Hızlı Git
Taflan diye bir şey var ya, herkes başka bir şeyi anlıyor bazen. Ben de ilk zamanlar “taflan işte, çit olan” diyordum geçiyordum. Sonra fark ettim ki Türkiye’de taflan deyince iki ayrı bitki aynı isme giriyor gibi. Bu yüzden yazının başında kafayı karıştıran kısmı söyleyip kurtulayım.
Genelde site bahçelerinde, apartman önlerinde gördüğümüz “sık yapraklı, budayınca duvar gibi olan” taflan çoğunlukla Euonymus japonicus oluyor. Ama Karadeniz’de falan “taflan” deyince karayemiş (Prunus laurocerasus) diyen çok.
Taflan (Euonymus japonicus) ne işe yarar?
Bu bitkinin olayı: sınır çizmek. Bahçeyi bir yerden ayırmak, yürüyüş yolunu düzenlemek, komşu balkona bakışı kesmek… yani tasarımda “arka plan” gibi çalışır ama arka plan dediğim ana karakteri de oynar bazen. Çit olarak güçlü çünkü budamaya dayanır, yaprak dökmez (çoğunlukla), kışın da yeşil kalır.

Bir de şehirde dayanıklı diyenler var, yani egzoz, rüzgar, biraz tuzlu hava gibi şeylere “idare eder” deniyor. Her yerde mucize değil tabii.
Altuni taflan (Euonymus japonicus ‘Aureomarginatus’)
Altuni taflan (Euonymus japonicus ‘Aureomarginatus’), ev bahçesi çitleri için mükemmel bir seçimdir. Yıl boyu yeşil kalan yapraklarının kenarlarındaki parlak sarı şeritler, bahçeye her mevsim renk ve canlılık katar.
Altuni Taflan Çitinin Avantajları:
- Görsel Çekicilik: Sarı-yeşil alacalı yaprakları, özellikle güneşli alanlarda bahçeyi aydınlatır ve estetik bir görünüm sağlar.
- Mahremiyet ve Koruma: Her dem yeşil yapısı sayesinde dört mevsim boyunca rüzgarı keser ve dışarıdan görünmeyi engeller.
- Dayanıklılık: Farklı toprak türlerine, deniz kenarı koşullarına ve hava kirliliğine karşı oldukça dirençlidir. Kuraklığa toleransı yüksektir.
- Kolay Bakım: Şekillendirmeye çok uygundur, istenilen boy ve formda kolayca budanabilir. Büyüme hızı orta seviyede olduğundan çok sık budama gerektirmez.
Dikim ve Bakım İpuçları:
- Konum: En iyi renklenmeyi güneşli veya yarı gölgeli alanlarda gösterir. Tam gölgede sarı renkler matlaşabilir.
- Toprak: İyi drene edilmiş herhangi bir bahçe toprağında yetişebilir.
- Dikim Aralığı: Yoğun bir çit oluşturmak için fidanları 30-50 cm aralıklarla dikebilirsiniz.
- Sulama: İlk yıl düzenli sulama önemlidir. Bitki yerleştikten sonra kuraklığa dayanıklıdır, ancak aşırı sıcaklarda sulama faydalı olur.
- Budama: İlkbahar ve yaz sonunda yapılacak budamalarla çitinizi formda tutabilir ve daha gürleşmesini sağlayabilirsiniz. Bazen çıkan tamamen yeşil dalları, bitkinin alacalı özelliğini korumak için dipten kesmelisiniz.
Kısacası, altuni taflan az bakım isteyen, dayanıklı ve bahçenize yıl boyu güzellik katan harika bir çit bitkisidir.
Işık ister mi? Gölge olur mu?
Taflan güneşte daha sık olur, daha toparlar. Yarı gölge de olur ama bazen uzuyor, araları açılıyor, böyle “ben burda niye varım” gibi kalabiliyor. Tam gölgeye koyarsanız yaşar mı… yaşar ama yaşaması yaşamak değil gibi.
Bazı bahçelerde çit çizgisi tam gölgeye denk geliyor. Orada da taflan kullanılıyor ama budama ve sabır işi artıyor, yani “kolay çit” olmaktan çıkıyor.

Toprak ve su: burada insanlar genelde abartıyor
Toprak seçmez derler ama seçiyor. Özellikle su tutan ağır toprakta taflan bazen bir anda bozuluyor, yaprak sararıyor, dipten çürüme gibi şeyler görüyorsunuz. Çoğu kişi “kurudu” sanıp daha çok su veriyor, sonra daha da kötüleşiyor. Biraz ters bir hikaye.
Taflanı dikince ilk zamanlar su ister. Ama sürekli “az az her gün” sulama çok mantıklı değil. Toprak zaten ıslak kalıyorsa kök nefes alamıyor. Benim gördüğüm, derin sulama + araya gün koyma daha iyi. Hatta bazen hiç sulamayıp sadece kontrol etmek daha doğru çıkıyor (bu cümle biraz saçma oldu ama kastım şu: sulama refleksini azaltın).
Toprağın drenajı kötüyse, yani su gölleniyorsa, taflan orada sizi yorabilir. “Taflan kötü” diye değil, yer kötü.
Budama: çitin şekli budamayla “öğretiliyor”
Budama yapınca taflan toparlıyor, bu iyi. Ama budama yanlışsa çitin altı açılıyor. Şu hata çok var: üst taraf geniş bırakılıyor, alt taraf dar kalıyor. Alt kısım gölge görüyor, sonra yaprak azalıyor, dip çıplaklaşıyor.
Çitin altı biraz daha geniş, üstü biraz daha dar olursa, ışık aşağıya iner ve alt da dolu kalır. Bu basit ama çoğu kişi hiç düşünmüyor, sonra “taflanım niye çırılçıplak oldu” diyor.

Budama zamanı konusu da net değil gibi. Ben genelde bahar sonu gibi yapılan budamanın daha iyi çalıştığını görüyorum. Çok geç sonbaharda budarsanız, yeni sürgün çıkıp kışa yakalanma gibi şeyler oluyor, sonra yapraklar yanık gibi oluyor. Tam cümleyi kuramadım ama anlaşılıyor sanırım.
Alacalı taflanlarda bazen düz yeşil sürgün çıkıyor. Bu düz yeşil olanlar zamanla alacalı yaprakları “bastırıyor”. O sürgünleri görür görmez dipten almak lazım, yoksa bitki tek renge dönüyor.
Taflana çok gübre basınca bazen hızlı büyüyor, evet. Ama hızlı büyüyen sürgünler daha zayıf oluyor, rüzgarda kırılıyor, kışın yanıyor, böcek daha çok geliyor gibi bir şey oluyor. Yani büyüme var ama kalite yok. Çok teknik konuşmayayım: Az verin, gerektiği kadar verin.
Çit çok sık budanıyorsa, bitki sürekli yeni sürgün yapıyorsa, ilkbaharda hafif besin desteği mantıklı olabiliyor.
Tohumla uğraşan da var ama ben pek görmedim. Çelikle çoğaltma daha pratik: yazın yarı odunsu gibi bir sürgün alıp, köklendirme ortamına koyanlar var. Her çelik tutmaz, bazen tutar bazen “hiç bir şey olmamış” gibi kalır. Nem ayarı tutmazsa çürür, çok kurursa da kurur. Yani tam kararında olması gerekiyor, ama kararında olan şeyi de kim karar veriyor belli değil.
Hastalık-zararlı: taflanı en çok düşüren şey “kabuklu bit” gibi
Taflan çitlerinde minik minik kabuklu bit olayı olur. Yaprak altına bakınca küçük beyaz-kahverengi kabuklar gibi görürsünüz, sonra yapraklar matlaşıyor, sararıyor, dal zayıflıyor. Bazen insanlar bunu “toz” sanıyor, silmeye çalışıyor falan… ama silince çözülmüyor.

Burada en önemli şey: erken fark etmek. Çit çok sık ve hava almıyorsa daha da artıyor gibi. Hava akışı, doğru budama, sıkışıklığı azaltmak gibi şeyler yardımcı olur. İlaç kısmına girmeyeyim çünkü herkes farklı uyguluyor, yanlış yönlendirmek istemem.
Bir de drenaj kötüyse kök hastalıkları da olabiliyor. Yani yaprak sarardı diye sadece üstten bakmayın, kök tarafına da bakmak lazım.
Taflanı nereye koysam iyi olur?
Taflan en çok şuralarda iş yapar:
- Çit bitkisi (Bahçe sınırı), duvar önü, yürüyüş yol kenarı
- Komşu tarafına perde yapmak için
- Apartman önü “düzenli yeşil bant” gibi
Ama şunu da söyleyeyim: Taflan her yere konunca her yer “aynı” görünmeye başlıyor. Bu da oluyor. Yani tasarımda taflanı bir malzeme gibi düşünün, fazla kullanınca mekân plastik gibi oluyor demeyeyim ama tekdüze oluyor.

Karayemiş de “taflan” diyenlere minicik not
Eğer sizin taflan dediğiniz şey yaprakları iri, parlak ve daha “ağaççık” gibi büyüyorsa muhtemelen karayemiştir. Çit olur, perde olur, hatta daha güçlü perde olur. Ama bakım mantığı biraz farklı: suyu daha sever gibi, gölgeye daha toleranslı gibi, ama yine de “su içinde kalsın” diyemeyiz tabii.
Toksisite konuları iki bitkide de konuşulur. Çocukların yaprakları koparıp ağzına atması, evcil hayvanların kemirmesi gibi durumlarda temkinli olmak daha doğru. “Yeşil bitki ya ne olacak” demeyin, bazen oluyor.
Kısa kısa: en çok sorulanlar
Taflan güneşte mi güzel olur?
Evet çoğu zaman. Yarı gölge de olur ama sık form daha zor.
Taflan niye sararıyor?
Aşırı sulama + drenaj, ya da kabuklu bit gibi zararlılar. Bazen ikisi aynı anda.
Çit neden alttan açılıyor?
Üst geniş bırakılıp alt gölgede kalıyor. Budama şekli çoğu zaman sebep.
