Hızlı Git
Bir toprak parçasının, mekansal gelişimini ve dönüşümünü açıklamak, o toprak parçasının tarih boyunca geçirdiği sürecin anlaşılmasından geçen insanoğlu, hayat mücadelesini verirken, yaşadığı çevreye her yeni dönemde olumlu ve olumsuz birtakım etkiler bırakmış, bu durum çevre üzerinde bazı değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Çevre üzerinde meydana gelen değişikliklerse toprak parçasının mekansal olarak şekillenmesinde etkili olmuştur.
İstanbul, Asya ve Avrupa kıtalarının ayrıldığı; kuzeyde Karadeniz’in doğuda Kocaeli Sıradağları’nın, güneyde Marmara Denizi’nin ve batıda Ergene Havzası’nın sınırladığı alanda konumlanmıştır. Karadeniz ve Marmara Denizi’ni birbirine bağlayan bir boğaza sahiptir. Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve sahip olduğu coğrafya ile geçmişten bugüne dek dünya çapında önemini hala koruyan kentlerden biridir. İstanbul’da görülen ilk yerleşmelerin net bir tarihi verilememektedir. Kent topografyası, zaman içinde değişim gösteren bir oluşumdur ve ilk yerleşmelerin izlerinin bulunmasını zorlaştırmaktadır. Ancak arkeolojik kazılarda elde edilen aletler, İstanbul’un tarih öncesi dönemlerde insanların yaşam alanı olarak seçtiği bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir (Eyrice, 1980).
İstanbul, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, üzerinde farklı dönemlerin izlerini barındıran bir metropoldür. İstanbul’un ilk yerleşimi, Sarayburnu etrafında inşa edilen surların içerisinde kurulan Byzantion kenti ile oluşmuştur. Ardından kent güney aksında ve doğu-batı ekseninde büyüme göstermeye devam etmiştir (Büyükseçgin, 2019). Roma İmparatorluğu, Latin İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere dört büyük imparatorluğa ev sahipliği yapmış, Orta Çağ boyunca dünyanın en önemli ve en yoğun nüfusa sahip kentlerinden biri olan İstanbul, Osmanlı Devleti’nin topraklarına dahil olmadan önce dünya ekonomi merkezinin Venedik ve Cenova’ya kayması neticesinde önem kaybetmiş ayrıca Haçlı Seferleri esnasında da yakılıp, yıkılıp, yağmalanmıştır. Fetihten önce büyük bir itibar ve nüfus kaybetmiş olan kentte, fetihle birlikte eski değerine kavuşmasına ve sosyoekonomik yapısını toparlamaya başlayan İstanbul, Roma, Bizans Dönemi’nde iki kez aldığı Avrupa’nın en büyük kenti olma unvanını yeniden kazanmıştır (Yerasimos, 1977).

Gelenler, Yerleşenler ve Büyüyen İstanbul: 1950- 1980 Arası
“Bu dönemde İstanbul’un gelişiminde etkin olan en önemli unsur sanayi alanları olmuştur. 1950’de 983.041 olan kent nüfusu 10 yıl sonra 1.466.535’e ulaşmıştır.”
Sanayi, Anadolu Yakası’nda E5 boyunca gelişerek, Gebze’ye kadar uzanırken hareketle TEM’e doğru bir gelişme göstermiş ve göller arasında kalan bölgede de Atatürk Havaalanı kuzeyine doğru gelişimini sürdürmüştür. Mekansal yapı açısından en önemli olgu, 1970’lerde Boğaz’ın iki yakasının bir köprü ile bağlanması olmuştur. Şehrin transit taşımacılık işlevini güçlendiren Boğaziçi Köprüsü ve çevre yolları, hızlı büyüme sonucunda kısa zamanda kentiçi ulaşım ağının omurgası haline gelmiştir.
İstanbul 1970-1970 döneminde Silivri ve Gebze sınırları arasında merkezden 50 km yarıçaplı bir yüzeye yayılmış bir yerleşim iken, bu sınırlar 1980’de 60 km yarıçapında bir alanı kapsar hale gelmiştir. Anılan sınırlan, batıda Tekirdağ il ve doğuda Hereke ilçe sınırlarına dayanmıştır.
1950’li yıllar, tüm Türkiye için olduğu gibi İstanbul için de önemli ve köklü değişikliklerin başladığı bir zaman olmuştur. 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyada yaşanan siyasi değişiklikler Türkiye’yi de etkilemiş ve özellikle sanayileşme hareketlerinin başlamasını sağlamıştır. Dönemin dört büyük sorunu: hızlı nüfus artışı ve göç, arsa spekülasyonlarının başlaması, sanayileşme ve ciddi ulaşım sorunlarını başlatan taşıt artışıdır (Tekeli, 1992).
Bu dönemde kırdan kente yaşanan göçün hız kazanmış olması, İstanbul kent mekanının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. 1950’li yıllarda kent yeni gelişme alanlarına doğru yağ lekesi şeklinde büyümeye başlamıştır. İstanbul’un konut dokusunda yaşanan önemli bir diğer gelişme, planlanan çağdaş konut alanlarıdır. Özellikle Levent, Etiler ve Koşuyolu bu yıllarda planlanmış önemli toplu konut alanlarıdır. Bu dönemdeki MİA’sı (Merkezi İş Alanları) Eminönü, Hanlar Bölgesi, Karaköy, Beyoğlu ve çevresinde toplanmıştır (Berköz,1991).
1960’lı yıllara gelinene kadar gecekondulaşma ve kırdan kente göç hareketleri kent genelinde ciddi oranda farkedilmemiştir. Bu yıllarda tanımlanmalar başlamıştır. Arsa spekülasyonları ve rant kavramları ortaya çıkmıştır. Bu döneme ilişkin işgücünün büyük bir çoğunluğunun gecekondu mahallelerinden sağlandığı bilinmektedir. Üst gelir grupları kentin banliyöleri olan Suadiye, Bostancı, Caddebostan gibi yerleşim alanlarında yaşamaya başlamışlardır. Kent sınırlarının hızla büyümesi sonucunda sanayi alanları desantralize edilmeye başlanmıştır. MİA’lar Eminönü ve Karaköy’den Taksim, Şişli ve Mecidiyeköy hattına doğru kaymış, büro ve ofis kullanımları Galata, Beyoğlu ve çevresinde yer bulmuştur.
İstanbul Ne Zaman Metropol Oldu?: 1980-2000 Arası
1980’li yıllara kadar Gaziosmanpaşa ile sınırlanan kentin kuzeybatı yönündeki mekânsal büyüme süreci, TEM Otoyolu’nun Küçükçekmece ve Büyükçekmece Gölleri’nin kuzeyinden geçirilmesiyle devam etmiştir. 1985 yılında günümüzde benzer nedenlerle yapıldığı gibi, transit trafiğin kuzey yönünde kent dışı bir alana taşınması gerektiği gerekçesiyle temeli atılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, faaliyete geçmesinden sonra karayolları bu süreçte gelişmiştir. Gelişen ulaşım güzergahları üzerinde de sanayi tesisleri yapılmış, çevresinde gecekondu alanları oluşmuştur. 1990 yılında Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) kurulması ile, alt ve orta gelir grupları için kent çeperinde konut alt kentleri oluşturulmaya başlanmıştır.
1980’lerden sonraki dönemde, çeşitli desantralizasyon faaliyetleriyle sanayi tesisleri İstanbul’un Anadolu ve Avrupa Yakaları’nda öngörülen ve planlanan Organize Sanayi Bölgelerinde toplanmaya çalışmıştır.
1990’lı yıllarda İstanbul’un nüfus artışının yoğunluğu ve bu duruma bağlı gerçekleşen yerleşme eğilimleri, günümüzdeki kentin makroformunu belirleyen ana etmenlerden biri olmuştur. Karayolu ve ulaşım ağının gelişme biçimleri de kentin yerleşim alanlarının dışa doğru yayılmasında ve saçaklanmasında yönlendirici olmuştur.
Ulaşımın İzinde Büyüyen Kent: 2000–2020 Arasında İstanbul’un Dönüşümü
İstanbul 2000’li yıllara gelindiğinde de yayılma ve saçaklanma şeklinde gelişimini devam ettirmiştir. Gelişim yer yer su havzalarına, yer yer de orman alanlarına doğru yönelmiş ve kentin yaşam destek sistemlerini ciddi boyutlarda tehdit eden bir yapılaşma eğilimi içine girmiştir. Kent makroformunun şekillenmesinde en önemli etkenlerden biri ulaşım kararları olmuştur.
Bu dönemlerde sanayileşme faaliyetlerinin kentin merkezinden uzakta konumlandırılma eğilimi, farklı ekonomik faaliyetlerin kent içinde yer bulmasını hızlandırmıştır. Kent merkezinde yeni ve farklı işlevlerde yüksek katlı iş merkezleri, holdingler, plazalar, ofisler, AVM’ler ve oteller gelişmeye başlamıştır. Lüks tüketim kültürünün de etkisiyle, üst gelir gruplarının değişen konut taleplerine uygun olarak projelendirilen konut siteleri, rant değeri yüksek gecekondu ve sanayi alanlarını hedef alan kentsel dönüşüm projeleri geliştirilmeye başlanmıştır.
3. köprünün projesinin onaylanması ve konumunun belirlenmesi bu tarihlerde gerçekleşmiştir. Bu projenin tamamlanmasından sonra ise, günümüzde tartışmaların merkezinde yer almaya devam eden “Kanal İstanbul Projesi” duyurulmuştur. Bu proje ile Marmara Denizi’ni Küçükçekmece Gölü’nden ayıran, Sazlıdere Baraj Havzası boyunca devam eden ve Karadeniz ile birleşen bir güzergah belirlenmiştir. Bu projenin de gerçekleşmesi ile İstanbul için 10 yıl sonra neler konuşuyor oluruz kim bilir?
KAYNAKÇA
- Özdamar, Z. (2006). İstanbul’un 1950-1990 Dönemindeki Kentsel Gelişiminin Türk Sinemasındaki Temsili (Doctoral Dissertation, Fen Bilimleri Entitüsü).
- mimarlikdergisi.com
- İstanbul Metropoliten Alanı Kentsel Ulaşım Ana Planı (IUAP)
- 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Plan Raporu
- v3.arkitera.com
- Kubat, A. S. Hazar. D. (2018). İstanbul’un Çeper Kuşak Gelişim Süreci. Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı, 693-711.
- Surucu, R. & Kiasif, G. C. (2022). İstanbul’un Kuzeybatı Yönündeki Büyüme Sürecinin Süredürülebilirlik Performansına İlişkin Algı Analizi, Kent Akademisi, 15(2), 681-706.

