Kentsel Yeşil Alan Tasarımında Parçalı Yaklaşım Geçerli Bir Paradigma mı?
  1. Anasayfa
  2. TASARIM
  3. Ekolojik Tasarım

Kentsel Yeşil Alan Tasarımında Parçalı Yaklaşım Geçerli Bir Paradigma mı?

0

Kentsel parçalı tasarım yaklaşımında yeşil alanlar genellikle tekil projeler üzerinden planlanır. Bir park yapılır, başka bir noktada bir yeşil alan düzenlenir ama bunlar arasında ekolojik, yaya, görsel veya mekânsal bir süreklilik kurulmaz. Yani kentte “bir ağ” mantığı yerine “noktasal adacıklar” oluşur.

Bu yaklaşımın kentsel tasarımdaki karşılığı şunlardır:

  • Yeşil alanların birbiriyle bağlantısız olması
  • Planlamanın proje bazlı ve lokal ölçekte kalması
  • Ekolojik sistemlerin (su, habitat, rüzgâr koridorları vb.) bütüncül düşünülmemesi
  • Açık ve yeşil alanların kent omurgasına entegre edilmemesi

Bu nedenle bu durum çoğu zaman “fragmented green space structure” (parçalanmış yeşil alan yapısı) olarak eleştirilir.

Kentsel tasarım bağlamında parçalı yaklaşım geçerli midir?

Tek başına geçerli bir tasarım paradigması olarak kabul edilmez, ancak bazı durumlarda kaçınılmaz bir başlangıç ölçeği olarak ortaya çıkabilir. Çünkü parçalı yaklaşım, özellikle hızlı kentleşme, mülkiyet parçalanması ve planlama sürekliliğinin zayıf olduğu kentlerde yeşil alan üretimini mümkün kılan pratik bir yöntemdir. Yani tamamen işlevsiz değildir; hatta birçok kentte yeşil alanların oluşmasının ilk adımı bu yaklaşımla gerçekleşir. Ancak sorun ;parçalı üretim kendi başına bırakıldığında, bu alanlar arasında ekolojik, sosyal ve mekânsal bağlantı kurulamaz. Bu da:

  • ekolojik ağ sürekliliğinin kopmasına
  • habitatların izole olmasına
  • kentsel yeşil sistemin “ada adacık” yapıya dönüşmesine
  • kentsel ölçekte bütüncül peyzaj kurgusunun oluşamamasına neden olur.

Bu yüzden literatürde (özellikle peyzaj ekolojisi ve yeşil altyapı yaklaşımında) parçalı yaklaşım bir “nihai tasarım modeli” değil, aşılması gereken bir durum olarak ele alınır. Özetle: Parçalı yaklaşım geçici ve yerel ölçekte işlevsel olabilir, ama kentsel ölçekte sürdürülebilir ve ekolojik olarak yeterli bir paradigma değildir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Duvar Boyama Sanatı Mural ile Renkli Kentler
kentsel yeşil sistemin “ada adacık” yapısı

Peki bu parçalı yapı nasıl bütüncül bir sisteme dönüştürülebilir?

Parçalı yeşil alan yapısının bütüncül bir sisteme dönüştürülmesi, aslında tek tek alanları büyütmekten ziyade onları bir ağ mantığı içinde yeniden ilişkilendirmekle mümkündür. Burada temel mesele “alan üretmek” değil, mekânsal bağlantı kurmaktır.

Bu dönüşüm üç ana strateji üzerinden okunabilir:

1. Bağlantısallığın Kurulması (Mekânsal Örgütlenme)

Parçalı yeşil alanlar arasındaki en kritik eksik, süreklilik bağlarının olmamasıdır. Bu nedenle ilk adım, bu alanları birbirine bağlayan yeşil koridorlar, lineer parklar, dere yatakları ve yaya aksları gibi mekânsal bağlantı elemanlarının kurulmasıdır. Böylece noktalar değil, sürekli bir sistem ağı oluşur.

2. Yeşil Altyapı Mantığıyla Entegrasyon

Bütüncül sistem, yalnızca rekreatif alanların değil, ekolojik işlev taşıyan tüm peyzaj bileşenlerinin bir altyapı gibi ele alınmasıyla mümkündür. Yağmur suyu yönetimi, biyolojik koridorlar, geçirgen yüzeyler ve kent ekolojisi birlikte düşünülerek yeşil alanlar bir “donatı” değil, kentsel sistemin taşıyıcı omurgası haline gelir.(Benedict & McMahon, 2006)

3. Çok Ölçekli Planlama Yaklaşımı

Parçalı yapının aşılması için tek bir ölçek yeterli değildir. Yerel parklar, mahalle yeşil alanları ve kent ölçeğindeki ekolojik ağlar birbiriyle ilişkili hiyerarşik bir sistem olarak tasarlanmalıdır. Böylece küçük ölçekli müdahaleler, büyük ölçekli ekolojik sürekliliğe hizmet eder.(Forman, 1995)

Sonuç olarak parçalı yapı ancak bağlantısallık, yeşil altyapı ve çok ölçekli planlama birlikte ele alındığında bütüncül bir kentsel ekolojik sisteme dönüşebilir. Bu dönüşümün özü, “alan üretmekten” ziyade ilişki ve süreklilik üretmektir.

Bütüncül Sistem Temelli Yaklaşım Nasıl Kurulur?

