Kentler Neden Bu Kadar Sıcak? Kentsel Isı Adası Etkisi
  1. Anasayfa
  2. EKOLOJİ
  3. İklim Değişikliği

Kentler Neden Bu Kadar Sıcak? Kentsel Isı Adası Etkisi

0

Yaz aylarında şehir merkezinde yürürken hissettiğimiz sıcaklık ile ağaçların yoğun olduğu bir parkta hissettiğimiz sıcaklığın aynı olmadığını çoğumuz fark etmişizdir. Bazen birkaç sokak ilerlemek bile belirgin bir değişim yaratır.

Geniş bir asfalt otoparkta yürümek bunaltıcıyken, hemen yanındaki ağaçlıklı alana geçtiğimizde ortam çok daha rahat hissedilebilir.

Bu farkın önemli nedenlerinden biri kentsel ısı adası etkisidir.

Kentsel ısı adası nedir?

Kentsel ısı adası, yoğun yapılaşmış şehir alanlarının çevresindeki daha doğal alanlara göre daha sıcak hale gelmesidir.

Bunun temel nedeni aslında oldukça basit.

Kentler büyüdükçe toprak ve bitki örtüsünün yerini asfalt yollar, beton yapılar, kaldırımlar, otoparklar ve çatılar alıyor. Bu yüzeylerin önemli bir bölümü gün boyunca güneş enerjisini emerek ısınıyor ve depoladığı ısıyı daha sonra çevresine yayıyor.

Bu nedenle kentler yalnızca gündüz ısınmıyor; güneş battıktan sonra da depolanan ısı nedeniyle serinlemeleri gecikebiliyor.

Doğal ve yeşil alanlarda ise farklı bir sistem işliyor. Bitkiler yüzeylerin doğrudan güneş ışığına maruz kalmasını azaltıyor, toprak yapay yüzeylerden farklı davranıyor ve bitkilerin su döngüsü çevrenin serinlemesine katkıda bulunuyor.

Kısacası şehir büyürken yalnızca görüntüsü değişmiyor. Isıyla kurduğu ilişki de değişiyor.

Aynı şehirde neden bazı sokaklar daha sıcak?

Isı adası etkisini anlamak için şehir merkezinden kırsala gitmemize gerek yok. Aynı mahallede bile farkı hissedebiliriz.

Bir tarafta geniş asfalt yol, ağaçsız kaldırımlar, beton binalar ve açık otoparklar; diğer tarafta yetişkin ağaçların gölgelediği kaldırımlar, bahçeler ve küçük yeşil alanlar olduğunu düşünelim.

blank
Kentler Neden Bu Kadar Sıcak? Kentsel Isı Adası Etkisi 3

Hava sıcaklığı her iki noktada da aynı ölçülse bile insanın hissettiği ortam aynı olmayabilir.

Çünkü sıcaklık deneyimimizi yalnızca hava sıcaklığı belirlemez. Güneş ışınlarına doğrudan maruz kalmamız, çevremizdeki sıcak yüzeyler, gölge, rüzgâr ve nem de önemlidir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Mekân, Yer Kimliği ve Aidiyet: İnsan–Çevre İlişkisinin Kavramsal Bir Değerlendirmesi

Örneğin güneş altında bırakılan bir otomobilin kaportasının veya asfaltın ne kadar ısınabildiğini hepimiz biliyoruz. Ağacın altında kalan aynı yüzey ise doğrudan güneş ışınımına maruz kalmadığı için farklı davranır.

Bu nedenle kentlerde gölge yalnızca bir konfor unsuru değildir.

Ağaçlar kenti nasıl serinletiyor?

Ağaçların en görünür etkisi gölge oluşturmalarıdır. Ancak serinletme etkileri bununla sınırlı değildir.

Bitkiler kökleriyle aldıkları suyun bir bölümünü yaprakları aracılığıyla atmosfere verir. Evapotranspirasyon adı verilen bu doğal süreç çevrenin serinlemesine katkıda bulunur.

Bu nedenle kentlerde ağaçlandırma oldukça değerlidir. Fakat burada önemli bir ayrıntı vardır: Herhangi bir yere herhangi bir ağaç dikmek yeterli değildir.

Ağacın türü, taç genişliği, su ihtiyacı, iklime uyumu, kök gelişimi ve bulunduğu alan birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle insanların yoğun kullandığı kaldırımların, meydanların, okul bahçelerinin, toplu taşıma duraklarının ve otoparkların gölgelenmesi günlük yaşam açısından büyük fark yaratabilir.

blank
Kentler Neden Bu Kadar Sıcak? Kentsel Isı Adası Etkisi 4

Bu yüzden başarıyı yalnızca dikilen fidan sayısıyla ölçmek yanıltıcıdır. Asıl önemli olan yıllar içerisinde sağlıklı biçimde gelişebilen ve kentin ihtiyaç duyduğu noktalarda gölge oluşturabilen bir ağaç dokusu meydana getirmektir.

Park yapmak yeterli mi?

Parklar kentler için vazgeçilmezdir fakat ısı adası sorununu yalnızca birkaç büyük parkla çözmek mümkün değildir.

Çünkü günlük hayatımız parkların dışında geçiyor.

Evden işe veya okula giderken kaldırımları kullanıyoruz, otobüs bekliyoruz, meydanlardan geçiyoruz, araçlarımızı otoparklara bırakıyoruz.

Bu nedenle yeşilin kentin tamamına yayılması gerekir.

Büyük parkların yanında ağaçlandırılmış sokaklar, küçük mahalle yeşil alanları, gölgeli yaya güzergâhları ve birbirine bağlanan yeşil koridorlar oluşturmak daha bütüncül bir yaklaşım sağlar.

Buradaki önemli kavram yeşil altyapıdır.

Yeşil alanı yalnızca güzel görünen veya boş zaman geçirdiğimiz bir yer olarak değil, kentin çevresel sorunlarının çözümüne katkıda bulunan bir sistem olarak düşünmek gerekir.

Kentin çatısı ve zemini de önemli

Isı adasıyla mücadele yalnızca ağaçlardan ibaret değildir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Geleceğin Kentleri Üzerine: BLADE RUNNER (BIÇAK SIRTI)

Kentlere yukarıdan baktığımızda çatılar çok büyük bir yüzey kaplar. Aşağıya baktığımızda ise yollar, kaldırımlar ve otoparklar vardır.

Yani kentin büyük bölümü aslında birer yüzeydir ve bu yüzeylerin güneş enerjisine nasıl tepki verdiği önemlidir.

Uygun yapılarda yeşil çatılar kullanılabilir. Bitkilendirilmiş çatılar yüzeyin doğrudan güneşe maruz kalmasını azaltırken yağmur suyunun yönetimi ve biyolojik çeşitlilik açısından da fayda sağlayabilir.

Bir başka seçenek serin çatılardır. Güneş enerjisinin daha büyük bölümünü yansıtan yüzeyler, geleneksel koyu renkli yüzeylere göre daha az ısı tutabilir.

Zeminde ise uygun alanlarda geçirgen yüzeylerin kullanılması değerlendirilebilir. Böylece yağmur suyunun bir bölümü doğrudan kanalizasyona gitmek yerine toprağa ulaşabilir.

Aynı tasarım kararı böylece hem sıcaklık hem de yağmur suyu yönetimine katkı sağlayabilir.

Su da çözümün bir parçası

Kentlerde son yıllarda mavi-yeşil altyapı kavramının daha fazla konuşulmasının nedenlerinden biri budur.

Dereler, sulak alanlar, yağmur bahçeleri, bitkilendirilmiş drenaj alanları ve diğer su sistemleri doğru planlandığında kentlerin iklim koşullarına uyumuna yardımcı olabilir.

Burada amaç her yere dekoratif havuz yapmak değildir.

Amaç, yağmur suyunu mümkün olduğunca doğal döngünün içerisinde tutabilmektir.

Suyu düştüğü anda kentten uzaklaştırmak yerine uygun alanlarda toprağa sızdırmak, bitkilerin kullanmasını sağlamak veya depolamak; hem su yönetimine hem de daha sağlıklı bir kent ekosistemine katkı sağlar.

Isı adası neden önemli?

Konu yalnızca yazın biraz daha fazla terlemek değil.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunan kişiler ve açık havada çalışan insanlar için sağlık riski oluşturabilir.

Bir başka problem ise gecelerdir. Beton ve asfalt gün boyunca depoladığı ısıyı gece çevresine vermeye devam ettiğinde kent yeterince hızlı serinleyemez. Böylece insanların yüksek sıcaklıktan dinlenebileceği zaman da azalır.

Sıcaklık arttıkça klima kullanımı ve elektrik tüketimi de yükselir.

Bu nedenle kentsel ısı adası aynı anda halk sağlığı, enerji tüketimi, çevre ve yaşam kalitesiyle ilgili bir konudur.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Sürdürülebilirlik üzerine çarpıcı bir örnek: Matthew Adası Geyikleri

Üstelik bu etki kent içerisinde eşit dağılmayabilir. Ağaç örtüsünün yoğun olduğu bir mahalle ile geniş asfalt yüzeylere sahip ve yeşil alanı sınırlı başka bir mahallede yaşayan insanların sıcaklığa maruz kalma düzeyleri farklı olabilir.

Günümüzde uydu görüntüleri, sıcaklık sensörleri ve coğrafi bilgi sistemleri sayesinde kentlerin daha fazla ısınan bölgeleri belirlenebiliyor. Böylece ağaçlandırma ve yeşil altyapı çalışmalarının nerelerde daha fazla ihtiyaç olduğunu görmek de mümkün hale geliyor.

Daha serin kentler mümkün

Kentsel ısı adası için tek bir mucize çözüm yok.

Bir kenti yalnızca ağaç dikerek, yalnızca park yaparak veya yalnızca çatıları değiştirerek serinletemeyiz.

Çözüm bunları birlikte düşünmekten geçiyor:

Ağaç gölgesini doğru yerlere ulaştırmak, mevcut yetişkin ağaçları korumak, yeşil alanları birbirine bağlamak, gereksiz geçirimsiz yüzeyleri azaltmak, yağmur suyunu daha iyi yönetmek ve uygun yapılarda yeşil ya da serin çatılardan yararlanmak.

İşte burada peyzaj mimarlığının kent yaşamındaki rolü daha net ortaya çıkıyor.

Peyzaj yalnızca bir alanın güzel görünmesini sağlamak değildir. Bir ağacın nereye dikileceğinden yağmur suyunun nasıl yönetileceğine, hangi yüzeylerin kullanılacağından yeşil alanların kent içerisinde nasıl dağıtılacağına kadar verilen kararlar insanların günlük yaşamını doğrudan etkiler.

İklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgalarının oluşturduğu risk büyürken kentlerin buna nasıl hazırlanacağı da giderek daha önemli hale geliyor.

Çünkü kentsel ısı adası bize basit ama önemli bir gerçeği gösteriyor:

Bir kentin ne kadar sıcak olacağını yalnızca hava durumu belirlemiyor. Kenti nasıl tasarladığımız da belirliyor.

Bu nedenle geleceğin kentlerini planlarken yalnızca “Buraya ne yapacağız?” diye değil, bir soru daha sorabiliriz:

“Burada yaşayan insanlar sıcak bir yaz gününde nasıl hissedecek?”

İrem ÖKTEN 25 Katkı Puanı
Katkıda Bulunan

Peyzaj mimarlığı, grafik tasarım ve maliye alanlarında eğitim görüyorum. Çok yönlü bilgi birikimim ile girişimcilik faaliyetlerinde bulunuyorum.

5 Makale
Bu yazıyı tarihinde yayınladı.

Peyzaj mimarlığı, grafik tasarım ve maliye alanlarında eğitim görüyorum. Çok yönlü bilgi birikimim ile girişimcilik faaliyetlerinde bulunuyorum.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir