Isınan Kentlerde Kentsel Tasarımcılar Ne Yapmalı?
  1. Anasayfa
  2. TASARIM
  3. Ekolojik Tasarım

Isınan Kentlerde Kentsel Tasarımcılar Ne Yapmalı?

0

Isınan kentler artık yalnızca meteorolojik bir mesele değil. Daha doğrusu, mesele hava durumu olmanın epey ötesine geçti. Bugün birçok kentte yaz mevsimi sadece biraz daha sıcak geçmiyor; yürümek zorlaşıyor, meydanda oturmak yorucu hale geliyor, çocukların oyun süresi kısalıyor, yaşlılar gölgesiz açık alanlardan çekiliyor, dış mekânda çalışanlar için gündelik hayatın yükü görünmez biçimde ağırlaşıyor. Kent sıcaklığı dediğimiz şey, asfaltın altında depolanan ısıdan, cephelerden geri dönen radyasyondan, gece serinleyemeyen sokaklardan ve çoğu zaman yanlış kurgulanmış kamusal alanlardan birlikte oluşuyor.

Aşırı sıcaklar ne kadar farketmesek de aslında en ölümcül hava olayları arasında görülmektedir; 2025 yılında Avrupa’da iklim değişikliği sebebi ile 16500 kişinin öldüğü, İngiltere’de ise 2025’te sıcak hava nedeniyle 1504 kişi öldüğü açıklanmıştır.

Bu yüzden kentsel tasarımcıların işi de değişiyor. Eskiden iyi bir meydan, iyi bir sokak ya da iyi bir park çoğu zaman biçim, oran, dolaşım ve estetik üzerinden konuşuluyordu. Bugün bunlara bir şey daha eklendi: performans. Mekânın sıcak günlerde nasıl davrandığı, insan bedenine ne hissettirdiği, suyu nereye yönlendirdiği, hangi yüzeyin ısıyı tuttuğu, hangi ağacın gerçekten gölge ürettiği, hangi sokağın gece boyunca sıcak kaldığı artık doğrudan tasarım soruları.

Isınan Kentlerde gölge veren ağaçların kullanımı önemlidir

Bir araştırmada, kentsel ısı adası etkisi nedeniyle kentlerin kırsal çevrelerine göre ortalama 1,0 ile 6,0 °C daha sıcak olabildiği; bazı bağlamlarda gündüz farkının 0,5 ile 4,0 °C, gece farkının ise 1,0 ile 2,5 °C’ye çıkabildiği aktarılmaktadır (Aram vd., 2019).

Bu yazıda ısınan kentler bağlamında kentsel ısı adasının neden oluştuğunu, sokak ve meydan tasarımında hangi hataların ısıyı artırdığını, gölge, bitki, su ve malzeme seçiminin nasıl birlikte çalıştığını ve farklı ölçeklerde nasıl müdahale edilebileceğini ele alacağım. Amacım hızlı formüller vermek değil; daha çok, iklim duyarlı kentsel tasarımın hangi düşünsel zeminde kurulması gerektiğini ve serin kentler için hangi kararların gerçekten belirleyici olabileceğini tartışmak. Dolayısıyla yazı biraz uzun olabilir, ancak keyifle okuyacağınıza eminim.

Kentler neden ısınıyor?

Kentsel ısı adası etkisi nedir?

Kentsel ısı adası, en yalın haliyle, kentin yakın kırsal çevresinden daha sıcak hale gelmesi durumudur. Bu fark bazen öğleden sonra yüzey sıcaklıklarında, bazen akşam saatlerinde, bazen de geceleri bir türlü düşmeyen hava sıcaklığında ortaya çıkar. Özellikle gece etkisi önemlidir; çünkü insan bedeni için toparlanma ve serinleme zamanı çoğu zaman gece olur. Eğer kent gece boyunca ısıyı boşaltamıyorsa, ertesi günün yükü de birikerek devam eder.

Sorun yalnızca iklim değil, mekânsal kurgu meselesi

Isınan kentler meselesini sadece küresel iklim değişikliği ile açıklamak eksik kalır. Çünkü aynı kent içinde bile bazı mahalleler diğerlerinden çok daha sıcak olabilir. Bunun önemli bir kısmı mekânsal kurgudan kaynaklanır: yoğun ve koyu renkli sert yüzeyler, geçirimsiz zeminler, düşük albedo, yetersiz ağaç örtüsü, havalanmayı kesen yapılaşma biçimleri ve geniş ama gölgesiz açık alanlar…

Akademik bir makalede, 75 çalışmanın sentezinden hareketle kentsel ısı adasını etkileyen en sık değişkenler arasında bitki örtüsü, mevsim, yapılaşmış alan oranı, gündüz-gece farkı ve nüfus yoğunluğu öne çıkarılmaktadır (Vujović vd., 2021). Bu veri çok şey söylüyor. Önce şunu: bitki örtüsü hâlâ en güçlü açıklayıcı değişkenlerden biri. Sonra şunu: ısı meselesi yalnızca mühendislik değil, aynı zamanda arazi örtüsü ve kentsel doku meselesi.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Erozyonla Mücadele: Peyzaj Tasarımıyla Toprak Kaybını Önleme Stratejileri

En çok etkilenenler kimler?

Sıcaklık artışı kentte herkesi eşit etkilemez. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olan bireyler, dış mekânda çalışanlar, toplu taşıma bekleyenler, hareket kısıtlılığı olanlar ve nitelikli yeşil alana erişimi düşük mahallelerde yaşayanlar daha yüksek risk altındadır. Bu nedenle ısınan kentler tartışması etik bir zemin de taşır. Tasarımın kimi koruduğu ve kimi görünmez bıraktığı sorusu burada kaçınılmazdır.

Kentsel tasarım neden artık iklim meselesidir?

Kentsel tasarım uzun süre boyunca kompozisyon, perspektif, odak, ritim ve biçim gibi başlıklarla konuşuldu. Bunlar önemini koruyor ama tek başına yetmiyor. Çünkü güzel görünen bir meydan, Temmuz ayında üzerinde yürünemeyen bir yüzeye dönüşüyorsa orada tasarımın bir parçası eksik demektir. Kimi zaman tasarımcılar kenti fazla “okunur” kılmaya çalışırken onu yaşanması zor bir sertlik düzenine teslim edebiliyor. Geniş, açık, yalın ve fotojenik görünen bazı alanlar, gerçekte gölgesiz ve sıcaklık açısından saldırgan alanlara dönüşüyor. Bu noktada performans estetiğin düşmanı değil; onun tamamlayıcısıdır.

Mikroiklim tasarımı neden önem kazandı?

Mikroiklim, kullanıcının bedeniyle temas eden iklimdir. Yani meteoroloji bülteninde duyduğumuz hava sıcaklığından biraz farklıdır. Aynı gün, aynı saat, aynı semtte bile bir sokağın diğerinden daha bunaltıcı hissedilmesi buradan gelir. Gölge oranı, rüzgâr akışı, yüzey sıcaklığı, nem, gökyüzü görüş faktörü, bitki taç yoğunluğu ve çevredeki cephelerin yansıtma davranışı bu hissi belirler. Bu yüzden kentsel tasarımcı artık yalnızca plan çizen biri değil; bir anlamda beden ile çevre arasındaki termal ilişkiyi de düzenleyen kişidir.