Kentsel peyzajda bütüncül sistem temelli yaklaşım, yeşil alanların bağımsız ve parçalı müdahaleler olarak değil, ekolojik, sosyal ve mekânsal ilişkiler üzerinden örgütlenmiş bir kentsel ekolojik ağ sistemi olarak ele alınmasıyla kurulur. Bu yaklaşımın temel amacı, kentsel peyzajı noktasal yeşil alanlar toplamı olmaktan çıkararak, süreklilik gösteren bir yeşil altyapı omurgasına dönüştürmektir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Çocuk Oyun Alanları 4 Mevsim Kullanılabilir mi? İklim Duyarlı Tasarım Rehberi

Bu sistemin kurulmasında ilk adım, mevcut parçalı yeşil alanların bağlantısallık potansiyellerinin analiz edilmesidir. Parklar, açık alanlar, su elemanları ve doğal koridorlar arasındaki kopukluklar tespit edilerek, bu alanlar arasında ekolojik ve mekânsal süreklilik sağlayacak bağlantı hatları (lineer parklar, dere yatakları ve araç-yaya aksları, duvarlar, değerlendirilebilecek kamusal boş alanlar ve araziler dahil olmak üzere) tasarım sürecine entegre edilir. Böylece kent içinde izole noktalar yerine ağ yapısına sahip bir yeşil sistem oluşur.

İkinci olarak, yaklaşım yeşil altyapı (green infrastructure) mantığı üzerine kurulur. Bu çerçevede yeşil alanlar yalnızca rekreatif mekânlar olarak değil, su yönetimi, biyolojik çeşitlilik, iklim düzenlemeyi sağlayan altyapısal bileşenler olarak ele alınır (Benedict & McMahon, 2006). Böylece peyzaj tasarımı, kentsel altyapı sistemlerinin tamamlayıcı değil, kurucu bir bileşeni haline gelir.

Ve sistem çok ölçekli planlama yaklaşımıyla desteklenir. Yerel ölçekte tasarlanan yeşil alanlar, mahalle, kent ve bölge ölçeğindeki ekolojik ağlarla ilişkilendirilir. Bu hiyerarşik yapı sayesinde küçük ölçekli müdahaleler, büyük ölçekli ekolojik sürekliliği destekler ve güçlendirir (Forman, 1995). Böylece sistem, yalnızca yerel iyileştirmeler değil, kentsel ölçekte bütüncül bir organizasyon üretir.

Sonuç olarak bütüncül sistem temelli yaklaşım, parçalı yeşil alan üretiminden farklı olarak, mekânı ilişkiler ağı üzerinden kurgulayan bağlantısal bir tasarım mantığına dayanır. Bu yaklaşımda temel amaç, yeşil alan üretmekten ziyade, kent içinde süreklilik gösteren sürdürülebilir mekânsal bir ağ yapısı oluşturmaktır.

Kentsel yeşil alan tasarımında artık yeni bir tasarım paradigması mümkün olabilir mi?

Kentsel peyzaj tasarımında şu anda hâkim olan parçalı yeşil alan üretim yaklaşımı, kentte yeşil alanların niceliksel olarak var olmasını sağlasa da, ekolojik sistemlerin sürekliliğini ve mekânsal bütünlüğü kurmakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum, mevcut planlama ve tasarım anlayışının yalnızca “alan üretimi” ne odaklandığını, ancak bu alanlar arasındaki ilişkisel ve sistemsel bağları yeterince kuramadığını göstermektedir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Erozyonla Mücadele: Peyzaj Tasarımıyla Toprak Kaybını Önleme Stratejileri

Bu bağlamda, kentsel yeşil alanların geleceği yalnızca daha fazla yeşil alan üretmekle değil, bu alanları bağlantısal bir sistem olarak yeniden kurgulamakla mümkündür. Yeşil altyapı yaklaşımları, kentsel peyzajın bir “noktalar bütünü” değil, ekolojik ağlardan oluşan bütüncül bir sistem olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır (Forman, 1995; Benedict & McMahon, 2006). Bu yaklaşım, parçalı üretim mantığının ötesine geçerek, kentsel peyzajı ilişkiler, akışlar ve süreklilikler üzerinden tanımlayan yeni bir tasarım paradigmasını işaret etmektedir.

Dolayısıyla yeni paradigma, yalnızca mevcut yeşil alanların iyileştirilmesini değil, aynı zamanda kentsel mekânın yeniden tanımlanmasını gerektirir. Bu paradigma içerisinde yeşil alanlar, bağımsız tasarım nesneleri değil; su, ekoloji, ulaşım ve kamusal kullanım ağlarıyla entegre çalışan kentsel altyapı bileşenleri olarak ele alınır. Böylece peyzaj tasarımı, estetik veya rekreatif bir yüzey olmaktan çıkarak, kentin ekolojik işleyişini organize eden kurucu bir sistem haline gelir.

Kaynakça

  • Benedict, M. A., & McMahon, E. T. (2006).
    Green Infrastructure: Linking Landscapes and Communities. Island Press.
  • Forman, R. T. T. (1995).
    Land Mosaics: The Ecology of Landscapes and Regions. Cambridge University Press.
  • Dramstad, W. E., Olson, J. D., & Forman, R. T. T. (1996).
    Landscape Ecology Principles in Landscape Architecture and Land-Use Planning. Harvard University Graduate School of Design.

Ben Aynur Cihaner. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Peyzaj Mimarlığı bölümü mezunuyum ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Peyzaj Mimarlığı bölümü tezli yüksek lisans öğrencisiyim.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir