Göç: Şehirlerin Sessiz Mimarı
  1. Anasayfa
  2. MESLEK DİSİPLİNİ
  3. Şehir ve Bölge Planlama

Göç: Şehirlerin Sessiz Mimarı

Kentsel Dönüşümün Görünmeyen Aktörü

0

Göç “ekonomik, sosyal veya siyasi birtakım sebeplerle bireyin veya bir toplumun ülkesinden başka bir ülkeye gitme işi, taşınma ve yerleşme” olarak tanımlanmıştır. İnsanın doğduğu yeri, sürekli yaşadığı mekânı, yani ikametgâhını değiştirmesi olarak tanımlanan göç, çok farklı nedenlere dayanmaktadır (Ceylan, 2009, s. 340).

Göç, bir idari sınırı geçerek oturma yerini devamlı ya da uzun süreli olarak değiştirme olayını ifade etmektedir. Bu değişim, kıtalararası, uluslararası, bölgelerarası, kırdan şehre ya da şehirden kıra doğru herhangi bir ölçek ya da yönde meydana gelebilir (Tümertekin ve Özgüç, 2009, s. 289).

Göç olgusu geçmişten günümüze kadar var olan ve yaşamın her evresinde gerçekleşen bir hareketlenmedir. Göç eden insanların problemleri genel olarak ülkelerinde meydana gelen ekonomik, sosyal veya siyasi olaylardan kaynaklanmıştır. İnsanlar ülkelerinde meydana gelen savaş, zulüm ve özgürlüklerinin kısıtlanması gibi durumlar nedeniyle daha güvenli ülkelere göç etmektedirler. Bu insanların göç etme nedenlerine bağlı çok sayıda itici ve çekici faktörler bulunmaktadır. İtici faktörler arasında çevresel, ekonomik ve siyasi baskılar yer almaktadır. Bu
baskıların en önemlisi ülkelerini terke zorlayan siyasi baskılardır. Bu baskılar savaşlar, sıkıyönetim ve otoriter rejim gibi yönetim biçimlerinden kaynaklanabilmektedir.

IOM’e göre uluslararası göç; kişilerin geçici veya kalıcı olarak başka bir ülkeye yerleşmek üzere yaşadıkları ülkeden ayrılmalarıdır. Bu kapsamda Suriye’den Türkiye’ye gelen göç dalgası uluslararası bir boyuttur. Göçün yanı sıra bu tanımı daha iyi anlayabilmek adına göçmen, sığınmacı ve mülteci tanımlarının bilinmesi gerekmektedir. BM’ye göre göçmen; göç yollarının düzenli veya düzensiz olması farketmeksizin, bir yabancının bir ülkede bir yıldan fazla gönüllü veya gönüllü olmayarak ikamet etmesidir. Bu bağlamda uluslararası göçmen, daha geniş bir tanım olup yasal yollarla gerçekleşen düzenli göçlerin aksine, başka bir ülkeye iltica eden mülteci veya sığınmacı olan kişileri de aynı şekilde kapsamıştır.

Küreselleşen dünya ekonomisi içerisinde sınır kavramlarının genişlediği ve sınır ötesilik kavramlarının kullanılmaya başlandığı bir döneme girilmiştir. Savaş, kıtlık, sosyal ya da ekonomik beklentiler gibi zorunlu ya da isteyerek çeşitli sebeplerden gerçekleşmektedir. Göç, dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerden dolayı insan topluluklarının hayatlarının tamamını veya bir bölümünü geçirmek üzere bir iskân ünitesinden, bir başkasına yerleşmek suretiyle yaptıkları coğrafi yer değiştirme hareketidir (Akkayan, 1979). Karakaya’nın (2020) makalesinde belirtmiş olduğu göç hususunda ülkemizin 2011 yılından beri karşı karşıya olduğu Suriye göçü, zorunlu bir göç olarak sosyal, ekonomik ve toplumsal birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Göçün bazı nedenleri arasında yetersiz eğitim koşulları, yetersiz sağlık tesisleri, işsizlik ve daha iyi yaşam koşullarının çekiciliği sayılabilmektedir.

Göç: Kentin Sessiz Dönüşümü

Neden Göç Ediyoruz?

Türkiye’nin geçirmiş olduğu tarihsel sürece bakıldığında, tarihin her döneminde zorunlu göçlerle ya da göçebe yaşam biçimlerinin etkileriyle birçok farklı şekilde göç gerçekleşmiştir. Cumhuriyetin ilk kurulduğu dönemlerde özellikle savaş ve yerinden edilmeler nedeniyle göçlerin gerçekleştiği görülmüştür. Cumhuriyet döneminin yaşanan bu ilk sürecinden sonra ise günümüzde günlük yaşama çok yoğun bir etkisinin görülmekte olduğu, Arap Baharı’nın ardından gerçekleşen siyasi sorunlar nedeniyle 2016 yılı itibariyle 2.834.441 Suriyeli göçmenin Türkiye’de koruma altına alınmasıyla Türkiye ve yerel halkın karşı karşıya kalmış olduğu farklı bir çerçeve oluşmuştur (Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 2016 Türkiye Göç Raporu: 77). Yapılan araştırma göstermektedir ki Türkiye tarihsel süreç içerisinde göçmenlerin koruma altına alındığı görülmektedir.

blank
Göç: Şehirlerin Sessiz Mimarı 4

Türkiye, geçmişte olduğu gibi yakın dönemde de önemli göç hareketlerine sahne olmuş bir ülkedir. Bir yandan uluslararası göçlere sahne olurken diğer yandan ise özellikle 1950’li yıllardan itibaren sosyo-ekonomik nedenlerle yoğun iç göçlere sahne olmaktadır. Bugün büyük şehir konumundaki İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya gibi kentlerin hemen hepsi bugünkü görünümüne ve yapısına iç göçler yoluyla kavuşmuştur (Yıldırım, 2011: 968-976). Güler (2021) yapmış olduğu çalışmada, 1960’lı yıllardan itibaren yurt dışına iş gücü göndermeye başlayan Türkiye’de ilerleyen yıllarda eğitim, sağlık, ticaret gibi alanlarda göçün çeşitlenerek devam ettiğini belirtmiştir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Enstalasyon Sanatı ve Dünyadan 3 Önemli Örneği

Göç Olgusunun Nedenleri

Ekonomik Etkiler: Çift Yönlü Bir Dinamik

Göçün ekonomik etkileri tek yönlü değildir; aksine oldukça karmaşıktır.

Göçmenler, işgücü açığı bulunan sektörlerde önemli bir rol üstlenebilir. Bu durum, özellikle üretim ve hizmet sektörlerinde ekonomik canlılık yaratır. Aynı zamanda girişimcilik faaliyetleri yoluyla yeni iş alanları da oluşabilir. Ancak bu tablo her zaman dengeli ilerlemez. Düşük ücretli işlerde yoğunlaşma, kayıt dışı istihdamın artması ve yerel işgücünün rekabet baskısı altında kalması gibi sonuçlar da ortaya çıkabilir. Bu nedenle göç, doğru yönetilmediğinde ekonomik eşitsizlikleri derinleştirme potansiyeline sahiptir.

Sosyal Uyum ve Gerilim Arasında

Göçün en hassas boyutu, toplumsal etkileridir.

Farklı kültürlerin bir araya gelmesi, kent yaşamını çeşitlendirir. Mutfaktan müziğe, gündelik yaşam pratiklerinden kamusal alan kullanımına kadar pek çok alanda yeni bir kültürel katman oluşur. Ancak bu çeşitlilik, uyum politikalarıyla desteklenmediğinde çatışma potansiyeli de taşır. Özellikle yoğun göç alan bölgelerde, sosyal hizmetlere erişim, eğitim ve istihdam gibi alanlarda yaşanan yetersizlikler gerilimleri artırabilir.

Demografik Özellikler

Özellikle gelişmemiş ülkelerde gerçekleştiği gözlemlenen yüksek doğum oranları ve nüfusun fazlalığı gibi nedenler, işgücünde ihtiyaç ve talebin düşmesine neden olmaktadır. Bu da bu ülkelerde yaşayan kişileri şartların daha iyi olduğu ülkelere göç etmelerini sağlayıcı etkiler yaratmaktadır. Tam tersi durumların yaşandığı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde de nüfusun artmaması ve işgücüne olan talep nedeniyle dış göç sayesinde ihtiyaç duyulan işgücüne ulaşılmaya çalışılmaktadır.

Savaş, Siyasi ve Politika

Ülkemizi en çok etkileyen ve ülkemize göç eden nüfusun çok büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Gerçekleşen savaş ve çatışma ortamlarının etkisiyle yaşam korkusu yaşayan bireylerin en büyük hakları olan yaşam haklarını ve sağlıklı bir çevrede yaşama haklarını kaybetmemeleri gibi nedenlerle gerçekleşmektedir. Bununla birlikte siyasi olarak süreçlerin olumsuz etkileriyle de gerçekleştiği söylenebilmektedir.

Çevresel Faktörler

Yerleşim yerlerini birçok boyutta etkileyen depremler, taşkınlar vb. nedenlerle gerçekleşen olaylar o bölgelerde yaşayan insanların göç etmelerine neden olmaktadır. Ülkemizde geçtiğimiz yıllarda şubat ayında gerçekleşen ve Güneydoğu Anadolu bölgemizi büyük boyutlarda etkileyen deprem afetinin etkisiyle büyük kentlerde ve çeşitli yerleşim yerlerine doğru göç akışı gerçekleşmektedir.

Göçün gerçekleşmesinde ekonomik koşullardan etkilenmekte, siyasi ve sosyal durumların da etkisiyle gerçekleşmektedir. Gerçekleşen göç kararlarında sosyal birçok ağların ve yer özelliklerinin etkisi önem taşımaktadır.

Göçün ve Göçmenlerin Sosyal Yaşama Etkileri

Daha iyi yaşam koşulları, daha yüksek ücret düzeyi gibi refah arttırıcı ekonomik nedenler yanında ülke içindeki etnik farklılıkların sebep olduğu ayrımcılık, rejim değişiklikleri, siyasal istikrarsızlık, vatandaş mübadele politikaları gibi sosyal ve siyasal faktörler de göç hareketlerine neden olabilmektedir. Ayrıca yeni deneyimler kazanma, macera arama, dünyayı gezip görme ve yabancı ülkelerde çalışıp dönenlerin kazandıkları sosyal saygınlık gibi ilave nedenler de söz konusu olabilmektedir (Kutlu, 1992).

Göçmenlerin sahip oldukları kültürel özelikler ve bu özelliklerin farklı kültürel biçimler içerisinde yer alması kültürel çeşitliliği sağlamaktadır. Bu çeşitlilikler sanat, müzik, edebiyat, yemek vb. açılardan gerçekleşmektedir. Yaratılan bu olumlu etkilerin yanında işgücü içerisinde göçmenler ekonomik açılardan büyümeye katkıda bulunabileceklerdir ve bu sayede halkın işgücü açığının olduğu piyasalarda hem çalışma fırsatları yakalayacak hem de ekonomik kalkınmanın kapılarının açılmasına katkıda bulabileceklerdir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Dış Mekan Mimari Uygulamalarda Merdiven Ve Rampalar

Olumsuz etkilere bakıldığında; olumlu açılardan da bahsedilebilecek olan ekonomik etkilerin bir diğer açıdan bakıldığında bir baskı yaratması ve zaten var olan ekonomik yetersizlik sorunlarının daha da derinleşmesine neden olabilmektedir. Düşük emek gücünün piyasa içerisinde kullanılması bir bölgede yaşayan, eğitimini almış vatandaşların piyasa dahilinde kendilerine yer bulamamalarına, bu da yerel halkla bir gerilim olmasına neden olabilecektir.

Kültürel açılardan çeşitliliğe ve farklılaşmaya neden olsa da, yabancı kültürel yaşam biçimlerinin ve yaşam tarzlarının uyumsuz olması bu bağlamda gerilimli bir ortamın oluşmasına neden olabilmektedir. Günümüzde ülkemizde Suriyeli ve Afgan göçmenlerin karşı karşıya kalmış oldukları sorunlar ağırlıklı olarak bu nedenlerden kaynaklanmaktadır. Son olarak; göçmenlerin yoğun bir şekilde yaşamakta oldukları bölgelerde, sosyal açılardan yetersiz imkanlara sahip olan göçmen gruplarının, bahsedilen bu suç oranların artış gösterdiği yerleşim alanlarında yaşadıkları görülmektedir.

blank
Göç: Şehirlerin Sessiz Mimarı 5

Göçün ve Göçmenlerin Ekonomik Yaşama Etkileri

Dışarıdan göç almanın ve dışa göç vermenin ülkeden ülkeye, yaşanan zamanın koşullarına göre değişen nedenleri bulunmaktadır. Örneğin; 1920’lerden sonra Türkiye’den dışarıya verilen göçün temel nedenini ekonomik nedenler oluşturmaktayken, Türkiye’ye yapılan göçler daha ziyade ırksal, ulusal, sosyo-kültürel ve siyasi temeli olan soydaş göçleridir (Bayraklı, 2007).

Seyidoğlu’na göre (1996), göç kararı maddi ve manevi bazı maliyetleri de beraberinde getirmektedir. Var olan işini kaybetmekten kaynaklanan maliyetler, ulaştırma masrafları, göç ettiği ülkede yeni bir iş bulana kadar katlanmak zorunda kalacağı maliyetler gibi maddi maliyetlerin yanı sıra yabancı bir kültüre ve topluma uyum sağlama, o ülkenin dilini konuşma zorunluluğu gibi manevi maliyetleri de söz konusu olmaktadır. Burada yapılacak olan fayda maliyet analizi fayda lehine bir sonuç verirse göç kararı almak akıllıca olacaktır.

Yapılan araştırmalar neticesinde; göçün neden olduğu ekonomik koşulların, ekonomik büyümeye sağlamış olduğu etkileri, siyasi ve sosyal açılardan sağlamış olduğu faydalardan söz edilebilmektedir. Bölgesel olarak artan işsizliğin neden olduğu etkilerle, iş imkanlarının bulunduğu yerleşim alanlarına doğru yönelmesini sağlayıcı etki yaratmaktadır. Yerel ekonomide dinamik bir yapı oluşmasını, ihtiyaç duyulan ekonomik canlılığı sağlamaktadır. Göçün ve göçmenlerin, yerleşim yerlerinde oluşturmuş olduğu öncelikli olarak olumlu etkilerine bakıldığında işgücü içerisinde eksiklik yaşanan sektörlerde istihdam edilme imkanı yakalayabilirler böylece ekonomik kalkınmanın sağlanmasına yardımcı olabilir.

Bunun yanında göçmenlerin yoğunlaşması, yerel işgücü piyasası içerisinde rekabete ve yerel halkın işsizlik oranlarının artması gibi sonuçlara neden olabilir. Yaşanan rekabet ortamı da işverenlerin bu durumu kendileri lehine bir fırsata çevirerek ücretleri düşürmesine neden olabilmektedir. Bu da düşük ücretleri ağırlıklı olarak kabul eden göçmenlerin daha çok tutunmasına ve vatandaşın yaşam kalitesinde düşüşlerin yaşanmasına neden olabilmektedir. Sadece işe ihtiyacı olunması çerçevesinden değil, ekonomik güç barındıran göçmenlerin de farklı açılardan etkiye sahip olacağı hususlarından bahsedebilmek mümkündür. Bu hususlar da gelen işveren göçmenlerin geldikleri ülke sınırları dahilinde çeşitli girişimcilik faaliyetleri sayesinde ekonomik canlanmayı sağlayabileceği hususlarından bahsedebilmek mümkündür.

Sonuç olarak; göçün ekonomik etkileri karmaşık olabilir ve farklı faktörlerden etkilenebilir. Politika yapıcıların, göçmenlerin potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek için uygun politikalar ve programlar geliştirmeleri gerekmektedir.

blank
Göç: Şehirlerin Sessiz Mimarı 6

Türkiye’de Göç

Türkiye, uzun bir süredir hem transit ülke hem de göçmen kabul eden bir ülke olarak göçün etkilerine maruz kalmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde de Osmanlı Devleti dönemlerinde de çeşitli göç faaliyetlerinin etkin bir şekilde gerçekleştiği görülmüştür. Türkiye’de var olan göçmenlere ilişkin çeşitli politikalar geliştirilmekte ve göç hareketlerinin yaratmış olduğu etkilere ilişkin de çalışmalar gerçekleştirilmelidir.

Yapılan çalışmalar neticesinde ekonomik açıdan sorunların yaşanmaması adına işgücü piyasalarının ve ücretlendirme hususlarının denetim altında tutulması gerekmektedir. Özellikle kayıt dışı işçi çalıştıran işyerlerinin sayılarının da minimuma indirilmesi gerekmektedir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir:  Tasarımda Çoğunluk: Bir Şehrin Karakterini Yeniden İnşa Etmek

Sosyal açılardan göç ve göçmen olguları değerlendirildiğinde göçe mecbur kalan, göç etmek isteyen birçok kişinin ekonomik ve sosyal açılardan savunmasız durumlarda kalmaktadırlar. Bununla birlikte de kültürel değerlerini yaşatma noktasında da zorluk çekebilecekleri görülmektedir. Türkiye gibi önemli bir geçiş ülkesi ülkenin güneydoğusundaki sınırından geçerek Avrupa’ya geçme amacı taşıyan göçmen grupları açısından da bir geçiş yolu özelliği taşımaktadır.

Yıldız’ın (2017) yazmış olduğu makalesinde; “Göç hareketliliğinin insani yönü dikkate alındığında iç savaşlardan kaçıp hayatlarını kurtarma derdinde olan insanlara yaşam hakkı fırsatının verilmesi çok daha önemli olmaktadır. Bu bağlamda yaşam hakkı söz konusu olduğunda, göçlerin ülke ekonomilerine olan olumsuz etkileri göz ardı edilebilir.” Olarak belirtmiştir.

Türkiye’nin aslında Suriyeli sığınmacılar bağlamında karşı karşıya kalmış olduğu bu sürecin sosyo-ekonomik sürecin olumsuz sonuçlar barındırsa da göz yumulması gereken çok daha önemli bir nedene bağlı olduğu söylenebilmektedir. Başka bir bakışaçısıyla bakıldığında ise Gençler’in (2019) yılında yazmış olduğu yazısında belirttiği gibi; ülkemizin ekonomisine ve sosyal açılardan zarar teşkil etmektedirler. Sosyal açıdan kültürel farklılıkların yaratmış olduğu artan bir kimlik sorunu yaratmaktadır. Ekonomik açıdan ise artan işsizliğin etkileri Suriyelilerin var oldukları ve ucuz işgücüne cevap verdikleri sürece daha da artış gösterecektir.

Türkiye’nin ve tüm dünya ülkelerinin göçmenler hususunda cevapsız kalmaları gibi durumların olmaması gerekmektedir. Bu durumun tersine göçmenlere yönelik her türlü faaliyete yönelik mevzuat, plan, denetim ve takip mekanizmalarının oluşturulmuş olması gerekmektedir. Bu sayede kontrolsüz göçün de önüne geçilmesi sağlanabilecektir.

Kaynakça

  • Karakaya, H. (2020). Türkiye’de Göç ve Etkileri. Fırat Üniversitesi Uluslararası İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 4(2), 93-130.
  • Glover, S., Gott, C., Loizillon, A., Portes, J., Price, R., Spencer, S., … & Willis, C. (2001).
  • Migration: An Economic and Social Analysis.
  • Sayın, Y., Usanmaz, A., & Aslangiri, F. (2016). Uluslararası Göç Olgusu ve Yol Açtığı Etkiler: Suriye Göçü Örneği. Sosyal ve Ekonomik Arastırmalar Dergisi, 18(31), 1.
  • Dücan, E. (2016). Türkiye’de İç Göçün Sosyo-Ekonomik Nedenlerinin Bölgesel Analizi.
  • Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12(2), 167-183.
  • Bayraklı, C. (2007). Dış Göçün Sosyo-Ekonomik Etkileri: Görece Göçmen Konutları’nda (İzmir) Yaşayan Bulgaristan Göçmenleri Örneği (Doctoral dissertation, Adnan Menderes Üniversitesi).
  • Carillo, M. R., Quintieri, B., & Vinci, C. P. (1999). Causes and Economic Effects Of Migration Flows–An Overview. Labour, 13(3), 587-602.
  • Katseli, L. T., Lucas, R. E., & Xenogiani, T. (2006). Effects Of Migration On Sending Countries: What Do We Know?.
  • Yaşar, B. (2019). Göçün Dini ve Sosyal Hayat Üzerindeki Etkisi (Suriye Göçü-Harran Konteyner Kent Örneği) (Doctoral Dissertation).
  • GÜLER, A. (2021). Göç Olgusunun Çok Boyutlu Etkileri ve Türkiye’ye Yansımaları. Kırklareli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 10(2), 218-239.
  • Gençler, A. (2020). Türkiye’deki Suriyeli Sığınmacıların Sosyo-Ekonomik Yaşama Etkileri: Fayda Maliyet Ekseninde Bir Bakış. In Journal Of Social Policy Conferences (No. 78, pp. 111-145).
  • Ekici, S., & Tuncel, G. (2015). Göç ve İnsan. Birey ve Toplum Sosyal Bilimler Dergisi, 5(1), 9
  • Koçak, O., & Demet GÜNDÜZ, R. (2016). Avrupa Birliği Göç Politikaları ve Göçmenlerin Sosyal
    Olarak İçerilmelerine Etkisi. Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, 6(12), 66-91.

Katkıda Bulunan

Ben Yağmur Atılgan Adıyaman. Şehir ve Bölge Planlama lisans eğitimimi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde tamamladım. Ardından Marmara Üniversitesi Yerel Yönetimler ve Kent Politikaları yüksek lisans programını tamamladım. Mesleki pratiğime ise gayrimenkul değerleme alanında başladım. Bu süreçte piyasa dinamiklerini, arsa ve mülk değerleme yöntemlerini öğrenerek planlama disiplininin ekonomik boyutuna hâkimiyet kazandım. Ardından şehir plancısı olarak imar planı üretim süreçlerinde yer alarak farklı ölçeklerde planlama deneyimi edindim.

3 Makale
Bu yazıyı tarihinde yayınladı.

Ben Yağmur Atılgan Adıyaman. Şehir ve Bölge Planlama lisans eğitimimi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde tamamladım. Ardından Marmara Üniversitesi Yerel Yönetimler ve Kent Politikaları yüksek lisans programını tamamladım. Mesleki pratiğime ise gayrimenkul değerleme alanında başladım. Bu süreçte piyasa dinamiklerini, arsa ve mülk değerleme yöntemlerini öğrenerek planlama disiplininin ekonomik boyutuna hâkimiyet kazandım. Ardından şehir plancısı olarak imar planı üretim süreçlerinde yer alarak farklı ölçeklerde planlama deneyimi edindim.

Yazarın Profili

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir