Hızlı Git
Kent parkları günümüzde rekreasyonel ihtiyaçlarımız için kullanımı ve kentin biyoçeşitliliğine katkı yapan bir alan olarak görülmekte fakat kent parkları gerçekten amacına göre ülkemizde kullanımı bulunmakta mı? Geçmişten günümüze kent parklarının işleyişinin rolleri ve önemi nelerdir? Kent parkları günümüze kadar tanımlanmasında ve oluşmasındaki önemli etkenler nelerdir?
Kent Parkları- İşlevleri, Rolleri ve Önemi
Kent parklarının birçok araştırmacı tarafından farklı tanımları olsa da genel anlamında şehirde herkese açık erişilebilir pek çok rekreasyonel imkanlar ile aktif ve pasif eğlence ile dinlenme fırsatları sağlaması, flora ve fauna ile kentin biyoçeşitliliğini sağlayarak kentin yeşil alt yapısını oluşturan sürdürülebilir parklar olarak tanımlayabiliriz.
Kent Parklarının Tarihi Geçmişi
İlkçağ Bahçeleri (M.Ö. 3500-476)
İlkçağlarda yerleşik hayata geçiş ve tarımın gelişmesi ile bahçeler oluşturulmaya başlanmıştır. Yunan ve İran medeniyetleri arasında bitki ve tohum takası bahçe kültürü ve botanik biliminin ilerlemesine katkı sağlamış yerli ve egzotik türlerin bulunduğu ilk botanik bahçesi Yunan döneminde görülmüştür. İlk halka açık park ise Lukul aracığıyla Roma’da yaptırılmıştır. Bizans döneminde Anadolu’da eski Yunan, Roma ve Asya uluslarından esinlenilen İstanbul’da oluşturulmuş saray bahçeleri en meşhurlarıdır. İlk tıbbi bitkiler bahçesi de bu dönemde görülmüştür.
Orta Çağ Bahçeleri (476-1453)
Avrupa’da yaşanan savaşlar, iç karışıkların beraberinde kültür, sanat ve siyaset alanındaki büyük değişikler batıda hem de doğuda da önemli ölçüde geçiş ve değişim yaşatmıştır. Avrupa’da uzun yıllar gasp ve yağmanın etkisi sadece bahçıvanlık sebze meyve yetiştiriciliği üzerinde sınırlı kalmış, birden çok İslam ülkesi bahçecilikte ileri seviyede gelişim göstererek Rönesans park ve bahçelerini etkilemiş ve yönlendirmiştir. İslam bahçe sanatı İran, Fenike, Bizans ve İbranilerin etkisiyle hareket ederek biçimlenmiş, ilerleyen zamanlarda Arap ve İslam uygarlığı Japonya’ya kadar uzanmıştır.
Anadolu’da Erken Tunç Çağı döneminde İlk Türk beylikleri avlu ve suyun önemini belirterek ‘Cennet Bahçesi’ ideali ile insan ile doğanın uyumlu ilişki dikkate alınarak bahçe tasarımları oluşturulmuştur. Selçuk sultanlarının saraylarında avlu ve geniş bahçelerle birlikte gülistanlar,av korulukları, has bahçeler açık yeşil alan sistemlerini önemli elemanlarıdır.
Rönesans Bahçeleri (1450-1600)
İnsanın birey olarak önem taşımaya başlaması ile açık alan ve meydanlar sosyal amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Perspektif bilgisi ile gelişmeye başlayan Aksiyel geometri anlayışı ile peyzaj düzenlemelerinde etkili olmuş kamusal kent parkı oluşumuna zemin oluşturmaya başlamıştır. Erken Rönesans Bahçeleri (Bagnaia’da bulunan Villa Lante ve Tivoli’de bulunan ‘Villa d’Este’) aynı zamanda gelecekteki Barok stilinin habercisi olmuştur. 14 yy. sonlarında Osmanlılar Rönesans ve Barok bahçe tarzından farklı olarak informal bir düşünce ile bahçe tasarımı yapmışlardır. Topkapı Sarayı Bahçeleri ve Üsküdar Saray Bahçeleri en önemli örneklerdendir.
Peyzaj Bahçesi (Doğal Park) (1700-1800)
Avrupa’da halka açık park kavramından yeni söz edilerek rekreasyonel etkinliklerin gerçekleştiği bu dönemde klasik park stilinden tamamen uzaklaşma olmadan Fransa’daki Petit Trianon parkı gibi bazı doğal parklar oluşturulmuştur. Lale Devri ile kamusal açık alan kavramı gelişmiş halka gezinti alanları olarak sınırı çizilmemiş doğal alan ve mesireler ortaya çıkmış sosyal yaşam alanları olarak gelişim göstermiştir.
Modern (Kamusal) Kent Parkı) (1800-1950)
Bu dönemde doğadan uzaklaşmaya başlanmış kazanç sağlamayan sanat,kültür ve yeşil alanlar işe yaramaz sayılarak bahçeler oyun alanları ve kıyı kasabaları ulaşım için yok edilmiştir. 1850’lerde Haussman Paris için hazırladığı ve kent parkı tasarımını da içinde barındıran çalışmada kafeleri pasajları ve turizm yerlerinin keşfini yeni kent parkı anlayışı olarak dile getirmiştir. 1890’larda Haussmancılığın devamı şeklindeki kentsel planlama yaklaşımına tepki olarak geliştirilen ve yaklaşımların en önemlilerinden biri olan Ebenezer Howard’ın (1850-1928) bahçe kenti yöntemi, şehir ile kırsal alanlarının her ikisinin de üstün özelliklerini barındıran ve sakıncalarını dışlayan ve bu yöntem ile kentlerin büyüklüğünün bilinçli bir şekilde denetim altında tutulmasını önermiştir.
19 yy’ ın ortalarından itibaren Fransa, İngiltere ve Almanya’da halk parkları oluşturulmuş ve diğer ülkelerde halk parkları oluşturmaya başlamıştır. Halka açık ve herkese hitap eden ilk park tasarımı Liverpool’daki Birkenhead Parkı (1843) olup Frederick Law Olmsted Birkenhead Parkı’nın sosyal ve ekonomik yönünden esinlenerek New York’taki Central Park’ı tasarlamıştır.
Bu dönemde ülkemizde parklar ‘Cumhuriyet kenti’ imgesini güçlendirmek amacıyla genellikle ana caddede kent meydanı yakınında yer almıştır. İdeoloji anlamı, mimarı ve kentsel anlamının önüne geçmiştir. ‘Sağlık’ ve ‘gençlik’ niteliklerinin mekânsal olarak ifade eden birçok park, spor tesisi ve halka açık rekreasyon alanları 1930’larda inşa edilmiştir. Atatürk Orman Çiftliği, Çubuk Barajı bu dönemi yansıtan önemli kamu alan örnekleridir. Aynı şekilde İzmir Kültürpark, Balıkesir Kültür Parkı yine bu dönemde ard arda yapılan önemli kent parkı örnekleridir.
Postmodern Kent Parkı (1950-1987)
Endüstri devrimi ve savaşlar sonrası zarar görmüş kentlerde dönüşüm projeleri önemli bir yer tutmaktadır. Ömürlerini yitiren endüstriyel alanların işlevsiz kalması, görüntü kirliliği ve güvenlik sorunlarına yol açmıştır. Bu alanlar, peyzajın iyileştirme dönüştürme değişimini vurgulayarak yeni işlevlerle yeniden canlandırılmıştır. Gas Works Park en önemli örneklerinden biridir. Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan küçük parkların çoğu yeni imar planlarını uygulanmasıyla sirkülasyonun (Ulaşım ağlarının) sağlanması için kaldırılmış ya da bölünerek rekreasyonel özellik ve işlevini yitirmişlerdir.
Sürdürülebilir Kent Parkı (1987- 2015)
Dünya’da çevre sorunlarının öneminin vurgulandığı, sürdürülebilirlik kavramının damgasını vurduğu yıllardır. 1987 yılında sürdürülebilirlik kavramı ilk kez ‘Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun ‘Ortak Geleceğimiz Raporu’nda gündeme gelmiştir. Bu dönemde ayrıca kentsel tasarım yaklaşımı olan çevre, insan ve kentin birbirleri ile etkileşim içerisinde olduğu eko-kent (ecocity) (1987) kavramı ile kentleşme sonucu oluşan ağır sonuçlara cevap arayışına bağlı olarak peyzaj şehirciliği kavramı ortaya çıkmıştır. Kent parkı tasarımlarında kentsel tarım yaklaşımına geçilerek kendini besleyen yaşam alanları, düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. Baix Llobregat Tarım Parkı (1998) Barselona Metropol Bölgesi’nde kurulan ilk kentsel tarım örneklerindendir. İyileştirme, dönüştürme esneklik, gibi unsurların park tasarımına temel ilke haline gelmiştir. Duisburg Nord (1994) Fresh Kills Park (2008-..) önemli örneklerin sadece birkaçıdır.
Ülkemizde Haliç Kıyıları Dönüşüm Projesi, Sümerbank Merinos Yünlü Sanayi Dokuma Fabrikası’nın kamusal rekreasyon alanına dönüştürülmesi ile Seka Park örnekleri iyileştirme, dönüştürme, esneklik unsurlarına örnek parklar olarak verilebilir.
Gri altyapı yaklaşımı yerine yeşil altyapı tasarımına geçilmiş doğa tabanlı tasarım ile teknoloji de buluşturularak teknolojinin sürdürülebilirlik için etkin bir araç olarak öne çıkmıştır. Sulak alan çalışmaları da bu dönemde öne çıkmış ‘Sünger Şehirler’ ve ‘Geçirgen Şehirler’ kavramı su havzalarının korunması, su kalitesinin iyileştirilmesi ve su hasadı konularına yoğunlaşmış suyun farklı ve doğal tasarımlarla absorbe edilmesini amaçlamıştır. Shangai şehrindeki Houtan Parkı ile New York’ta Staten Adası’nda bulunan Living Breakwaters projesi bu tanımlara örnek projelerdendir.
Türkiye’de bu dönemde 24 Mayıs 2004 tarihinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS)’ne taraf olmasıyla başlamıştır. Türkiye’nin İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı (2011-2023) yayınlanmıştır. Sürdürülebilirlik kavramına ilişkin, hedefler önlemler ve planlar açıklanmıştır.
İklim Pozitif Parklar (2015-Günümüz)
İklim değişikliği ile mücadele kentlerin önemli sorunu haline gelmiş doğa tabanlı yaklaşımlara ulaşılmasındaki önem sürekli vurgulanmıştır. Sürdürülebilir parklar bu dönemde ‘İklim Pozitif Parkları’ olarak kentsel ölçekte problem çözen bir yöntem konumunu almıştır. Mangrove Sanya Parkı, Chulalongkorn Yüzüncü Yıl Parkı (Thailand 2017) ve Airline Highway Park önemli iklim pozitif park örneklerindendir.

Günümüzde son dönemlerde artan seller, tsunamiler, fırtınalar ve şiddetli sağanaklar Akıllı şehirler kavramını ortaya atmış yapay zeka, 5G, hava olaylarının takibi ve uyarı sistemlerinin devreye sokması için SCADA sistemleri, şehirlerdeki sünger alanlara suları yönlendirmek için gerekli düzeneklerin devreye girmesi (Eşbah Tunçay, 2021) gibi sürdürülebilir uygulamalar öne çıkmaktadır.
Ülkemizde iklim değişikliği 29 Ekim 2021’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ismi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirilmiş 26. Taraflar Konferansı (COP26) sonrası Konya ilinde düzenlenen Türkiye’nin ilk İklim Şurası (Şubat 2022) gerçekleştirilmiş, Kasım 2022’de Cop 27 zirvesine de katılan Türkiye’nin henüz taslak halinde olan iklim kanununun iklim değişikliğiyle mücadelesinde çok daha etkin adımlar atmada önem arz ettiği belirtilmiştir. Ülkemizde İstanbul Tuzla Kamil Abduş Gölü sulak alan projesi İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2021 yılında hayata geçirilmeye başlanan SüngerKent İzmir iklim değişikliği ile ilgili atılan önemli projelerdendir.
Kent Parkı Anlayışı Değişti Ama Ne Kadar Gelişti?
Kent parkı geçmişte özel saray bahçelerinde ve savaşın etkisiyle tarım amaçlı kullanılmış ilerleyen dönemlerde halk için kent parkı dahilinde bahçeler oluşturulmuştur. Sanayi devrimi ve savaşların etkisinin olduğu dönemde halk ikinci plana atılarak bahçeler ekonomik amaçlı kentte tarım anlayışı sürdürülmüş ilerleyen dönemlerde kent tarımı halk için sürdürülebilir kavramı çerçevesinde geri kazandırılmıştır.
1987-2015 yılları Ülkemizde ve Avrupa’da geçmişten günümüze baktığımızda geliştirilmeye dair çalışmalar yapılmıştır. Bir dönem ikinci plana atılan halkın aslında ilk planda olmasının anlaşılmasıyla uzun yıllar halk dahil edilerek projeler yapılsa da özellikle son yıllarda savaş ve başka etkenler sebebiyle sürdürülebilirlik ve kent parkı anlayışının üzerinde çalışmalar yapılmasına rağmen yeterli olmadığı ve rekreasyonel olarak ihtiyacı karşılamadığı anlaşılmaktadır.
KAYNAKLAR
- H. Özdemir Şahin ve H. Eşbah Tunçay, “Kent parklarının tarihi süreç içerisindeki rolleri ve sürdürülebilir kent parkları,” Türkiye Peyzaj Araştırmaları Dergisi, c. 6, sy. 2, ss. 137-155, 2023
- Özdemir Şahin, H. (2024). Sürdürülebilir kent parkları için yönetim stratejileri [Doktora tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.

