</sub>O<sub>2</sub> ve 10 g/m<sup>2</sup> saf K2O verilmesini önermektedir.</p>



<p>Trappe ve Patton (2013) da, N kaynağından bağımsız olarak, <em>Z. japonica </em>çeşitleri olan Meyer ve Cavalier’in yıllık 10 gr/m<sup>2 </sup>&nbsp;N uygulandığında kabul edilebilir çim kalitesi sağladığını bildirmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1300" height="975" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-6.jpg" alt="" class="wp-image-67952" title="Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 14"><figcaption>Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 20</figcaption></figure>



<p>Teksas&#8217;ta, Kenworthy ve Engelke (1999) yıllık 10-20 gr/m<sup>2&nbsp; </sup>N ‘fairway’ biçme yüksekliğinde en yüksek kalitede çim ürettiğini bildirmiştir. Benzer sonuçlar Florida&#8217;da, Schwartz (2008) tarafından da bildirilmiştir.</p>



<p>Uzun’a (1992) göre, <a href="https://www.peyzax.com/vejetatif-yolla-cim-alan-tesisi/">çim alanlar</a>ında en iyi azotlu gübreleme zamanı nisan ayı ortasından başlayarak mayıs, haziran, temmuz ve ağustos ayları ortalarına değin sürer. Gelişme mevsiminin bitmesiyle çim bitkileri dinlenmeye girdiği için gübrelemeye son verilir. Fosfor, toprak işlenirken ekimden önce taban gübresi olarak verilir. Potasyum ise, potasyum sülfat formunda ilkbahar ve sonbaharda verilir. bir yılda çim bitkilerine verilecek N miktarını <em>Agrostis tenuis </em>ve <em>Poa pratensis </em>için 20-30 g/m², <em>Festuca rubra var. rubra </em>için 5-15 g/m², <em>Festuca</em> <em>arundinacea </em>için 10-30 g/m², <em>Lolium perenne </em>için 20-25 g/m² olarak önermektedir.</p>



<p>Çim gübreleri genellikle diğer besin maddelerinden daha fazla azot ve potasyum içermektedir, çünkü çimler için bu elementler, diğer gübre elementlerinden daha fazla miktarlarda gereklidir. Çim bitkilerinin, azotun yaklaşık yarısı kadar potasyum aldığı belirtildiğinden, bu elementlerin 2/1 (N/K) oranında uygulanması tavsiye edilmektedir (Turgeon, 1985).</p>



<p>Çeşitli çalışmalar, çim kalitesini korumak için potasyumun önemine dikkat çekmiştir. Artan hastalık direnci, kuraklık, sıcaklık ve yıpranma toleransı (Turner ve Hummel 1992) ve artan kök büyümesi ve soğuk direnci (Beard 1973) potasyum gübrelemesine bağlanmıştır.</p>



<p>Türemiş vd., (1996). Topraktaki azot en hareketli elementir. Azot, bitkiye veya toprak organik maddesine geçebileceği gibi, nitrifikasyon, denitrifikasyon, volatilizasyon ve sızma ile bitki kök bölgesinden uzaklaşmaktadır ayrıca çimlerin her biçildiğinde alandan uzaklaşır. Topraktan uzaklaşması bitki yetiştirme uygulamaları (sulama, azot kaynağının cinsi, uygulama zamanı ve oranı) ile toprak koşullarına göre değişir (Petrovic, 1990).</p>



<p>Bazı durumlarda azot kaybı %80’ lere kadar çıkar. Bu nedenle çim alanlarına uygulanan azot diğer kültür bitkilerinden daha fazladır. Örneğin; golf alanlarında çim bitkilerini yeşil tutmak için kullanılan azot miktarı 15-30 gr/m<sup>2&nbsp; </sup>N/yıl yeni çim tesislerinde ise oran 40-60&nbsp; gr/m<sup>2&nbsp; </sup>N/yıl’ a kadar çıkmaktadır</p>



<p>Türk ve Sözören (2016) Farklı Azot Dozlarının Çok Yıllık Çim (Lolium perenne L.) Çeşitlerinin Çim Alan Performansı Üzerine Etkilerini araştırdıkları çalışmalarında azot dozu bakımından en uygun miktarın aylık m<sup>2</sup>’ ye 4 gr olduğu tespit edilmiştir.</p>



<p>Bilgili vd (2017) Bermuda çimi’nin Tifdwarf,Gobi ve Sydney çeşitlerini kullanarak yaptığı çalşmasında 0, 2, 4 ve 6 gr/m<sup>2 </sup>azot dozlarını 7 ay süresince uygulanmıştır. İki yıllık araştırma sonuçlarına göre 4 g/m<sup>2</sup> azot dozu uygulamasının üç çim çeşidinde kabul edilebilir çim renk ve kalite değerleri verdiği gözlenmiştir.</p>



<p><em>Rathjens&nbsp; and Funk,&nbsp; (1986).</em> Peyzaj alanlarında İlkbahar ve sonbaharda 5 gr/m<sup>2</sup> yazın ise 2,5 gr/m<sup>2 </sup>den fazla gübre uygulanmamalı.yıkama kaybını önlemek için ve Çim için&nbsp;&nbsp; 3:1:2 yada 5:1:2&nbsp; yada&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4:1:1&nbsp; uygun olur (toprak daki miktar göz ardı edildiğinde kaldırılan kırpıntı bakımından verilen değerlerdir.)Çoğu durumda 3 1 1 tatmin edicidir.</p>



<p>Vengris and Torello (1982)’ye göre, serin iklim çim bitkilerinde azotlu gübre uygulamaları erken ilkbahar ve sonbaharda yapılmalı, sıcak yaz aylarında gübrelemeden kaçınılmalıdır. Büyüme dönemi boyunca toplam olarak <em>Lolium perenne </em>ve <em>Festuca arundinacea</em>’ya 15-20 g/m<sup>2</sup> saf N verilmesini önermektedirler.</p>



<p>Veenstra (1991)çim alanlara büyüme dönemi boyunca toplam 15 g/m<sup>2</sup> N verilmesi gerektiğini ve bu gübrelemenin 5 uygulama halinde yapılmasını önermektedir.</p>



<p>Walker et al. (2007) 5 farklı azot dozu (0-5-7-12-20 gr/m<sup>2</sup>N/yıl) ile yürüttükleri denemede; üç farklı serin iklim çim türünün (<em>Poa pratensis, Festuca arundinacea, Lolium perenne</em>) toprak üstü gelişimine, yıllık azot oranı ve mevsimsel azot uygulama zamanının etkisini araştırmışlardır.sonuç olarak yeşil alan tesisinde düşük girdiyle (7-12 gr/m<sup>2&nbsp; </sup>N yıl) arzulanan çim kalitesinin, renk ve hastalıklara dayanıklılığın <em>Festuca arundinacea </em>ile gerçekleştirilebileceğini vurgulamışlardır.</p>



<p>Wilkinson ve Duff (1972) ve Wehner ve ark. (1988) sonbaharda yapılan azotlu gübre uygulamalarının erken ilkbahar yeşilliğini olumlu yönde etkilediğini belirtmişlerdir.</p>



<p>Yazgan ve Edik (2002) Çim alanların yıllık azot ihtiyaçlarını 15-35 gr/m<sup>2</sup> olarak bildirmişlerdir.</p>



<p>Zorer vd. (2004) uygun azotlu <a href="https://www.peyzax.com/verimli-gubreleme-icin-ipuclari-tarimda-uretimi-artirmanin-anahtari/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">gübre uygulama</a> zamanlarının belirlenmesi amacıyla yaptıkları araştırmada gübrenin büyüme mevsimi boyunca bölünerek verilmesi, çim alanların büyüme, renk ve çim kalitesinin sürekliliği açısından daha iyi sonuçlar vermektedir.</p>



<p>Araştırmalar azot uygulaması ardından çim alanlardan sızan nitrat (NO<sub>3</sub><sup>&#8211;</sup>) oranının bazı koşullarda (suda çözünen azot formunun tek seferde ve 5 gr/m<sup>2&nbsp; </sup>N den daha fazla uygulanması halinde) USEPA (Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı) tarafından 10 mg NO<sub>3</sub><sup>&#8211; </sup>N/L olarak belirlenen üst sınırı geçerek risk oluşturduğuna dikkat çekmiştir (Miltner ve ark. 1996; Liu ve ark. 1997; Guillard ve Kopp 2004; Paulino-Paulino 2008).</p>



<p>Yapılan birçok araştırma, çim alanlara gübre uygulamalarının aylık olarak (Beard, 1973; Açıkgöz, 1994; Avcıoğlu, 1997), veya 3-5 uygulama halinde (Ledeboar ve Skogley, 1973; Spangenberg ve ark., 1986) yapılmasını önermektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1300" height="975" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/09/cim-alanlarda-gubreleme-7.jpg" alt="" class="wp-image-67954" title="Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 15"><figcaption>Çim Alanlarda Gübreleme Nasıl Olmalıdır? 21</figcaption></figure>



<p>Türk ve Kılıç (2016) Farklı Azot Dozlarının Kamışsı Yumak çeşitlerinin Çim Alan Performansı Üzerine Etkilerini araştırdıkları çalışmalarında azot dozu bakımından en uygun miktarın m<sup>2</sup>’ye 4 gr/ay olduğu tespit edilmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç Olarak..</h2>



<p>Tüm literatür birlikte değerlendirildiğinde bireysel kullanımlarda gerekse kamu alanlarında kaynaklarının verimli kullanılması gerektiği göz önüne alındığında ayrıca yerel yönetimler için pratik ve kolay uygulanabilir bir gübreleme programı olarak gübrelemelerin çok sıcak aylarda ve çok soğuk aylarda yapılmamasına dikkat edilerek Mart sonu 5 g/m<sup>2</sup> N, mayıs başı 5g/m<sup>2</sup> N ve eylül sonu 5g/m<sup>2</sup> N olmak üzere yıllık toplam 15 g/m<sup>2</sup> azotun üç parça halinde uygulanması uygun görülmektedir. Ayrıca ilk gübrelemenin N-P-K lı kompoze gübrelerden (15-1515 veya 18-18-18 vs.) yapılması ve daha sonraki gübrelemelerin azot ağırlıklı (Amonyum sülfat, üre, CAN vs.) yapılması uygun görülmektedir.</p>



<p>Yazıda zikredilen azot miktarı saf azot olarak belirlenmiştir. Uygulanacak gübrenin içerdiği azot oranına göre serpilecek gübre miktarı değişir.</p>



<p>Örneğin üre gübresinin azot oranı % 46 dır. Yani 100 gr ürenin içinde 46 gr azot vardır. hesabın kolaylaştırmak açısından %50 olarak kabul edilirse uygulanacak üre ağırlığının yarısı azottur. Yani 5 gr azot için 10 gr üre uygulanmalıdır. O halde yılda üç kez yukarıda zikredilen zamanlarda 1 metrekareye 10 gr üre gelecek şekilde serpilmelidir. Uygulama yapılacak alanın büyüklüğüne göre oranlama yapılıp miktar belirlenir. Örneğin çim alan 250 m<sup>2 </sup>ise 250m<sup>2</sup>x10gr=2500gr=2,5kg üre serpilir.</p>



<p>Örneğin Amonyum sülfat gübresinin azot oranı % 21 dır. Yani 100 gr ürenin içinde 21 gr azot vardır. Hesabın kolaylaştırmak açısından %20 olarak kabul edilirse uygulanacak Amonyum sülfat ağırlığının 5 de1 i azottur. Yani 5 gr azot için 25 gr Amonyum sülfat ugulanmalıdır. O halde yılda üç kez yukarıda zikredilen zamanlarda 1 metrekareye 25 gr üre gelecek şekilde serpilmelidir. Uygulama yapılacak alanın büyüklüğüne göre oranlama yapılıp miktar belirlenir. Örneğin çim alan 250 m<sup>2 </sup>ise 250m<sup>2</sup>x25gr=6250gr=6,2 kg üre serpilir.</p>



<p>Örneğin CAN gübresinin azot oranı % 26 dır. Yani 100 gr ürenin içinde 26 gr azot vardır. hesabın kolaylaştırmak açısından %25 olarak kabul edilirse uygulanacak CAN ağırlığının 4 de1 i azottur. Yani 5 gr azot için 20 gr CAN uygulanmalıdır. O halde yılda üç kez yukarıda zikredilen zamanlarda 1 metrekareye 20 gr CAN gelecek şekilde serpilmelidir. Uygulma yapılacak alanın büyüklüğüne göre oranlama yapılıp miktar belirlenir. Örneğin çim alan 250 m<sup>2 </sup>ise 250m<sup>2</sup>x20gr=5000gr=5kg CAN serpilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynak</h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Açıkgöz, E. 1994. Çim alanlar yapım ve bakım tekniği. Çevre Peyzaj Mimarlığı Yayınları No:4, Bursa, 204 s.</li>



<li>Avcıoğlu, R., 1997. Çim Tekniği, Yeşil Alanların Ekimi, Dikimi ve Bakımı, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı, Bornova-İzmir.</li>



<li>Beard, J. B., 1973, <em>Turfgrass Science and Culture</em>, Englewood Cliffs, N, J. Printice Hall, London.</li>



<li>Bilgili, U., Acikgoz, E. 2011. Effects of slow-release fertilizers on turf quality in a turf mixture. Turkish Journal of Field Crops. 16(2): 130-136.</li>



<li>Duble, R.L. 1989. Seashore paspalum. In Southern turfgrasses: Their management and use in Southern Zone (86-89). Texas A&amp;M University Press, College Station, TX.</li>



<li>Fisakov, M., 1984, <em>Effect of Sowing Method and Amound and Timing of Nitrogen Fertilizer Aplication on Seed Field Components in Perennial Ryegrass (Lolium perenne L.) and Meadow Fescue (Festuca pratensis Huas.), </em>Poljoprivredna Znanstvena Smotra,No:67, 545-558</li>



<li>Hale, T. 2006. Zoysiagrass management trial. TurfNews. 30, 79-80.</li>



<li>Kesemen, E., &amp; Sevimay, C. S. (2008). Kırmızı yumak (Festuca rubra L.)’ın değişik azotlu gübreleme koşullarında bitkisel özelliklerinin değerlendirilmesi. Fen Bilimleri Enstitüsü, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.</li>



<li>Mevlüt, TÜRK, &amp; KILIÇ, G. (2017). Farklı Azot Dozlarının Kamışsı Yumak (Festuca arundinacea L.) Çeşitlerinin Çim Alan Performansı Üzerine Etkileri. Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 21(1), 31-37.</li>



<li>Açıkgöz, E., 1994. <em>Çim Alanlar Yapım ve Bakım Tekniği. </em>Çevre Peyzaj Mimarlığı Yay. No: 4, Bursa, 204.</li>



<li>Avcıoğlu, R., 1997. <em>Çim Tekniği, Yeşil Alanların Ekimi, Dikimi ve Bakımı. </em>Ege Üniversitesi Matbaası, Bornova,İzmir, 271s.</li>



<li>Beard, J.B., 1973. <em>Turfgrass: Science and Culture. </em>Prentice-Hall, Inc. USA, 658pp.</li>



<li>Ledeboer, F.B., C.R. Skogley, 1973. Effects of various nitrogen sources, timing and rates on quality and growth rate of cool season turfgrasses. <em>Agron. J., </em>65: 243-246.</li>



<li>Spangenberg, B.G., T.W. Fermanian, D.V. Wehner, 1986. Valution of liquit-applied nitrogen fertilizers on kentucky blugrass turf. <em>Agron. J., </em>78:1002-1006.</li>



<li>Turfgrass Science Nitrogen/Potassium Fertilization Ratios for Bermudagrass Turf George H. Snyder* and John L. Cisar</li>



<li>Miltner ED, Branham BE, Paul EA, Rieke RE (1996) Leaching and mass balance of 15N-labeled urea applied to a Kentucky bluegrass turf. Crop Sci. 36: 1427-1433.</li>



<li>Liu H, Hull RJ, Duff DT (1997) Comparing cultivars of three coolseason turfgrasses for soil water NO3 concentration and leaching potential. Crop Sci. 37: 526-534.</li>



<li>Guillard K, Kopp KL (2004) Nitrogen fertilizer form and associated nitrate leaching from cool-season lawn turf. J. Environ. Qual. 33: 1822-1827.</li>



<li>Paulino-Paulino J, Harmsen EW, Sotomayor-Ramirez D, Rivera LE (2008) Nitrate leaching under different levels of irrigation for three turfgrasses in southern Puerto Rico. J. Agr. Univ. Puerto Rico. 92: 135-152.</li>



<li>Zorer, Ş., Hosaflıoğlu, İ. ve Yılmaz, H., İ., 2004, <em>Çim Alanlarında Uygun Azotlu Gübre Uygulama Zamanlarının Belirlenmesi</em>,Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Tarım Bilimleri Dergisi, Cilt: 14, Sayı:1,27-34s, Van</li>



<li>Yazgan ,Murat E. ve Edik ,G.Peyzaj mimarlığı çalışmalarında tesis edilen çim alanlarda bakım işlemleri ve görülen deformasyonlar.2.süs bitkileri kongresi 22-24 ekim antalya s176.</li>



<li>Wilkinson, J.F., D.T. Duff, 1972. Effects of fall fertilization on cold resistance color and growth of Kentucky bluegrass. <em>Agron. J., </em>64: 345-3.</li>



<li>Wehner, D.J., J.E. Haley, D.L. Martin, 1988. Late Fall fertilization of Kentucky Bluegrass. <em>Argon J., </em>80: 466- 471</li>



<li>Walker, K.S., Bigelow, C.A., Smith, D.R., Van Scoyoc, G.E. and Reicher, Z.J., 2007, <em>Aboveground Responses of Cool-Season Lawn</em> <em>Species to Nitrogen Rates and Application Timings, </em>Crop Sci 47:1225-1236</li>



<li>Yönter, F. (2016). <em>Farklı arıtma çamurlarının kamışsı yumak (Festuca arundinacea Schreb.) çim türünde bitki gelişimi ve çim kalitesi üzerine etkileri</em> (Doctoral dissertation, Bursa Uludag University).</li>



<li>SALMAN, A., &amp; AVCIOĞLU, R. (2010). Bazı serin iklim çim bitkilerinin farklı gübre dozlarındaki yeşil alan performansları.&nbsp;<em>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi</em>,&nbsp;<em>47</em>(3), 309-319.</li>



<li>Erçüment O.Özel Bahçe Mimarisi.Çim Sahaları Teiss Ve Bakım Tekniği.Yardımcı Ders Kitabı Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları No:152 S.70</li>



<li>Oral, N. ve Açıkgöz, E., 1998, <em>Bursa Bölgesinde Tesis Edilecek Çim Alanları için Tohum Karışımları Ekim Oranları ve Azotlu Gübre Uygulaması Üzerinde Araştırmalar </em>(Doktora Tezi), UludağÜniversiteis, Fen Bilimleri Enstitüsü, Bursa, 216s.</li>



<li>Veenstra, T., 1991, <em>Grass, </em>Çağdaş Yaşamda Çim Alanlar Semineri, Peyzaj Sanat Dergisi Yayınları, s. 30-32, Ankara.</li>



<li>Vengris, J. and Torello, W. A., 1982, <em>Maintenance of Fine Turf Areas, </em>Thomson Publications, California, USA, 190 pp.</li>



<li>BİLGİLİ, Uğur; SINEM, ZERE.; YÖNTER, Fikret. Farklı Azot Dozlarının Bermuda Çimi (Cynodon sp.)’nin Gelişimi ve Çim Kalitesi Üzerine Etkileri. <em>KSÜ Doğa Bilimleri Dergisi</em>, 2017, 20: 52-59.</li>



<li>Mevlüt, TÜRK, &amp; SÖZÖREN, K. (2016). Farklı Azot Dozlarının Çok Yıllık Çim (Lolium perenne L.) Çeşitlerinin Çim Alan Performansı Üzerine Etkileri. <em>Ziraat Fakültesi Dergisi</em>, <em>11</em>(2), 99-107.</li>



<li>Türemiş, N., Kaya Z., Özgüven, A., 1996. Bazı Tarımsal Atıkların Kompost Yapmak Suretiyle Tekrar Kullanılma Olanakları. Tarım-Çevre İlişkileri Sempozyumu, 13-15 Mayıs, Mersin, 171-178.</li>



<li>Turgeon, A.J. 1985. Turfgrass management. Reston Publishing Company, Inc. Reston, VA.</li>



<li>Turner, T.R., Hummel, N.W.Jr. 1992. Nutritional requirements and fertilization. In Waddington, D.V., Carrow, R.N., Shearman, R.C. (Ed.), Turfgrass (385- 440). American Society of Agronomy, Crop Science Society of America, Soil Kaynak: Science Society of America, Madison, WI.</li>



<li>Beard, J.B. 1973. Turfgrass: Science and Culture. Prentice-Hall, 658 pp. Inc.USA.</li>



<li>Kenworthy, K.E., Engelke, M.C. 1999. Aerification and fertilization of zoysiagrass fairways In Agronomy abstracts. ASA, Madison, WI. p. 126.</li>



<li>Schwartz, B.M. 2008. Zoysiagrass evaluation for DNA content, sting nematode response, nitrogen management, and estimates of heritability for turfgrass performance traits. Ph.D. dissertation, University of Florida, Gainesville.</li>



<li>Trappe, J.M., Patton, A.J. 2013. Evaluating two zoysiagrass cultivars in separate field trials for their preference of nitrogen source. International Turfgrass Society Research Journal, 12, 575-580.</li>



<li>Tosun, F., 1966, <em>Yeşil Saha Tesisinin Teknik Esasları ve Bu Maksatla Kullanılan Çim Bitkileri, </em>Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi,Zirai Araştırma Enstitüsü, Teknik Bülten No: 7, Erzurum, 50 s.</li>



<li>Sprague, H. B., 1976, <em>Turf Management Handbook</em>, The Interstate Printers and Publishers, Inc., Illinois, USA, 256 pp.</li>



<li>Oral, N., Açıkgöz, E. 2001. Effects of nitrogen application timing on growth and quality a turfgrass mixture. <em>Journal of PlantNutrition</em>, 24: 101-109.</li>



<li>Power, J.R., Alessi, J., 1971. Nitrogen Fertilization of Semiarid Grassland, Plant Growth and Soil Mineral N Levels. Agronomy Jownal, 63, 277-80.</li>



<li>Riordan, T. P. and Horst, G. L., 1991, <em>Cool Season Turfgrass for Nebraska, </em>NebGuide, G91-1016, Nebraska, USA.</li>



<li>Puhalla CJ, Krans JV, Goatley JM (2010) Sports Fields: Design. Construction and Maintenance. 2nd Edition. Wiley. Hoboken. NJ.</li>



<li>Patton, A.J., Trappe, J.M., Pompeiano, A. 2010. Zoysiagrass growth as influenced by nitrogen source in a greenhouse trial. In Karcher, D.E., Patton, A.J., Richardson, M.D. (Ed.), Arkansas Turfgrass Report 2009. Arkansas Agricultural Experiment Station Research Series. Fayetteville, Arkansas: Arkansas Agricultural Experiment Station, University of Arkansas Division of Agriculture, 579, 74-76.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.peyzax.com/cim-alanlarda-gubreleme-nasil-olmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Palmiye Ağaçlarında Gübreleme</title>
		<link>https://www.peyzax.com/palmiye-agaclarinda-gubreleme/</link>
					<comments>https://www.peyzax.com/palmiye-agaclarinda-gubreleme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilal KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Peyzaj Bitkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[palmiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.peyzax.com/?p=66758</guid>

					<description><![CDATA[<div><img width="800" height="600" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/palmiye.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="palmiye" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/palmiye.jpg 800w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/palmiye-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" title="Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 23"></div>Kent yaşamının önemli yeşil doku elamanları olan ağaçlar, çalılar ve çim alanlara kapsamlı ve uzun süreli bakım uygulamaları gereklidir. Hem görsel hem de ekolojik olarak&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><img width="800" height="600" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/palmiye.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="palmiye" style="margin-bottom: 15px;" decoding="async" srcset="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/palmiye.jpg 800w, https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/palmiye-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" title="Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 32"></div>
<p>Kent yaşamının önemli yeşil doku elamanları olan ağaçlar, çalılar ve çim alanlara kapsamlı ve uzun süreli bakım uygulamaları gereklidir. Hem görsel hem de ekolojik olarak ağaçlar yeşil alanların en temel elamanlarıdır. Zira hiç çim alan olmadan sadece ağaç dikerek dahi oluşturulan koruluklar bile hem seyir zevki hem doğal ekosisteme katkı bakımından yeterlidir.</p>



<p>Ağaç kültüründe, budama, sulama, gübreleme ve zararlılarla mücadele gibi tüm bakım tedbirlerinin düzenli olarak uygulanması gerekir. Bu koşul özellikle kent ağaçlarında büyük önem taşır (Turna, 2012). Kentler, kırsal alanlara nazaran farklı ve kendilerine özgü bir ekosisteme sahiptirler. Kentlerdeki ağaçlar kırsal alandakilere kıyasla, çok daha zor koşullarda yetişmektedir (Dirik, 1991). Bu zorlukları iyi teşhis etmek ve lazım olan teknik önlemleri almak gerekir. Bunların başında da tesis sonrası bakım çalışmaları gelmektedir. Bu bakım çalışmalarından gübreleme önemli yer tutmaktadır. Ağaçların büyüme sürelerinin uzun olması taşıma, dikim, satın alma maliyeti vs. gibi masraflarının da çok olması hasebiyle daha dikkatli bakım tedbirlerinin uygulanması zorunludur.</p>



<p>Palmiyeler Monocotiledon denilen tek çenekli bitkiler sınıfının arecaceae olarakta bilinen palmiyegiller ailesine mensup bitkilerdir. Palmiyeler dallanmamış gövdeler ile tüysü veya el ayası formunda belirgin paralel damar veya dallanmalar gösteren yapraklardan meydana gelen bir taca sahip, herdem yeşil ağaç olarak tanımlanmaktadırlar. Genel olarak, büyük bir bölümü tropik iklim kuşağı florasında bulunan, 200 dolayında kabul edilmiş cins ve bu cinslere ait 2500 dolayında arı tür olduğu söylenebilmektedir (Coşkuner, 2006).&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="983" height="575" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/image.png" alt="palmiyelerin yayılış haritası" class="wp-image-66759" title="Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 24"><figcaption>Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 29</figcaption></figure>



<p>Palmiyeler genellikle tropik ve subtropik iklim kuşağında dağılmış. <a href="https://www.peyzax.com/palmiye-agaci-cesitleri-ve-ozellikleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ülkemizde yaygın olarak kullanılan palmiye çeşitleri</a> Phoenix dactylifera, Washingtonia robustra, Chamaerops humulis ,Phoenix canariensis, Trachycarpus fortunei, washingtonia filiferadır(Esener 1999). Bunlardan Phoenix canariensisin kökeni kanarya adaları iken&nbsp; Phoenix dactyliferanın kökeni afrika ve batı asyadır.&nbsp; Washingtoniaların kökeni ise Meksika iken Trachycarpus fortuneinin kökeni Çin’dir (Esener 1999). Görüldüğü gibi palmiyeler dünyada birçok coğrafyaya dağılarak uyum sağlamış ve birçok çeşidi bulunan bitkilerdir.</p>


<div class="uckan-card"><button type="text" aria-label="Kapat"><i class="gi gi-times"></i></button><a class="uckan-card--url" href="https://www.peyzax.com/palmiye-kirmizi-bocegi-rhynchophorus-ferrugineus/"></a><div class="uckan-card--left"><img loading="lazy" decoding="async" class="geo-related_shortcode" alt="thumbnail" height="90" width="150" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2016/04/c3bfd24217726d2d1a58348cf8bf76ad-1439465582-640x317.jpg" title="Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 25"></div><div class="uckan-card--right"><div class="type">Önerilen Yazı</div><div class="headline">Palmiye Kırmızı Böceği (Rhynchophorus ferrugineus)</div></div></div>


<h2 class="wp-block-heading"><strong>Palmiyelerde Gübreleme</strong></h2>



<p>Palmiyelerde yanlış gübreleme ağaç sağlığını tehlikeye atabilmektedir. Özellikle yeşil alan içindeki palmiyelerin çimler ile birlikte azotlu gübrelenmesi ağaç için iyi olmayabilir (Gilman E., Eisner N.Fact sheet enh853).&nbsp;</p>



<p>Palmiyeler yeşil alan içindeyse sulama suyu sebebiyle, verilen gübre yıkanması ve kayıp yaşanması söz konusudur. Bu durumun önüne geçebilmek için bu tür lokasyonlarda yavaş salınımlı gübre kullanılmalıdır (Broschat 1996; Broschat 1997). Benzer şekilde yağışlı mevsimdeki gübreleme yavaş salınımlı olmadır.</p>



<p>Çim alanlar genellikle azot içeriği yüksek gübreler kullanılmaktadır. Eğer palmiye çim alan içerisinde ise ve çim alanlara azotlu gübre uygulanmış ise bu tür palmiyeye potasyum ve magnezyumlu gübre uygulanmalıdır. Çünkü azot sayesinde büyüme artacaktır. Akabinde bitki bünyesindeki potasyum ve magnezyum normalde yeterli iken büyüyen bitki ile seyrelme etkisinden dolayı yetersiz kalacaktır. Bu durum alt yapraklardaki yaprak kenarlarında sararmalar ile kendini göstermeye başlayacaktır. Bu duruma örnek fotoğraflar aşağıda gösterilmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="782" height="263" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/image-1.png" alt="" class="wp-image-66761" title="Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 26"><figcaption class="wp-element-caption"><span contenteditable="false" id="ca4d1c8b-4e17-4225-a869-98dc4d049c35" data-items="[&quot;96150449&quot;]" class="abt-citation" data-has-children="true"><sup>​1​</sup></span></figcaption></figure>



<p>Palmiyeden 10-15 metre uzakta uygulanan azotlu gübrenin dahi potasyum noksanlığına sebep olduğu bilinmektedir. Böyle bir durumda azot ve fosfor içermeyen potasyumlu gübrelemenin (örneğin potasyum sülfat gübresi) sorunun önleyebileceği belirtilmektedir (Broschat 2015a).&nbsp; Ayrıca gübreleme de dikkat edilmesi gerek diğer bir durumun da K/Mg oranın yaklaşık 3 olması gerektiğidir. İmkanların el verdiği ölçüde bu oranlara yakın gübrelerin kullanılması uygun olacaktır.</p>



<p>Palmiyelerde kompost ve arıtma çamuru gübresi kullanımı tavsiye edilmemektedir. Bu durumun fazla Mn beslenmesi neticesinde Fe noksanlığından yaprak sararması ile tezahür edeceği bildirilmektedir (Broschat 1991).&nbsp;</p>



<p>Yılda 1 kez bahar başında ağaç başına 1-2 kg olacak şekilde 8-0-10+4Mg veya<a></a> 16-8-24+2Mg&nbsp; veya 13-0-46 gübresinden uygulanabilir. Bu içerikler bulunamazsa bu içeriklere yakın karışımlı kompoze gübreler kullanılabilir. Ağacın taç izdüşümüne ve çapa ile toprağa karıştırılarak uyugulanmalıdır.</p>



<p>8N-2P-12K+4Mg gübre tipinin florida toprakları için uygun olduğu bildirilmiştir (<span contenteditable="false" id="f4665c02-f8ef-4867-b4d1-1b33ba6e3ae7" data-items="[&quot;783212171&quot;]" class="abt-citation" data-has-children="true"><sup>​2​</sup></span>; Broschat et al. 2008). Ayrıca bu gübre içeriği hem çim hem de palmiye için uygundur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bitki Besin Elementi Noksanlığı Yönünden Budanmaması Gerekir</h2>



<p>Sağlıklı yaprakların uzaklaştırılması hem fotosentez alanını azalttığından ağacın besin üretme kapasitelerini düşürmekte, hem de budanan ağaçları donlara kaşı dirençsiz kılmaktadır. Yapılan araştırmalar Palmiyelerde canlı yaprakların budanmasının potasyum eksikliğine yol açtığını ortaya koymuştur (Harris et al., 2004).</p>



<p>Palmiye yaprakları sert dokusu nedeniyle bitki besin elementlerinden potasyumun içeriği hayati öneme sahiptir. Potasyum bitkide hareketli bir element olması nedeniyle yaşlı yapraklardan yeni oluşan genç yapraklara taşınır, yani eksikliği ilk önce yaşlı yapraklarda görülür.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="820" height="321" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/image-2.png" alt="" class="wp-image-66763" title="Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 27"><figcaption>Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 30</figcaption></figure>



<p>Potasyum noksanlığından en genç yaprak tamamen semptomsuzdur. Eski yapraklar çıkarıldığında ağaç potasyumu normal yeşillikte olan yapraklardan çektiğinden normal orta grupta olan yaprak potasyum eksikliğine düşmektedir. Bu yapraklarında tekrar tekrar budanması ağaçda semptomsuz ve normal olan yeşil yaprak sayısını azaltarak neredeyse tüm yapraklara potasyum ve megnezyum noksanlığı arazı yaşatmaktadır (Gilman E., Eisner N.F., Broschat 1994). Böylece ileri derecede K-eksikliği olan palmiyelerde ölüme yol açan düşüş oranını hızlandırmaktadır.</p>



<p>Palmiyelerde yeşil yapraklar rüzgardan kırılmış olsalar da, ağaç gövdesinde asılı olsalar da kesinlikle kesilmemelidir. Çünkü kırık da olsa hala canlıdır ve ağacı beslemeye devam etmektedir bu tür yaprakların ağaç üzerinde kalması tavsiye edilmektedir. Bu nedenle palmiyelerde sadece tamamen ölü yaprakların kesilmesi tavsiye olunur. Eğer bu tür yapraklar görsel kaygı nedeniyle kesilecek olursa da o zaman potasyumlu gübreleme ile ağaç desteklenmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bol Yeşil Aksam Üretimi için Meyve Salkımlarının Alınması Gerekir</h2>



<p>Yapılan araştırmalar, çiçek saplarının çıkarılmasının çiçek ve meyve üretimine yönlendirilecek olan karbonhidratların&nbsp; yaprak üretimi için kullanılması açısından, yaprak üretim oranlarında artışa yol açtığını göstermiştir. İlaveten oluşan meyve döküntülerini de temizleme ihtiyacı ortadan kalkmaktadır.</p>



<p>Burada dikkat edilmesi gerek durum meyvelerin büyüdüğü zaman değil daha salkım oluşumu başlarında çıkarılmasıdır. Bu sayede hem ağaç gereksiz meyve doldurma yükünden kurtulacak hem temiz çevreye katkı sağlayacak hem de rahatlıkla bol yaprak üretecek.</p>



<p>Aşağıda meyve oluşum evreleri görünmektedir:</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.peyzax.com/wp-content/uploads/2023/05/image-3.png" alt="" class="wp-image-66765" width="800" height="245" title="Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 28"><figcaption>Palmiye Ağaçlarında Gübreleme 31</figcaption></figure>



<p>Çiçek salkımlarının yukarıda görülen birinci aşamada kesilmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKLAR</strong></h2>



<p></p>



<ol class="wp-block-list" type="1">
<li>Broschat, T.K. 2015b. “Nitrogen and potassium requirements for field-grown areca and Mexican fan palms.” HortScience 50:1567–1571.</li>
</ol>



<ol class="wp-block-list" type="1" start="2">
<li>Broschat, T.K., D.R. Sandrock, M.L. Elliott, and E.F. Gilman. 2008. “Effects of fertilizer type on quality and nutrient content of established landscape plants in Florida.” HortTechnology 18:278–285.</li>



<li>Broschat, T.K. 2015a. “Fertilization of landscape palms to reduce nitrogen and phosphorus inputs to the environment.” HortScience 50:469–473.</li>



<li>Fertilization of Field-Grown and Landscape Palms in Florida1 Timothy K. Broschat</li>



<li>HARRIS, R. W., CLARK, J. R., NELDA, P. M., 2004: Arboriculture. Integrated Management of Landscape Trees, Shruubs, and. Wines. Fourth Edition, Prentice Hall,Upper Saddle River, New Jersey 07458, ISBN: 0 &#8211; 13 &#8211; 08882 &#8211; 6, 580 p.</li>



<li>Dirik H (1991). Kent Ağaçları. İ.Ü. Orman Fakültesi Dergisi, Seri: B, Cilt: 41,Sayı: 3-4, S: 69-81.</li>



<li>Turna İ (2011). Ağaç, ağaççık ve Çalı türlerinde budama teknikleri Eğitim notları, KTÜ Sürekli Eğitim Merkezi, 34 s. Trabzon.</li>



<li>Broschat, T.K. 1996. “Release rates of soluble and controlled-release potassium fertilizers.” HortTechnology 6:128–131. Broschat, T.K. 1997. “Release rates of controlled-release and soluble magnesium fertilizers.” HortTechnology 7:58–60.</li>
</ol>



<ol class="wp-block-list" type="1" start="9">
<li>Broschat, T.K. 1997. “Release rates of controlled-release and soluble magnesium fertilizers.” HortTechnology 7:58–60.</li>



<li>Broschat, T.K. 1994. Removing potassium deficient leaves accelerates rate of decline in <em>Phoenix roebelenii </em>O’Brien. HortScience 29:823.</li>



<li>Broschat, T.K. 1994. Removing potassium deficient leaves accelerates rate of decline in <em>Phoenix roebelenii </em>O’Brien. HortScience 29:823.</li>
</ol>



<ol class="wp-block-list" type="1" start="12">
<li><a href="https://journals.ashs.org/horttech/search?f_0=author&amp;q_0=Timothy+K.+Broschat" rel="nofollow noopener" target="_blank">Timothy K. Broschat</a> 2009.Palm Nutrition and Fertilization in.<a href="https://journals.ashs.org/horttech/view/journals/horttech/horttech-overview.xml" rel="nofollow noopener" target="_blank">HortTechnology</a><a href="https://doi.org/10.21273/HORTSCI.19.4.690" rel="nofollow noopener" target="_blank">https://doi.org/10.21273/HORTSCI.19.4.690</a> <a href="https://journals.ashs.org/horttech/view/journals/horttech/19/4/horttech.19.issue-4.xml" rel="nofollow noopener" target="_blank">Volume 19: Issue 4</a>Jan 2009</li>



<li>Timothy K. Broschat 2021.GOLD DAMAGE ON PALMS PUBLICATION.ENH-92 <a href="https://edis.ifas.ufl.edu/entity/unit/environmental_horticulture" rel="nofollow noopener" target="_blank">Environmental Horticulture Department (ENH)</a></li>



<li>https://edis.ifas.ufl.edu/publication/EP269</li>



<li>Coşkuner, A. (2006) Dünya ve Türkiye’deki Palmiyeler, ekolojik Özellikleri ile İzmir ve Çeşmedeki Kullanımları Üzerine Araştırmalar, Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İzmir</li>
</ol>



<ol class="wp-block-list" type="1" start="16">
<li>http://www.cfpacs.org/potassium-manganese-deficiencies</li>



<li>Esener R.1999.Palmiyeler.Palmiye merkezi yayını ankara 1999.</li>



<li>Gilman, E. F., &amp; Black, R. J. (2005). Pruning Landscape Trees and Shrubs: CIR853/MG087, rev. 6/2005.&nbsp;<em>EDIS</em>,&nbsp;<em>2005</em>(15).</li>
</ol>



<section aria-label="Bibliography" class="wp-block-abt-bibliography abt-bibliography" role="region"><ol class="abt-bibliography__body" data-entryspacing="1" data-maxoffset="2" data-linespacing="1" data-second-field-align="flush"><li id="96150449">  <div class="csl-entry">
    <div class="csl-left-margin">1.</div><div class="csl-right-inline">Broschat TK. Palm Nutrition and Fertilization. <i>hortte</i>. Published online January 2009:690-694. doi:<a href="https://doi.org/10.21273/hortsci.19.4.690" rel="nofollow noopener" target="_blank">10.21273/hortsci.19.4.690</a></div>
  </div>
</li><li id="783212171">  <div class="csl-entry">
    <div class="csl-left-margin">2.</div><div class="csl-right-inline">Broschat TK. Nitrogen and Potassium Requirements for Field-grown Areca and Mexican Fan Palms. <i>horts</i>. Published online October 2015:1567-1571. doi:<a href="https://doi.org/10.21273/hortsci.50.10.1567" rel="nofollow noopener" target="_blank">10.21273/hortsci.50.10.1567</a></div>
  </div>
</li></ol></section>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.peyzax.com/palmiye-agaclarinda-gubreleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