Isınan kentlerde kentsel tasarımcıların yeniden düşünmesi gereken 6 başlık

1. Gölgeyi tasarımın ana omurgası yapmak

Bugünün sıcak kentlerinde gölge artık tamamlayıcı bir unsur değil, ana omurgadır. Bir sokağın ne kadar geniş olduğu kadar, günün hangi saatlerinde nasıl gölge ürettiği de önemlidir. Üstelik bu gölge yalnızca ağaçla kurulmaz. Saçaklar, yarı açık geçişler (arkadlar, revaklar vs.), pergolalar, cephe geri çekilmeleri, hafif strüktürler (asma-germe tente sistemleri, çelik, alüminyum malzemeden üretilen kafes sistemleri, miselyum kompozit strüktürler vs.)  ve bitkisel gölgeleme sistemleri birlikte düşünülmelidir. En kritik mesele, gölgenin tek noktalı değil süreklilik üreten bir ağ haline gelmesidir. Çünkü insanlar açık alanda bir “gölge adası” değil, gölgeli bir rota ister.

(arkadın ne olduğu herkes tarafından bilinmeyebilir, burada bir görsel koyup hem arkadı hem de arkadların gölge fonksiyonunu açıklayabiliriz)

2. Sert zemini azaltmak ve yüzeyleri dönüştürmek

Kent yüzeyleri, aslında sessizce çalışan birer ısı makinesidir. Özellikle koyu renkli, geçirimsiz ve yüksek ısı depolama kapasitesine sahip malzemeler gün boyunca ısıyı emer, akşam ve gece boyunca geri salar. Bu nedenle ısınan kentler içinde zemin tasarımı artık görsel bitiş malzemesi seçimi olarak görülemez. Yüzeyin rengi, geçirgenliği, dokusu, nem tutma kapasitesi ve ısı yayma davranışı birlikte ele alınmalıdır.

Serin kaplamalar ve geçirgen yüzeyler burada önemli araçlardır. Wang ve arkadaşlarına ait araştırma, güneş yansıtıcı kaplamaların bazı deneysel uygulamalarda gündüz yüzey sıcaklığını 15 °C’ye kadar azaltabildiğini belirtmektedir (Wang vd., 2022). Başka bir çalışmada ise geleneksel kaplamaların serin kaplamalarla değiştirilmesinin ortam sıcaklığında 1,2 ile 2,0 °C arasında düşüş sağlayabileceğini aktarmaktadır (Kappou vd., 2022). Fakat burada küçük ama kritik bir uyarı var: yüksek yansıtıcılık, özellikle gölgesiz alanlarda yaya düzeyinde parlamayı ve yansıyan radyasyonu artırabilir. Yani açık renkli yüzey, gölgeyle birlikte çalıştığında güçlüdür; tek başına her zaman çözüm değildir.

3. Ağaçlandırmayı dekor değil altyapı olarak görmek

Kentsel ağaçlandırmanın en sık düştüğü hata, ağacı süsleme elemanı gibi görmek. Oysa ağaç, ısı azaltımı, gölge üretimi, yüzey sıcaklığını düşürme, yağmur suyu yönetimi, hava kalitesi ve psikolojik konfor gibi çok katmanlı işlevler üreten yaşayan bir altyapıdır. Ama bunun için de ağaçların gerçekten yaşayabileceği kök hacmi, geçirgen toprak, sulama ve bakım sürekliliği gerekir. Beton saksı içine sıkıştırılmış birkaç küçük süs ağacıyla serin kent kurulmaz.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Çocuk Oyun Alanları 4 Mevsim Kullanılabilir mi? İklim Duyarlı Tasarım Rehberi

Zheng ve arkadaşlarının kentsel ağaçlar üzerine yaptığı çalışma, zemin düzeyindeki yeşilliğin pik yüzey sıcaklığını 2 ile 9 °C arasında azaltabildiğini, ağaçlı parkların ise gündüz ortalama yaklaşık 0,94 °C daha serin olabildiğini aktarmaktadır (Zheng vd., 2023). Demek ki ağaç, sadece gölge üreten tekil bir obje değil; mahalle ölçeğinde termal ağ kuran bir unsurdur.

4. Mavi ve yeşil altyapıyı birlikte ele almak

Mavi-yeşil altyapı, ısınan kentler için en güçlü çerçevelerden biri olabilir. Çünkü bu yaklaşım hem serinleme üretir hem suyu yönetir hem de ekolojik süreklilik kurar. Yağmur bahçeleri, biyolojik hendekler, geçirgen zeminler, sulak alan parçaları, lineer yeşil koridorlar, kent içi su ögeleri ve ağaç sistemleri tek tek değil birlikte çalıştığında daha güçlü hale gelir.

Almaaitah ve arkadaşlarının bilimsel çalışması, mavi-yeşil altyapının evapotranspirasyon yoluyla serinleme, su depolama, pik akışı azaltma ve yeraltı suyu beslenmesi gibi çoklu hizmetler sunduğunu vurgular (Almaaitah vd., 2021). Burada önemli olan şu: su ögesini yalnızca dekoratif havuz gibi değil, iklimsel ve hidrolojik işlev taşıyan bir sistem olarak görmek.

5. Sokakları araç için değil insan konforu için yeniden kurgulamak

Bir sokağın termal kaderini çoğu zaman araç odaklı kurgu belirler. Geniş taşıt şeritleri, büyük dönel kavşaklar, fazla sert yüzey, az ağaç, yetersiz bekleme alanı ve dar kaldırım bir araya geldiğinde sıcaklık sadece fiziksel değil, sosyal bir dışlayıcılığa da dönüşür. Oysa sokak, en temel kamusal alan türüdür. Bu nedenle ısınan kentler içinde sokak tasarımında öncelik araç akışından insan konforuna kaymalıdır.

Bu kayma, taşıt alanını her yerde dramatik biçimde azaltmak anlamına gelmez. Daha çok, yaya koridorlarının gölgeli sürekliliğini kurmak, toplu taşıma duraklarını ısıya dayanıklı hale getirmek, bisiklet ve yaya rotalarını sert yüzey cehenneminden çıkarmak, yer yer geçirgen yan alanlar ve yeşil cepler oluşturmak anlamına gelir. Sokağın bir ulaşım hattı kadar bir termal sığınma koridoru olduğu fikri artık yabancı gelmemeli.

6. Isıya dayanıklı kamusal alanlar tasarlamak

Meydanlar, parklar, okul çevreleri, çocuk oyun alanları, duraklar ve sahil bantları sıcaklık artışından en hızlı etkilenen mekânlar arasında. Çünkü bu alanlarda insanlar durur, bekler, oyun oynar, sosyalleşir. Yani sadece geçip gitmez; mekânla uzun süreli ilişki kurar. Bu nedenle ısıya dayanıklı kamusal alan tasarımı, gölge sürekliliği, yüzey çeşitliliği, oturma elemanlarının malzemesi, su erişimi, bitkisel katmanlaşma ve rüzgâr yönlerini birlikte düşünmelidir.

Burada özellikle çocuk oyun alanları için ayrı bir not düşmek gerekir. Çocukların beden yüksekliği, yetişkinlerden farklı bir mikroiklim deneyimi üretir. Yüzeye daha yakın olmaları, hareket halinde kalmaları ve güneş altında daha hızlı ısınmaları nedeniyle oyun alanlarında zemin ve gölge tasarımı çok daha hassastır. Bu yüzden sıcak iklimde kamusal alan tasarımı söz konusu olduğunda oyun alanları, tasarımın marjinal parçası değil test alanı gibi görülmelidir.

thumbnail
Önerilen Yazı
Çocuk Oyun Alanları 4 Mevsim Kullanılabilir mi? İklim Duyarlı Tasarım Rehberi

Sık yapılan tasarım hataları

  • Aşırı sert zemin, koyu renkli kaplama ve yüksek ısı depolayan yüzeyleri kamusal alanın temel dili haline getirmek
  • Gölge üretmeyen, geniş ama çıplak boşluklara dayanan meydanlar tasarlamak
  • Ağaçlandırmayı mikroiklim altyapısı olarak değil, sonradan eklenen dekoratif bir peyzaj katmanı gibi görmek
  • Yerel iklime, su rejimine ve bakım kapasitesine uyumsuz bitki türleriyle gösterişli ama kırılgan bitkisel kompozisyonlar kurmak
  • Ağaçların kök hacmini, taç gelişimini ve uzun vadeli yaşam koşullarını hesaba katmadan dar ve sıkışık dikim alanları oluşturmak
  • Pergola, saçak, yarı açık geçiş, gölgeli bekleme alanı ve cephe gölgesi gibi pasif serinletme unsurlarını tasarımın dışında bırakmak
  • Su ögelerini yalnızca görsel etki için kullanıp buharlaşma, serinletme, yağmur suyu tutma ve ekolojik işlev boyutunu kuramamak
  • Geçirgen yüzeyler, yağmur bahçeleri ve biyolojik hendekler gibi mavi ve yeşil altyapı bileşenlerini kullanmamak ya da birbirinden kopuk ve parça parça kullanmak
  • Sokakları insan konforu, yürüme deneyimi ve yaz mevsimi kullanımı yerine yalnızca araç akışı ve sert trafik geometrisi üzerinden biçimlendirmek
  • Toplu taşıma duraklarını, okul çevrelerini, çocuk oyun alanlarını ve yaşlıların yoğun kullandığı açık alanları termal açıdan önceliklendirmemek
  • Aynı kamusal alan içinde sabah, öğle ve akşam saatlerindeki güneş hareketini dikkate almadan tek tip ve zamansız bir mekân kurgusu yapmak
  • Yüksek yansıtıcılı yüzeyleri gölge, oturma yönlenmesi ve kullanıcı konforu ile birlikte düşünmeden doğrudan çözüm gibi uygulamak
  • Rüzgâr akışını, hava dolaşımını ve gece ısı boşalımını zorlaştıran kapalı, boğucu ve aşırı yoğun mekânsal kurgular üretmek
  • Mahalle içindeki serinleme noktalarını birbirine bağlayan gölgeli yaya ağları kurmadan tekil ve izole projelerle yetinmek
  • Her mahalleyi aynı kabul edip kırılgan nüfus gruplarının yaşadığı, ağaç örtüsü düşük ve ısı yükü yüksek bölgeleri önceliklendirmemek
  • Bakım, sulama, yenileme ve mevsimsel işletme kapasitesi düşünülmeden kısa sürede bozulan ama ilk anda etkileyici görünen uygulamalara yönelmek
  • Tasarım kararlarını yalnızca estetik, temsil ve görsel bütünlük üzerinden verip yüzey sıcaklığı, radyasyon yükü ve kullanıcı konforunu arka plana itmek
  • İklim verisini, gölge analizini, yüzey davranışını ve kullanım senaryolarını projeye başta entegre etmek yerine en sona bırakmak
  • Park, meydan, sokak ve bina çevresini ayrı disiplinlerin parçalı işi gibi görüp bunlar arasında bütüncül bir termal strateji kuramamak
Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Kentsel Sürdürülebilirlikte Ağaçların Önemi

Kentsel ısı adasını azaltmak için mimarlar ne yapabilir?

Mimarlar, bina ile sokak arasındaki termal ilişkiyi yeniden düşünmek zorunda. Cephe geri çekilmeleri, saçaklar, yarı açık zemin katlar, geçirgen avlular, gölgeli girişler ve doğal havalandırmayı destekleyen kütle kararları burada belirleyici olabilir. Yapı tek başına serin kent kurmaz ama sokağın sıcağını ya büyütebilir ya hafifletebilir. Özellikle bina çevresindeki sert zemin miktarı, cephe malzemesinin radyatif davranışı ve giriş alanlarının gölgesi bu noktada önemlidir.

Küresel ısınmaya karşı şehir plancılar ne yapabilir?

Şehir plancılar için temel mesele, ısıyı arazi kullanım kararlarına ve plan notlarına görünür biçimde sokmak. Isı kırılganlık haritaları, gölgesiz yaya ağlarının tespiti, yeşil ağın sürekliliği, kişi başına yeşil alan kadar “erişilebilir serin alan” ölçütü, okul ve sağlık yapıları çevresinde öncelikli serinletme zonları ve yeni gelişme alanlarında geçirimsiz yüzey sınırları planlama araçları içinde yer bulmalı. Planlamanın iklimle teması sadece afet başlığında kalmamalı; gündelik yaşamın termal konforunu da kapsamalı.

Kentlerde sıcaklığı azaltmak için peyzaj mimarları ne yapabilir?

Peyzaj mimarları için bu alan çok daha doğrudan. Ağaç katmanı, zemin kaplaması, yağmur suyu yönetimi, mavi-yeşil altyapı, çocuk oyun alanları, parklar, okul bahçeleri, su ögeleri ve ekolojik süreklilik üzerinden kent ısısına karşı en etkili araçlardan birçoğu peyzaj mimarlığının çalışma alanında yer alıyor. Fakat burada da sayılara kapılmamak gerekir. Her yeşil alan serinletmez, her ağaç gölge üretmez, her çim yüzey sürdürülebilir değildir. Asıl mesele, termal performansı yüksek, bakım kapasitesiyle uyumlu ve kullanıcı davranışını destekleyen peyzaj sistemleri kurmaktır.

Sonuç olarak..

Isınan kentler çağında kentsel tasarımcıdan beklenen şey biraz değişti. Artık yalnızca iyi görünen kamusal alanlar değil, sıcak günlerde işe yarayan kamusal alanlar tasarlamak gerekiyor. Bunun için de birkaç temel ilke öne çıkıyor: gölgeyi erken tasarım aşamasında kurmak, sert zemin oranını azaltmak, ağacı süs değil altyapı gibi ele almak, mavi ve yeşil altyapıyı birlikte düşünmek, sokakları insan konforu üzerinden yeniden tarif etmek ve müdahaleleri kırılgan mahallelerden başlatmak.

Bana göre bugünün en büyük tasarım yanılgılarından biri, iklim meselesini sonradan eklenecek bir çevre notu gibi görmek. Oysa iklim artık kentsel formun içindedir. Kesitte vardır, malzemede vardır, gölgede vardır, kaldırım genişliğinde vardır, ağaç çukurunun derinliğinde vardır. Bu yüzden ısınan kentler için tasarım konuşurken aslında yeni bir estetikten de söz ediyoruz. Daha serin, daha gölgeli, daha geçirgen, daha yavaş ve biraz daha merhametli bir kent estetiği. Belki de gelecek, tam burada kurulacak.

Kaynakça

  • Almaaitah, T., Appleby, M., Rosenblat, H., ve Rumble, H. (2021). The potential of blue-green infrastructure as a climate change adaptation strategy: A systematic literature review. Blue-Green Systems, 3(1), 223-248. https://doi.org/10.2166/bgs.2021.016
  • Kappou, S., Souliotis, M., Papaefthimiou, S., Santamouris, M., ve Kolokotsa, D. (2022). Cool pavements: State of the art and new technologies. Sustainability, 14(9), 5159. https://doi.org/10.3390/su14095159
  • Vujović, S., Haddad, B., Karaky, H., ve Sebaibi, N. (2021). Urban heat island: Causes, consequences, and mitigation measures with emphasis on reflective and permeable pavements. CivilEng, 2(2), 459-484. https://doi.org/10.3390/civileng2020026
  • Wang, Z., Xie, Y., Mu, M., Yue, H., ve Wang, F. (2022). Materials to mitigate the urban heat island effect for cool pavement: A brief review. Buildings, 12(8), 1221. https://doi.org/10.3390/buildings12081221
  • Zheng, S., He, C., Guldmann, J.-M., ve diğerleri. (2023). Heat mitigation benefits of urban trees: A review of mechanisms, modeling, validation and simulation. Forests, 14(12), 2280. https://doi.org/10.3390/f14122280

Peyzax'ın kurucu ve idarecisi. KARSUMA kitabının yazarı (çok yakında).

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir