Hızlı Git
Kentsel hafızayı anlayabilmek için önce kenti anlamak gerekir. Kent ve kentleşme kavramları birçoğumuz için akla önce yapılaşmayı getirse de aslında kent bundan çok daha kompleks ve farklı anlamlar barındırmaktadır. Demirarslan’ın (2018) ifade ettiği üzere kent, sadece fiziksel bir kavram değil toplumların hafızasında biriken anılarla ve yaşanmışlıklarla gelişen bir süreçtir. Kenti, teknolojinin, yapılaşmanın ve birtakım süreçlerin sonucunda oluşan bir kavram olarak görürüz. Fakat kent, aslında sürecin kendisidir.
Kentsel hafıza, Ringas ve ark.’na (2011) göre, zamanla belirli bir mekanda oluşmuş, toplumun ortak anılarının, deneyimlerinin bir yansımasıdır. Kent içerisindeki su ise Şevli’ye (2025) göre, toplumsal hafızanın taşıyıcısıdır. Peki, su zamanla şekillenen, mekanların kültürünü ve tarihini etkileyen bu belleği nasıl taşımaktaydı? Şimdi ne değişti?
Bu yazı, kentsel hafıza üzerinden kentin ve suyun farklı anlamlarını düşünmeye davet ediyor.
Kent ve Su Arasındaki Bağın Dönüşümü
Kent ve su arasındaki ilişkiyi anlamak için tarihe dönüp bakmak gerekmektedir. Kentlerin farklı tarihsel dönemlerde farklı değişimler geçirmesi, su ile ilişkisinin değişiminde de etkili olmuştur. Bilinen yaklaşık MÖ 10.000 yılından itibaren bu ilişki düşünülebilir. Neolitik Dönem’de yerleşik hayata geçilmesi ile özellikle dere ve akarsular üzerinden su ile kent arasında kurulan ilişkiyi daha net görebiliriz. Oktay ve ark. (2015)’e göre, tarım kültürünün ve kentleşmenin “iki nehir arasında” anlamına gelen Mezopotamya bölgesinde ortaya çıkması tesadüf eseri değildir. İnsanların tarım ile beslenmesini, ticarete atılmasını sağlayan, o bölgenin toprağıydı. Toprağın ise ihtiyacı olan şey suydu.
Günümüzde ise kent toprağı, Şevli’ye (2025) göre inşaat sektörü üzerinden sermaye birikim aracı durumuna gelmiştir. Topraktaki bu değişim, suyu da etkilemiş, su döngüsü bozulmaya başlamış, yeraltı su kaynakları tüketilmiş ve toprağın doğal geçirgenliği kaybedilmeye başlamıştır. Peki bu ciddi değişimler, kentliyi ve kentlinin kimliğini nasıl etkilemiştir?
Kent Kimliğinin Oluşumunda Suyun Rolü
Perihan ve Aşur’a (2020) göre, kenti oluşturan da değiştiren de aslında insandır. Kentlinin zihninde kente dair oluşan algı ise kent imgesini oluşturmaktadır. Ortak imgelerin bir araya gelmesi ile kent kimliği ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla kent kimliğinin oluşması da algısal süreç ile mümkündür. Demirarslan’ın (2018) ifade ettiği kent tanımı ile kent kimliğinin de süreç ile ilgilenmesi tesadüf değildir. Günümüzde inşaat sektörü üzerinden toprağın ve suyun kullanımı, süreç odaklı değil sonuç odaklı bir yaklaşımın getirisidir. Sonuçta, yaşanan ekolojik, sosyal ve politik tüm değişimler de aslında sonuç odaklı düşünmenin bir ürünüdür. Fakat, tarih üzerinden bakıldığında kentin, kimliğin ve kültürün oluşumu da tıpkı peyzajların oluşumu ve dönüşümü gibi süreç odaklı hatta sürecin kendisidir. Peki bu süreçte kent kimliğini su nasıl etkilemiştir?
Özellikle eski Türk inanışlarına göre su, kutsal olarak görülmüş olup sadece kutsal olması ile değil yol göstericiliği, bereket sembolü olması, canlılığı ve sürekliliği ile de ön plana çıkmıştır. Böylece su, Türk mitolojisi ve kültüründe yer edinmiş, Dede Korkut Hikayeleri’nde dahi önemli bir unsur olarak yer almıştır (Uçar, 2020). Böylece kültürler arası etkileşimde su, kendine yer edinmiştir.
Peyzaj Mimarları Ne Yapabilir?
İnsanların su kaynaklarına yönelik müdahaleleri, öncelikle suyu kontrol etme isteğinden kaynaklanmıştır. Bu doğrultuda insanlar, kendi çıkarlarını gözeterek su üzerinde çeşitli müdahalelerde bulunmuşlardır. Özellikle kentsel dereler üzerinde açıkça görülen derelerin akarsu olma niteliğini kaybetmesi ve beton haline getirilmesi bu müdahalelerinin sonuçlarından biridir. Dolayısıyla peyzaj mimarlarının da müdahalede bulunduğu kentsel derelerin tasarımı ve planlanmasında, suyu okumak ön planda olmalıdır. Suyu okurken, sudaki değişimi en çok etkileyen durumlardan birinin topraktaki değişim olduğu göz önüne alınmalıdır. Çünkü yapay geçirgen zeminler, toprak kadar etkili olamayacaktır.
Derenin, tarihteki izinde akmasına izin vermek ve derenin kültürünü tasarım aracılığı ile yansıtmak, kentsel hafızayı da harekete geçirebilir. Böylece kent içerisinde suyun anlamı, kentli için tarihteki gibi farklı değerler kazanabilir. Fakat kentsel dereler üzerinde sadece peyzaj mimarları çalışmamaktadır. Dolayısıyla, diğer disiplinlerle birlikte kentsel hafıza temelli tasarım üzerine düşünmek, kentsel dereler için farklı öneriler ortaya koyabilir.
Sonuçta…
Kent, kentleşme ve bu doğrultuda kentsel hafıza kavramları, sürecin kendisi olup zamanla gelişim göstermişlerdir. Dolayısıyla kent içerisinde sonuç odaklı yapılan müdahaleler, süreçte gelişen bu kavramlar üzerinde çeşitli problemleri beraberinde getirmiştir. Sonuçta, kentsel hafızayı taşıyan kentsel dereler üzerinde yapılan müdahaleler de kent ve kentli üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Kentsel dereleri planlarken kentsel hafıza üzerinden düşünülmesi, farklı öneriler getirebilir. Yeni müdahaleler ile kentlinin suya bakış açısı değişebilir ve su, tarihteki gibi yeniden anlam kazanabilir.
Kaynakça
Demirarslan, D. (2018). Kentsel ve kültürel bellek bağlamında tarihi bir şehir ve yakın çevresi: Gelibolu. International Journal of Social and Humanities Sciences Research (JSHSR), 5(22), 910–932.
Metrotrekker. (t.y.). Cheonggyecheon Stream, Seul, Güney Kore [Fotoğraf]. Erişim adresi: https://www.metrotrekker.com/photos/south-korea/seoul/cheonggyecheon_stream_seoul_south_korea_123
Oktay, H. E., Erdoğan, R., & Oktay, F. B. (2015). Kent ve su. İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi, 5(11), 119–125.
Perihan, M., & Aşur, F. (2020). Tarihi kentsel peyzaj ve kent kimliği ilişkisi. Kent Akademisi, 13(1), 163–175.
Ringas, D., Christopoulou, E., & Stefanidakis, M. (2011). Urban memory in space and time. In D. Ringas (Ed.), Handbook of research on technologies and cultural heritage: Applications and environments (pp. 297–312). IGI Global.
Şevli, E. (Ed.). (2025). Su ve mekânın kurucu ilişkisi: Coğrafi bellekten kentsel mirasa. Yapı Dergisi, 498, 30-49.
Uçar, H. (2020). Bir kültün özellikleri: Türklerde su kültü. Kültür Araştırmaları Dergisi, 7, 24–47.

